Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

canını burnundan getirmek

çok yormak, fazla çalıştırmak: 'Bize soluk aldırmaz, canımızı burnumuzdan getirir.' -Y. Kemal.

33

canını cehenneme göndermek (yollamak)

argo öldürmek: 'Elim değmişken, elmas kılıcımla canını cehenneme yollayayım.' -T. Oflazoğlu.

65

canını çıkarmak

hırpalamak, çok yormak, yıpratmak.

35

canını dişine almak (takmak)

1) her tehlikeyi göze alarak işe girişmek: 'Öyleyse niye uğraşıyoruz, canımızı dişimize takmışız, sen, ben, Ali, Yel Musa?' -Y. Kemal. 2) bütün gücünü harcayarak yapmak.

114

canını sıkmak

sözlerle veya davranışlarla kişinin neşesini kaçırmak, huzurunu bozmak: 'Serbestçe birisi olursa sizin canınızı sıkar.' -Ö. Seyfettin.

102

canını sokakta bulmak

sağlığı korumak gerektiğini anlatan bir söz: Canımı sokakta mı buldum? Elbette biraz dinleneceğim.

103

canını vermek

1) kendini feda etmek: 'En küçük sevgi sözüne canımızı verecek hâle geliriz.' -S. F. Abasıyanık. 2) hiçbir şey esirgememek; 3) bir şeye çok düşkün olmak, çok sevmek: O, kitap için canını verir.

102

canını yakmak

1) acı verecek bir biçimde cezalandırmak: 'Eskiden uzun seneler askerî rüştiyelerde hocalık etmiş olan bu adam, kim bilir ne kadar çocuğun canını yakmıştı.' -R. N. Güntekin. 2) bir kimseyi, çok sıkıntı ve zarara sokmak: 'Ne derse desin, gözü bunun canını yakmakta.' -M. Ş. Esendal.

110

canının derdine düşmek

ölüm korkusuna kapılmak.

107

canının içine sokacağı gelmek

çok hoşlanmak, çok sevmek.

39

cankulağı ile dinlemek

çok dikkatli dinlemek: 'Atölyede duyduğum kelimeleri, cümleleri cankulağı ile dinliyor, bunları aynen Fransızlar gibi kullanmak için can atıyordum.' -B. R. Eyuboğlu.

61

cansız düşmek

hastalık veya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek.

101

cart (zırt) kaba kâğıt

argo yüksekten atana veya çalımlı bir tavır takınana karşı 'senin bu tavrına değer veren var sanki' anlamında kullanılan bir söz.

31

cart cart ötmek

çok konuşmak: 'Öldürecek adam öldüreceğim diye cart cart ötmez, sıkı ise gelir öldürür.' -H. Taner.

35

cart curt etmek

göz korkutmak veya övünmek amacıyla abartılı konuşmak: 'Cart curt etmesine bakma, korkaktır.' -S. F. Abasıyanık.

33

cartayı çekmek

argo ölmek: 'Yarın cartayı çektim mi, kefensiz mefensiz it ölüsü gibi meydanda kalacak leşim.' -O. Kemal.

93

cascavlak (ortada) kalmak

bütün imkânları elinden alınmak: 'Bütün paran yok olur gider, cascavlak ortada kalırsın.' -H. Topuz.

102

cavlağı çekmek

argo ölmek: 'Ne olacak a canım, hepimiz de ya bir kaza neticesinde veyahut kazasız olarak cavlağı çekeceğiz.' -Halikarnas Balıkçısı.

111

cayırtı koparmak

çok gürültü koparmak.

99

cayırtı vermek

gürültü ile gözdağı vermek.

106

cayırtıyı basmak

birdenbire bağırıp çağırmaya başlamak.

105

caz yapmak

1) boşa konuşmak, gevezelik etmek; 2) aykırı düşünceler ortaya atmak.

35

ce demeye mi geldin?

şaka 'bu kadar az oturmaya mı geldin?' anlamında kullanılan bir söz.

99

cebellezi etmek

cebine indirmek: 'Dalsın içeri de el âlemin kirazını, şeftalisini cebellezi mi etsin?' -N. Hikmet.

108

cebi para görmek

parası yokken para kazanmaya başlamak.

37

cebine indirmek (atmak)

hakkı olmadığı hâlde parayı kendine mal etmek.

113

cebini doldurmak

karşılaştığı elverişli durumlardan yararlanarak bol para kazanmak: 'Dünyayı bir tüketim çılgınlığına itip ceplerini doldurmuşlardı.' -H. Taner.

108

cebir kullanmak

bir işi yaptırmak için zora başvurmak.

93

cefa çekmek (görmek)

zulüm görmek: 'Mektubumda yazmamış mıydım, senin yüzünden ne cefalar çektiğimi?' -O. C. Kaygılı.

104

cefaya katlanmak

zulme tahammül etmek: 'Hediye istemezler, fazla kıskanmazlar, cefaya katlanırlar, can sıkmazlar.' -P. Safa.

37