Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

şamata etmek (koparmak)

gürültü patırtı yapmak: 'Amma da şamata ettin be çorbacı, dedi.' -H. Taner. 'Haykırarak, şamata kopararak, yarı havada, yarı yerde koşup kendilerini çeşmenin yalaklarına atarlardı.' -R. H. Karay.

105

şan vermek

ün salmak.

110

şanına yakışmak

şanından olmak.

99

şanına yedirememek

yenilgiyi kabul edememek: 'Onların karşısında ilk elde çekilmeyi şanına yediremedi.' -Ö. Seyfettin.

78

şanından olmak

bir şey onun büyüklüğüne, karakterine uygun olmak, yaraşmak.

46

şans tanımak

imkân vermek, fırsat vermek.

94

şansa bırakmak

oluruna bırakmak.

106

şansa kalmak

bir şeyin olabilmesi için çok az umut olmak.

104

şansı dönmek

talihi iyiyken kötü veya kötüyken iyi olmak.

100

şansı yaver gitmek

talihli olmak, bahtı açık olmak: 'Şansı yaver gittiği takdirde orta boylu, uzun saçlı esmerine kavuşabilecekti.' -A. Kulin.

113

şantaj yapmak

gözdağı vermek.

101

şap gibi donmak (kalmak)

şaşırarak ses çıkarmayacak duruma gelmek.

108

şap gibi yanmak

ortada kalmak, destek bulamamak.

108

şapa oturmak

içinden çıkılması güç bir duruma düşmek.

111

şapka çıkarmak

bir söz veya durum karşısında söyleyecek sözü kalmamak ve takdir etmek.

110

şaplak indirmek

1) elin içiyle vurmak: 'Zeynep, bir şaplak indirdi önündeki kil hamuruna ve güldü.' -E. Işınsu. 2) tokat atmak.

103

şarj etmek

1) yüklemek; 2) argo bir şeyi anlamaya, kavramaya başlamak.

107

şarkı tutturmak

bir şarkının sözlerini veya sadece bestesini seslendirmek: 'Eğlenmek için derin bir heves doğdu, ıslıkla bir şarkı tutturdu.' -P. Safa.

103

şart etmek

'şart olsun' diyerek yemin etmek: 'Anası, oğlan gelirse içeri almayacağına şart etmişti.' -M. Ş. Esendal.

89

şart koşmak

önceden bir şarta bağlamak: 'Sarfiyat hususunda bir şart koşmuyorlar.' -R. H. Karay.

109

şart olmak

gerekmek, kaçınılmaz bir durum almak.

46

şart olsun

1) 'nikâhım üzerine yemin ederim ki, öyle değilse veya bunu yapmazsa karım boş düşsün (olsun)' anlamında yemin olarak kullanılan bir söz: 'Artık hep, evli adamlar gibi biz de şart olsun yeminine başladık.' -Ö. Seyfettin. 2) yemin etmek için kullanılan biz söz: 'Kim hapşırırsa şart olsun ki öldürünceye kadar döveceğim.' -Ö. Seyfettin.

43

şart şurt tanımamak

kendini hiçbir şarta bağlı saymamak.

100

şaşırıp kalmak

çok şaşırmak, büyük bir şaşkınlığa düşmek: 'Beni ilk defa dersler dışında konuşup gülerken görüyor, şaşırıp kalıyorlardı.' -A. Kutlu.

97

şaşkına dönmek

beklenmedik bir durum karşısında şaşkınlaşmak: 'Bunlar da Mustafa Kemal'i ifratlı hareketlere, yanlış yollara sevk etmek töhmeti altında bunalmış, şaşkına dönmüş idiler.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

100

şato gibi

büyük, görkemli (yapı).

114

şavkı vurmak

bir şeyin ışığı yansımak: 'Bir ay doğdu ilk akşamdan, geceden / Şavkı vurdu pencereden, peçeden' -Halk türküsü.

102

şeamet tellallığı yapmak

her olayı kötü ve sıkıntı yaratacak biçimde yorumlayıp dile getirmek.

35

şehadet getirmek

İslam'ın şartlarından 'Tanrı'dan başka tapacak yoktur ve Hz. Muhammed onun kulu ve peygamberidir' anlamına gelen kelimeişehadet adını taşıyan Arapça sözü söylemek

105

şehadet şerbetini içmek

şehit düşmek.

107