En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

dalgasını taşlamak

birinin işini bozmak.

108 görüntülenme

alttan almak

sert konuşan bir kimseye yumuşak bir dil kullanmak, aşağıdan almak.

108 görüntülenme

boş kile dipsiz ambar

dipsiz kile boş ambar.

108 görüntülenme

kendini paralamak

çok çaba ve özen göstermek: 'Çoğunlukla üniversite diploması alabilmek uğruna kendini paralayan bir gençlikle karşı karşıyayız.' -A. Cemal.

108 görüntülenme

randevu vermek

belli bir saatte, belli bir yerde biriyle buluşmak için söz vermek: 'Az sonra birbirimize randevu vermişiz gibi ben de gelirim.' -R. H. Karay.

108 görüntülenme

ne demek olsun

ne demek.

108 görüntülenme

yoluna can (canını) vermek

birinin uğruna ölmek.

108 görüntülenme

İngiliz ipi ile asılmak

İngiliz sicimi ile asılmak.

108 görüntülenme

(birine) kanat açmak

birini korumak, himaye etmek.

108 görüntülenme

tacizlik etmek

hlk. tedirgin etmek, can sıkmak.

108 görüntülenme

yankı uyandırmak

bir olgu çevrede duygusallık, düşünce, dedikodu gibi tepki yapmak: 'Memleket dışında bile birtakım yankılar uyandırmaya başlamıştı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108 görüntülenme

ne diye?

nasıl bir düşünceyle, niçin? 'Sen bundan on yıl önce kişiliğini bulmuştun, ne diye bunu bırakıp başka şeyler arıyorsun?' -B. R. Eyuboğlu.

108 görüntülenme

acayibine gitmek

yadırgamak, tuhafına gitmek.

108 görüntülenme

kafa yormak

bir iş, bir konu üzerinde çokça düşünmek: 'Oynarken yaptığı hatalar üstüne kafa yoruyor, sonra yığınla düş kuruyordu.' -N. Cumalı.

108 görüntülenme

mide fesadına uğramak

çok ve çeşitli yiyecekler yemekten midesi bozulmak.

108 görüntülenme

ümit uyanmak

umut uyanmak.

108 görüntülenme

yolunda gitmek (yürümek)

olumlu gelişme göstermek: 'Ticareti yolunda gidiyordu.' -Ö. Seyfettin. 'Dikkat ve dirayetiyle her işin yolunda yürümesini temin etmişti.' -O. Aysu.

108 görüntülenme

kumru gibi

kendi dünyasına çekilmiş: 'Başlarını dinlerler, kumru gibi yuvalarında oturur, şunun bunun aleyhinde konuşmazlar.' -B. Felek.

108 görüntülenme

yüzü seçilmemek

açıkça tanınmamak, belli belirsiz görünmek: 'Işık arkadan geldiği için yüzü seçilmiyor.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

atsan atılmaz, satsan satılmaz

işe yaramadığı veya sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için söylenen bir söz.

108 görüntülenme

ceviz kırmak

yanlış tutum veya davranışta bulunmak, hata yapmak: 'Onun kırdığı cevizler artık haddini aştı.' -O. C. Kaygılı.

108 görüntülenme

acı çekmek (duymak)

1) ağrı, sızı duymak: Ameliyattan sonra çok acı çekti. 2) mec. üzülmek, üzüntü içinde kalmak: 'Bu faciaya bizzat karışmışım gibi bir acı duyuyordum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108 görüntülenme

kafası almamak

1) anlayamamak, kavrayamamak; 2) zihin yorgunluğu sebebiyle anlayamaz duruma gelmek; 3) olabileceğine inanmamak.

108 görüntülenme

kuş gibi

1) çok hafif; 2) çabuk iş gören, eline ayağına çabuk.

108 görüntülenme

(birinin) hatırı için

bir kimsenin, gönlü hoş olsun diye: 'Ama bunca eziyete sırf oğlunun hatırı için katlandığına emin değildi artık.' -A. Kulin.

108 görüntülenme

hava basmak

1) hava vermek; 2) argo büyüklenmek, gururlanmak.

108 görüntülenme

zevk için

1) yalnız eğlenmek için; 2) alay etmek için.

108 görüntülenme

aman zaman dedirtmemek

aman vermemek.

108 görüntülenme

gün almak

1) bir iş görmek için ilgili kişiden bir gün ayırmasını istemek, randevu almak: Doktordan gün almam gerekir. 2) belirli bir yaşı bitirdikten sonra girdiği yaştan süre almak: Beş yaşından iki gün aldı.

108 görüntülenme

sekte vurmak

kesilmesine sebep olmak, kesintiye uğratmak.

108 görüntülenme