Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

yedek (yedekte) çekmek

akıntılı suda kayığı karadan iple çekmek.

123

yedi düvelle barışık

herkesle iyi geçinen kimse.

107

yedi kat yerin dibine geçmek

1) çok güçlü olarak yere çakılmak; 2) fazlasıyla utanmak, mahcup olmak.

118

yedi kubbeli hamam kurmak

büyük hayaller peşinde koşmak.

124

yediği naneye bak!

'yaptığı yersiz, uygunsuz işe bakın' anlamında kullanılan bir söz: 'Yediği naneye bak! Hanımın kocası uyanmasın diye gelip beni uyandırıyor.' -M. Ş. Esendal.

106

yediği önünde, yemediği ardında

bolluk, refah içinde yaşayanlar için kullanılan bir söz.

113

yedikleri içtikleri ayrı gitmemek

her zaman bir arada olmak ve sıkı ilişki içinde bulunmak.

107

yedirip içirmek

beslemek.

48

yeğ tutmak

yeğlemek.

116

yeis duymak

üzüntü çekmek, kahrolmak: 'Bu kelimeyi işitince derin bir yeis, anlatılmaz bir elem duyarım.' -Ö. Seyfettin.

119

yeise bürünmek

umutsuz, üzüntülü olmak: 'Omuzları bir ihtiyar gibi çökmüş, sesi yeise bürünmüş, kendi kendine söyleniyordu.' -H. E. Adıvar.

110

yeise kapılmak

çok üzülmek: 'Şimdi bu ümidin boşa çıktığını anlayınca birden yeise kapıldı.' -R. H. Karay.

120

yekûn çekmek

konuşmaya son vermek.

118

yekvücut olmak

birleşmek, tek bir yürek olmak.

112

yel gibi

çok hızlı bir biçimde, çabucak, hızla.

105

yel vermek

rüzgârı veya havayı herhangi bir şeyin üzerine yöneltmek.

49

yel yeperek yelken kürek

aceleyle, telaşla: 'Kızım çıldırdın mı? Böyle yel yeperek yelken kürek, sağını solunu görmeden nereye gidiyorsun?' -H. R. Gürpınar.

118

yele vermek

savurmak, boşuna harcamak.

122

yelken açmak

yola çıkmak için hareket etmek: 'Kayıkçı yelkeni açmak için ilkin direği yerine oturtmalıdır.' -S. Birsel.

48

yelken basmak

yola çıkmak, hareket etmek.

121

yelken dikmek

tekneye yelken takmak.

116

yelkenleri suya indirmek

direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini benimsemek, kabul etmek: 'Ben böyle çıkışınca ister istemez yelkenleri suya indiriyorlardı.' -R. N. Güntekin.

137

yem dökmek (koymak)

1) avlanılacak hayvanları bir yere çekmek için yiyecek dökmek; 2) mec. aldatabilmek için inanç verici davranışta bulunmak.

110

yem kestirmek

yolda durup hayvanlara yem yedirmek.

99

yem olmak

1) herhangi bir hayvan tarafından yenilmek; 2) mec. birinin tuzağına düşmek.

40

yeme de yanında yat

çok lezzetli veya çok hoş olan şeyler için söylenen bir söz.

125

yemeden içmeden

vakit geçirmeden, hemen: Yemeden içmeden gitmiş, benim söylediklerimi yetiştirmiş.

123

yemeden içmeden kesilmek

bir üzüntü veya heyecan sebebiyle yiyemez, içemez duruma gelmek, iştahı kesilmek.

116

yemek çıkarmak

ağırlamak için yemek sunmak.

113