Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

sevaba girmek

sevap kazanmak.

107

sevap kazanmak (işlemek)

hayırlı bir davranışta bulunmak: 'Gülsüm'ün sevinci sade sevap kazanmak ümidinden doğmuyordu.' -R. N. Güntekin.

125

sevda çekmek

birine tutkun olmak, aşk tutkusu içinde olmak.

113

sevgi beslemek

sevgi duymak, sevmek: 'Makedonya'da savaşmıştı ve Türk köylüsüne karşı büyük sevgi besliyordu.' -H. E. Adıvar.

110

sevinci kursağında kalmak

bir engel sebebiyle hayal kırıklığına uğramak.

108

sevinç yaşları (gözyaşları) dökmek

sevinçten ağlamak: 'Şu mendilini burnuna tutmuş, sevinç yaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı.' -H. Taner.

56

sevinçten uçmak

çok sevinmek.

129

sevk etmek

1) göndermek, götürmek; 2) mec. sürüklemek, itmek: 'Burada başka bir olay anlatacağım ki bu, Türk'ü şuuraltı bir kuvvetle İstiklal Savaşı'na sevk eden amillerin biridir.' -H. E. Adıvar.

102

seyirci kalmak (olmak)

bir olay karşısında hiçbir tepki göstermeyerek işe karışmamak: 'Kavga edenlere kimse karışmaz, sadece uzaktan seyirci kalırlar.' -N. Hikmet. 'Sadece seyirci olduğumu, olayların dolayısıyla hayatın dışında kaldığımı bu sorudan sonra anladım.' -E. Işınsu.

45

seyrana çıkmak

gezmeye, gezintiye çıkmak.

40

seyre çıkmak

1) bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkmak; 2) eğlenmek üzere gözlemek, bakmak: 'Seyrimize çıktınız değil mi? Yürek soğutuyorsunuz değil mi? Allah sizi bizden besbeter etsin inşallah!' -O. Kemal.

104

seyre dalmak

bir şeye kendini vererek bakmak: 'Sanki Rumeli baştan başa bir arena idi ve Avrupa siyaset adamları da birer Roma imparatoru gibi mermerden localarına kurulmuşlar, oradaki olumlu güreşleri seyre dalmışlardı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

105

seyreyle gümbürtüyü

'çıkacak olayları gör, ibretle seyret' anlamında kullanılan bir söz.

107

sıcak bakmak

anlayışla karşılamak, olumlu değerlendirmek, ilgi duymak: 'Onlardan genelleme yaparak bütün kol emekçilerine sıcak bakma eğilimini edindim.' -R. Erduran.

115

sıcak basmak

hava çok ısınmak.

110

sıcak yüz göstermek

yakınlık göstermek.

111

sıçan deliği aramak

saklanacak bir yer aramak: 'Askere gitmemek için sıçan deliği arıyordu değil mi?' -O. Kemal.

116

sıçan deliği bin akçe

'kaçıp saklanacak yer yok' anlamında kullanılan bir söz.

45

sıçan deliğine paha biçilmez olmak

'güç bir durumda sığınacak bir yer bulmakta güçlük çekmek' anlamında kullanılan bir söz.

110

sıçan düşse başı yarılır

'hiçbir şey yok' anlamında kullanılan bir söz: 'Bir zamanlar hazinemiz tamtakırdı, sıçan düşse başı yarılırdı.' -T. Halman.

110

sıçana dönmek

üstü başı çok ıslanmak.

111

sıçıp sıvamak

kaba öfkelenip kaba küfürlerle dolu sözler söylemek.

113

sıçtı Cafer, bez getir

kaba birinin berbat bir iş gördüğünü anlatan bir söz.

120

sıfır çekmek

sp. halter yarışmalarındaki silkme ve koparma dallarında belirlenen ağırlığı kaldıramayıp elenmek.

101

sıfıra inmek

1) bitmek, tükenmek, yok olmak: 'Zannedersem kocamın ziyaretçileri de sıfıra indi.' -Ö. Seyfettin. 2) sp. futbol, hentbol vb. oyunlarda hücum oyuncusu rakip alanda bitiş çizgisine kadar gitmek.

102

sıfıra sıfır, elde var sıfır

bütün çalışmaların boşa gittiğini, istenilen sonucun alınamadığını anlatan bir söz.

49

sıfırdan başlamak

en baştan, hiçbir şeye sahip olmadan bir işe girişmek: 'Batı tiyatrosu Türkiye için yepyeni bir şey olduğu için sıfırdan başlamak gerekiyordu.' -M. And.

114

sıfırı tüketmek

1) gücü kalmamak: 'Sonra ulusal sporumuzda hızla geriledik, çok geçmeden sıfırı tükettik.' -T. Halman. 2) yoksul duruma gelmek, yoksullaşmak; 3) ölmek.

98

sıhriyet peyda etmek

hısımlık oluşturmak: 'Süleyman Şah, kurtuluşu Osman Oğulları ile sıhriyet peyda etmekte görüyordu.' -F. F. Tülbentçi.

114