En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

Yaradan'a kurban (olayım)

hlk. bir şeye hayran kalındığında söylenen bir söz: 'Maşallah' şu güzelliğe bak Ruhsar, Yaradan'a kurban olayım.' -A. İlhan.

108 görüntülenme

günaha sokmak

günah işlemesine yol açmak.

108 görüntülenme

ıssız kalmak

ıssızlaşmak, tenhalaşmak: 'Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı.' -Bayburtlu Zihni.

108 görüntülenme

lokma dökmek

1) lokma tatlısı yapmak: 'Sonra arkasından lokma filan dökmek değil a, bir Yasin, bir Fatihacık bile okuyan bulunmaz.' -Ö. Seyfettin. 2) konuk için yemek hazırlamak.

108 görüntülenme

yaralı parmağa işememek

tkz. en küçük bir yardımı bile esirgemek.

108 görüntülenme

pışt demek

rahatsız edici bir söz söylemek: ... kimsenin kızına pışt demeden.

108 görüntülenme

damga vurmak

1) damgalamak: 'Nuri Usta, sanki çırılçıplakmış da derisine kızgın demirle damga vuruluyormuş gibi irkildi.' -N. Hikmet. 2) mec. iz bırakmak: 'Belli semtler, yüzyıllar boyu, oraların sakinlerine belli bir damga vurmuş gibidirler.' -H. Taner.

108 görüntülenme

karanlığa gömülmek

1) koyu karanlık içinde kalmak; 2) büyük sıkıntı ve keder içinde kalmak: 'Türkiye'nin güneşi battı, karanlığa gömüldük.' -B. Felek.

108 görüntülenme

tetiğini bozmamak

soğukkanlılığını bozmamak, telaş göstermeyerek durumunu değiştirmemek.

108 görüntülenme

pis pis düşünmek

derin ve üzüntülü düşünceye dalmak.

108 görüntülenme

tepkimeye girmek

kim. bir cisim etkisi altında kaldığı bir şeye karşı tepki vermek.

108 görüntülenme

giydirip kuşatmak

temiz, yeni giysilerle donatmak: 'O da kendisinden yirmi yaş küçük arabacısını sevmiş, nikâhla varmış, bu arabacıyı giydirip kuşatmış, âlâ bir bey yapmıştı.' -Ö. Seyfettin.

108 görüntülenme

havale gelmek

1) postane veya banka yoluyla para gelmek; 2) gebe ve çocuklara çoğu zaman bayılma, yüksek ateşle beraber çırpınma krizleri gelmek.

108 görüntülenme

mekik gibi

sürekli gidip gelen.

108 görüntülenme

(birinin) izine basmak

esk. gözden uzaklaştırmayarak ne yaptığını gözetlemek.

108 görüntülenme

eli alışmak

1) bir işte uzluk, ustalık kazanmak; 2) herhangi bir davranışı âdet edinmek.

108 görüntülenme

(bir şeyi) hurdaya çevirmek

işe yaramaz duruma getirmek.

108 görüntülenme

par par yanmak

yüksek ateşi olmak; bir yanıp bir sönmek; ışıl ışıl parlamak.

108 görüntülenme

boynuz çekmek

boynuz kullanarak kan çekmek, hacamat etmek: 'Hastalık göğse inip ateş başlayınca yapılacak şey hastaya boynuz çekmek olurdu.' -B. Felek.

108 görüntülenme

anan yahşi, baban yahşi

birini, bir işe razı etmek için onu övmek amacıyla söylenen bir söz.

108 görüntülenme

(birinin) kalbini doldurmak

yüreğini sevgiyle ısıtmak.

108 görüntülenme

mitralyöz gibi

durmadan, ara vermeden (konuşma).

108 görüntülenme

tevdiatta bulunmak

para yatırmak.

108 görüntülenme

revaçta olmak

değerli, üstün veya geçerli olmak: 'Sakal ve bıyığın revaçta olduğu bir dönemden geçmedik değil!' -H. Taner.

108 görüntülenme

teyakkuza geçmek

dikkatli ve tetikte olmak.

108 görüntülenme

enfiye çekmek

keyiflenmek amacıyla çürütülmüş tütünden yapılan tozu burna nefes yoluyla almak: 'Gözleri dönmüş bir hâlde kendisini sokağa atar, bol enfiye çekerek akşamlara kadar bir başına dolaşır.' -R. H. Karay.

108 görüntülenme

bir avuç toprak olmak

ölmek: 'O olmasaydı, sen şimdi bir avuç toprak olmuştun.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

(birinin) kanına ekmek doğramak

1) birinin ölümüne yol açarak sevinmek; 2) birini küçük düşürmek, birine zarar vermek.

108 görüntülenme

ibre birinden yana dönmek

herhangi bir konuda birisi avantajlı duruma geçmek.

108 görüntülenme

serseme dönmek

sersem bir duruma gelmek, şaşkın bir duruma gelmek.

108 görüntülenme