Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

yatıp kalkıp

her zaman, hep: Yatıp kalkıp anama dua ediyorum.

111

yatıp kalkmak

1) gecelerini geçirmek: 'Yatıp kalktığım odamın penceresinden bakınca bir baştan bir başa bütün sokağı görüyordum.' -N. Cumalı. 2) cinsel ilişkide bulunmak: 'Öteki, çok kadınla oynaşmış ve hatta yatıp kalkmış, sevda damarları kaşarlanmış bir gençti.' -M. Ş. Esendal.

113

yatırım yapmak

1) gelir amacıyla bir işe para yatırmak; 2) mec. ileride bir çıkar veya kazanç sağlamak için önceden ortam hazırlamak.

123

yatıya kalmak

gidilen yerde geceyi geçirmek.

42

yavaş gel! (ol!)

argo abartarak konuşanlar için kullanılan bir söz.

114

yavaştan almak

işi gereken sürede yapmamak.

106

yave okumak

gereksiz söz söylemek, boşa konuşmak: 'Çevre mevre yaveleri okuyan, doğa deniz kutsallığını sosyete övünmesi şekline dönüştürenlere değil lafım.' -Y. Koray.

44

yavru atmak

gebe hayvan yavrusunu düşürmek.

111

yay gibi

1) eğri: '... ama işe yaramadı, yay gibi kaşlar birbirlerine yaklaşır gibi oldular.' -T. Buğra. 2) çok gergin.

94

yaya bırakmak

1) yarışma söz konusu olan durumlarda geride bırakmak: 'Özellikle süper devletler, kendi çıkarları için kendilerine muhtaç dostları bir çırpıda yaya bırakıverirler.' -T. Halman. 2) yarı yolda bırakmak.

117

yaya kaldın tatar ağası

istediğini elde edemeyen, başarısızlığa uğrayan kimseler için kullanılan bir söz.

123

yaya kalmak

1) istediği şeyi yapamaz duruma gelmek: 'Yetişmiş adamları, pek çok paraları olanlar bile bu yolda yaya kalıyorlar.' -M. Ş. Esendal. 2) binecek bir şeyi olmamak; 3) yardımcısız kalmak: 'İddiası sosyal adalet ilkesi bazında oldukça yaya kalmıştı.' -H. Taner. 4) geri kalmak.

122

yaygara koparmak

yaygarayı basmak.

110

yaygarayı basmak

bağırıp çağırmak: 'Gün geçmiyor ki evdeki kadınlardan biri, önüne bir ıslak şeker parçası düştüğünü görüp yaygarayı basmasın!' -R. N. Güntekin.

114

yayık dövmek

yayık yaymak: 'Yayık dövmek, yağ çıkartmak yeni gelinlerin görevi.' -N. Araz.

116

yayık yaymak

sütün ayranını ve yağını ayırmak için yayığı çalkalamak: 'Yayık yaydım kolum şişti / Kolumdan kol bağım düştü' -Halk türküsü.

109

yaza çıkmak

yaz mevsimine ulaşmak.

124

yazboz tahtasına çevrilmek (döndürmek)

bir konuda art arda birbirini tutmayan kararlar alınmak: 'Millete mal olmuş şehitlerin, büyük hizmet sahiplerinin saygınlığı ulu orta yazboz tahtasına çevrilemez.' -H. Taner.

120

yazı getirmek

yazlık giysiler giymek.

112

yazı tura atmak

bir oyunda ilk başlayacak olanı tespit etmek amacıyla veya girişilen bir iddiada kazananı belirlemek için metal parayı havaya döndürerek atmak ve yere düştüğünde hangi yüzün üste geldiğine bakarak karar vermek.

54

yazıklar olsun

üzüntü ve kınamanın çokluğunu anlatan bir söz: 'Yazıklar olsun, seni sevmesini bilmeyenlere; ey gamlı ülke!..' -Y. K. Karaosmanoğlu.

116

yazının cahili olmak

okuma yazması olmamak, bilgisiz olmak.

111

yazıp çizmek

yazmak.

108

yazıya dökmek

herhangi bir konuyu yazı ile anlatmak.

113

yazıya geçirmek

yazmak, yazılı duruma getirmek: 'Dün anlattıklarımı yazıya geçirirken bir yığın yazım yanlışı yapmışlar.' -İ. Aral.

115

yazıya gelmemek

yazı ile anlatılamamak.

118

yazıyı çıkarmak (sökmek)

okuyabilmek: 'Benim yerinden dahi kımıldatmaya gücümün yetmediği Afrika seyahatnamesini yere indirtir, kendim de yere uzanır, gözlerim ağrıyıncaya kadar yazıları sökmeye çalışırdım.' -H. Taner.

43

yazlığa çıkmak

yazı geçirecek bir yere gitmek: 'Bu sene yazlığa çıkmışlar, Boyacıköyü'ndeki yeni yalıya taşınmışlar.' -S. M. Alus.

113

ye kürküm ye!

gösterilen saygının kişiliğe değil, giyim kuşam düzgünlüğüne olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz.

117

yedeğe almak (takmak)

1) bağlayarak ardından çekip götürmek: 'Sonra otomobili yedeğe takıp götürdüler.' -R. H. Karay. 2) destek verip yanında yürümek, yürümesine ve hareketine yardımcı olmak: 'Bunlardan yürümeye mecali olmayan bazılarını erkekler iki taraflarından kollarına girmek suretiyle yedeğe almışlar.' -R. N. Güntekin.

106