Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

yarım sol etmek

sol yana biraz yönelmek: 'Doktorun elini tuttu, salladı. Sonra yarım sol etti, yan tarafta duran koltuğa oturdu.' -M. Ş. Esendal.

49

yarından tezi yok

gecikmeksizin, hemen: 'Yarından tezi yok, gitmeniz için icap edenleri yapmaya başlamalısınız.' -F. R. Atay.

46

yarışa girmek

yarışmak: 'Mısır'ın değme ağıtçıları bile sanırım vaveylalarında benimle yarışa giremezlerdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

111

yarışa kalkmak

1) yarışmaya başlamak; 2) yarışmaya niyetlenmek.

109

yarma gibi

çok iri yarı (kimse).

112

yas bağlamak

Yas tutmak: 'Yurdumuzda düşmanlar dert ekti, elem biçti / Yas bağlayan milletin gözyaşlarını içti' -E. B. Koryürek.

114

yas çekmek

yas tutmak: 'Hem yârinden hem yoldaştan hem köyden / Ayrı düşen garip kullar yas çeker' -A. İ. Özkan.

113

yas tutmak

1) çok üzülmek, yasa bürünmek, matem tutmak: 'Sen gitmezsen Ankara'da yas tutmazlar, demek dilimin ucuna kadar gelmişken tuttum.' -M. Ş. Esendal. 2) duyulan acı ve üzüntüyü bazı davranışlarla belli etmek.

113

yasa bürünmek (boğulmak, gömülmek)

çok üzülmek: 'Bütün ev halkı yasa bürünmüştü, o gece hiçbirinin gözüne uyku girmedi.' -H. Topuz.

113

yasa çıkarmak (yapmak, koymak)

bir yasa önerisi, yasama gücü tarafından onaylanmak.

111

yasağı (yasakları) çiğnemek

uyulması gereken kurallara uymamak.

118

yasak savmak

1) bir nesne, bir gereksinimi geçici olarak karşılamak, şimdilik işe yaramak: Bu boyun bağı eskimiş ama bugünlük yasak savar. 2) bir işi hatır için, gönülsüz olarak üstünkörü yapmak: 'Bunu da yasak savar gibi değil, yararlı olmak kaygısı ile yani özenle yapacaksınız.' -H. Taner.

109

yaş ilerlemek

yaşlanmak, ihtiyarlamak: 'Yaş ilerliyor. Artık geçti bizden / Kişi ev bark edinmeli vakitten' -C. S. Tarancı.

46

yaş tahtaya (yere) basmamak

bir işte uyanık davranarak aldanmamak.

120

yaşı benzemesin

erken ölmüş birine herhangi bir yönden benzetilen bir kimse için 'aynı yaşta ölmesin' anlamında söylenen bir söz.

44

yaşı ne, başı ne?

konuşulan iş için genç bir kimsenin yaşının ve deneyiminin elverişli olmadığını anlatan bir söz.

112

yaşı yerde (toprakta) sayılası

'ölsün' anlamında kullanılan bir ilenme sözü.

124

yaşını başını almak

1) yaşı ilerlemiş olmak: 'Yarını ne olacak dünyamızın / Biz yaşımızı başımızı aldık / Allah çocuklarımıza acısın' -C. S. Tarancı. 2) deneyim kazanmış olmak.

110

yaşını bitirmek (doldurmak)

öngörülen belli bir yaş sınırına ulaşmak: 'On sekiz yaşını doldurmayan talebelerin kahveye gitmeleri yasak edilmiş.' -N. Hikmet.

116

yaşını içine akıtmak

duyduğu acıyı, üzüntüyü sezdirmemek.

115

yaşlara boğulmak

çok ağlamak.

107

yaşta kalmış kavat pabucu gibi

çaresiz, kırgın, üzgün: 'Behice iyi kadındır, hoş kadındır gelgelelim pokere oturup da beş kâğıtçığını aldın mı yaşta kalmış kavat pabucu gibi yayılıverir.' -M. Ş. Esendal.

117

yatağa (yataklara) düşmek

yataktan kalkamayacak kadar hasta olmak: 'Daha on yaşımda yokken annem yatağa düşmüştü.' -S. M. Alus.

49

yatağa bağlamak

yataktan kalkamayacak kadar hasta etmek.

109

yatağa bağlanmak

yataktan kalkamayacak kadar hasta olmak.

45

yatağa serilmek

bitkin, yorgun bir durumda yatağa uzanıp yatmak: Yorgunluktan yatağa seriliverdim.

44

yatağını ayırmak

ayrı yatakta yatmak: 'Bey, şimdi yemin edeceğim, yatağımı ayıracağım, anladın mı?' -M. Ş. Esendal.

123

yatak yorgan yatmak

ağır hasta olmak: 'Gerçekten yatak yorgan, kolu boynu sargılar içinde, pestil gibi yatıyordu.' -H. Taner.

120

yataklık yapmak (etmek)

suçluları gizlice barındırmak, suçlulara yardım etmek: 'Bir kanlı katile yataklık yapmış gibi pişmanlık duyuyordu.' -P. Safa.

118