Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

selam olsun

'esenlik dileklerim ulaşsın' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

41

selam söylemek

1) selamını birine götürmesini söylemek; 2) birinin gönderdiği selamı başkasına iletmek.

105

selam vermek

1) selamlamak: 'Kapıdan içeri giren adam, topuklarını birbirine vurarak askerce bir selam veriyor.' -E. M. Karakurt. 2) din b. başını sağ ve sol omuzlarına çevirerek namazı bitirmek.

113

selamete çıkmak

esenliğe kavuşmak, kurtulmak.

107

selamünaleyküm kör kadı

aşırı tok sözlü kişiler için uyarma yollu söylenen bir söz.

111

sele gitmek

1) sele kapılmak; 2) mec. gereksiz yere telef olmak.

104

sele kapılmak

sel sularıyla sürüklenip gitmek.

43

semen peyda etmek

şişmanlamak.

118

semer vurmak

1) semeri, yük hayvanının sırtına koyup bağlamak, semerlemek; 2) semer sırtı yaralamak.

50

semeresini vermek

bir şey istenilen verimi, sonucu vermek: 'Nitekim bu hummalı faaliyet, semeresini vermekte gecikmedi.' -H. Taner.

43

semeri devirmek

eşek gibi kabaca yatmak.

102

sempatisini kazanmak

birinin sevgisini, ilgisini ve yakınlığını kazanmak.

48

semtine uğramamak

1) bir yere özellikle gitmemek: 'Mektebin semtine bile uğramamışlar da hangi derse çalışmışlar acaba?' -M. Yesari. 2) birini hiç aramamak, onunla ilgisini kesmek: 'Nice iyiliklerde bulunduğu kimseler, onun semtine uğramaz olmuşlardı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

37

sen ben davası (kavgası)

bir konuda anlaşmazlığa düşüldüğünü anlatan bir söz: 'Nihayeti bulunmaz bir sen ben davasına düşmüşler.' -Ö. Seyfettin.

108

sen bilirsin

'nasıl uygun bulursan öyle yap' anlamında kullanılan bir söz: 'Kuşağından mendilini çıkarıp gözyaşlarını sildi. -Ya Rabbi sen bilirsin, ya Rabbi sen bilirsin diye söylendi.' -M. Ş. Esendal.

49

sen sağ, ben selamet

iyi veya kötü bir sonuçla biten bir iş karşısında artık yapacak bir şey kalmadığını anlatan bir söz.

122

seni gidi seni (seni seni)

yaramaz, haylaz, çapkın: 'Başını kaldırdı, seni seni diyerek başını sallayıp gülümsedi.' -H. Taner.

42

senli benli olmak

1) iç içe olmak, bütünleşmek: 'Altı ay önce tramvaylar tuhafıma gitmişti. Bu sefer onlarla daha senli benli olduk.' -B. R. Eyuboğlu. 2) aşırı ölçüde içten, teklifsiz olmak: 'Salonda kahvelerini içerlerken senli benli olmuşlardı bile.' -A. İlhan.

125

sepet havası çalmak

argo 1) işinden çıkarmak, sepetlemek: 'Patrona kalsa sepet havasını çoktan çalardı.' -M. Ş. Esendal. 2) yanından uzaklaştırmak, gitmesini sağlamak.

116

sepette pamuğu olmamak

tkz. bilgisiz, boş kafalı olmak.

112

ser verip sır vermemek

ağzı sıkı olmak.

50

serbest bırakmak

1) tutuklu veya gözaltında bulunan birini serbest, özgür duruma getirmek, tahliye etmek: Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bıraktık. 2) kendi düşüncesi ve iradesine göre davranmasına izin vermek: 'Akli muvazenesi pek sağlam bulunmadığı için serbest bırakıldı.' -S. F. Abasıyanık.

102

serbest çalışmak

bir işverene bağlı olmadan kendi adına kazanç sağlamak.

108

serde ... var

alay sözü edilen kimsedeki bir niteliği anlatan söz: 'Bakakalırım giden geminin ardından / Atamam kendimi denize, dünya güzel / Serde erkeklik var, ağlayamam' -O. V. Kanık.

105

sergi açmak

sergilemek: 'Şehir Galerisi'nde açtığı ilk sergide, yalnız zevkine ve hünerine değil, sabrına da şaştım.' -Y. Z. Ortaç.

42

sergi sermek

kurutmak veya göstermek için bir şeyi düz bir yere yaymak.

109

sergin vermek

hastalanıp yatağa yatmak.

98

serilip serpilmek

1) rahat bir biçimde yatmak; 2) gelişmek.

171

serilip yatmak

rahat bir biçimde yatmak.

108

serin gel!

argo 'sakin ol, soğukkanlı davran' anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

39