Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

şeytan kulağına kurşun

hlk. aksama ihtimali bulunan durum veya işler düzenli gittiğinde 'nazar değmesin' anlamında söylenen bir söz: Şeytan kulağına kurşun, hiçbirimiz hasta olmadık.

119

şeytana külahı (pabucu) ters giydirmek

çok kurnaz olmak: 'Fakat aynı zamanda, şeytana külahı ters giydirecek kadar açıkgöz ve kurnazdı.' -R. N. Güntekin.

112

şeytana parmak ısırtmak

çok kötü ve çirkin bir şey yapmak.

103

şeytana uymak

kötü bir şey yapma isteğine kapılmak.

100

şeytanın bacağını (ayağını) kırmak

1) herhangi bir sebeple yapılmayan bir işe başlamak veya gidilmeyen bir yere gitmek; 2) uğursuzluğu, şanssızlığı, aksiliği yenmek.

106

şeytanın gör dediği

başkalarının göremediği, farkına varamadığı incelikler veya gerçekler.

105

şeytanın işi yok

'ne hikmetse, aksilik bu ya' anlamında kullanılan bir söz.

104

şeytanın yattığı yeri bilmek

bilinmesi ve hatırlanması güç şeyleri bilmek, çok kurnaz ve açıkgöz olmak.

114

şıkır şıkır oynamak

1) canlı bir biçimde oynamak; 2) mec. çok sevinmek.

37

şıp diye

1) 'şıp' sesi çıkararak; 2) ansızın; 3) hemen: 'Öyle bir suratla karşılayacak ki seninki hiç istenmediğini şıp diye anlayıp defolacak.' -A. İlhan.

113

şırınga etmek

gaz veya sıvı bir maddeyi gözenekli başka bir maddenin içine şırınga ile doldurmak.

98

şırınga yapmak

şırınga ile vücuda gerekli yerinden ilaç vermek.

99

şiar edinmek

benimsemek, ilke olarak kabul etmek: 'Zira ki biz, orijinal mevzulara teması şiar edinmişiz.' -N. Hikmet.

113

şiddet göstermek

kaba, sert davranmak.

121

şiddete başvurmak

kaba kuvvet kullanmak.

105

şifa bulmak

iyi olmak, onmak.

112

şifa niyetine

bir kimseye ilaç verilirken 'iyi olması, fayda sağlaması dileğiyle' anlamında kullanılan bir söz.

109

şifa vermek

iyi etmek, sağlığına kavuşturmak: 'Hastalara türlü maceralarla şifa vermesini ben bilirim.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

107

şifayı bulmak (kapmak)

tkz. hastalanmak veya hastalığı artmak: 'Aksırık öksürük derken kızcağız şifayı kapmış.' -A. İlhan.

42

şifreyi çözmek

1) bir şifrede kullanılan işaretlerin anlamını bulmak; 2) mec. gizli bir olayı anlayıp açıklığa kavuşturmak.

39

şiir düzmek

şiir yazmak veya söylemek: 'Onun bir parçası olan insan da tazelenir bu mevsimde, ozanların şiir düzmeleri bu yüzdendir işte.' -M. C. Anday.

43

şiir gibi

çok güzel, çok hoş.

119

şikâyet getirmek

sızlanmak, yakınmak: 'Hüsmen de yorgunluğundan şikâyet getirmiyor, hak uğruna çalışmak ona yol mihnetlerini unutturuyordu.' -R. H. Karay.

89

şikâyette bulunmak

yakınmak, şikâyet etmek.

105

şike yapmak

1) danışık spor karşılaşması yapmak; 2) mec. bir çıkar karşılığı anlaşarak bir işi yapmak.

110

şimdiden tezi yok

vakit geçirmeden, hemen şimdi.

46

şimşek çakmak

şimşek oluşmak: 'Üst üste birkaç şimşek çakıyor.' -A. İlhan.

102

şimşek gibi

çok hızlı: 'Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan / Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan' -Y. K. Beyatlı.

44

şimşekleri üstüne çekmek

sert eleştirilere hedef olmak.

44