Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

paranın üstü

satın alınan şeyin tutarından artan para.

44

parantez açmak

söz veya yazının içine, sözü edilen konu ile ilgili bir bölüm koymak. 2) mec. anlatılan konudan farklı bir şey söyleneceği zaman kullanılan bir söz: 'Şimdi burada yeni bir uzun parantez açmak ve bu dağ gezintisi hikâyesinden çok gerilere dönmek ihtiyacını duyuyorum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

114

parasını çıkarmak

anaparayı kurtarmak, masrafını çıkarmak.

103

parasını sokağa atmak

değeri olmayan bir mala para vermek.

45

parasıyla rezil olmak

para vererek yaptırdığı bir şey iyi çıkmamak, parasının karşılığını alamamak.

49

parasızlık çekmek

para yönünden sürekli sıkıntı içinde olmak: 'Ömrünün büyük bölümünde parasızlık çekmiş olan bir çeşit kumarbazdı.' -R. Erduran.

116

paraya çevirmek

herhangi bir şeyi para ile değiştirmek.

104

paraya kıymak

gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak.

127

paraya para (pul) dememek

1) çok para kazanır olmak; 2) elde edilen parayı az bulmak; 3) bol para harcamak.

104

paraya sıkışmak

parasız kalmak, para sıkıntısı içinde olmak.

109

parayı basmak (bastırmak)

para vermek: 'Fiyatını söylesem şaşar kalırsın ama aldırmıyorum, basıyorum parayı alıyorum.' -M. İzgü.

112

parayı denize atmak

parayı boşuna harcamak, israf etmek.

48

parçalı bohça gibi

birbirini tutmaz parçalardan oluşan.

109

parmağına dolamak

bir konuyu, bir kimseyi ele alıp sürekli uğraşmak, diline dolamak: 'Çarşının alaycıları, gevezeleri ... Halil'in yüreğinin yandığını anlayınca onu parmaklarına doladılar, ateşini körüklemeye başladılar.' -M. Ş. Esendal.

125

parmağını bile kıpırdatmamak (oynatmamak)

bir iş için hiçbir davranışta bulunmamak.

50

parmağını yaranın üzerine basmak

asıl derdi veya bir derdin asıl sebebini göstermek.

113

parmağının ucuyla (ucunda) çevirmek

bir işi kolayca ve ustalıkla yapabilmek.

111

parmak atmak

sorun yaratmak.

110

parmak bozmak

çocuklar arasında arkadaşlığı sona erdirmek, küsmek.

118

parmak ısırmak

büyük şaşkınlık duymak: 'Hele geçen gün o Meşincioğlu Kerim Bey'e yaptığın işe parmak ısırdım.' -R. N. Güntekin.

109

parmak kadar

çok küçük: 'Ne istersin çocuk, çocuktan? dedi. Daha parmak kadar, kemikleri kırılacak, öyle ince.' -O. Kemal.

37

parmak kaldı

'az kaldı, az kalsın, neredeyse' anlamında kullanılan bir söz.

45

parmak kaldırmak

bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını açık bırakarak kapalı eli yukarı kaldırmak.

44

parmakla gösterilmek

1) bir şey az bulunmak; 2) seçkin, ünlü olmak.

39

parmakla sayılmak

çok az olmak: 'Liderin dehasına gerçekten inanmış olanlar parmakla sayılacak kadar azdı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

115

parmaklarını (birlikte) yemek

yemeği çok beğenmek.

107

parsayı başkası toplamak

bir emeğin karşılığını o emeği çeken değil, başka biri almak.

116

partal atmak

yalan söylemek: 'Ne partallar attı gayrı.' -O. Kemal.

42

parti çevirmek

kâğıt oyunları, tavla vb.nde bir parti oynamak.

100

parti vermek

bir şeyi kutlamak veya eğlenmek için birçok kimseyi bir araya toplamak: 'Unuttun mu, geçen sonbahar orada bir parti vermiştiniz, ben de vardım.' -N. Eray.

112