En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kündeye gelmek

aldanmak, tuzağa düşmek: 'Barut yoktu. Kalenin dar kapısından çıkmak imkânı yoktu. Öyle korkunç bir kündeye gelmişlerdi ki...' -Ö. Seyfettin.

109 görüntülenme

zemzem suyu ile yıkanmak

hiçbir suçu veya günahı olmamak: 'Konferansı düzenleyenlerin hepsi, zemzem suyuyla mı yıkanmışlar sanki?' -T. Halman.

109 görüntülenme

kadrini bilmek

değerini bilmek, yararlanmak: 'Onun kadrini iyi bilenler de var.' -A. Ş. Hisar.

108 görüntülenme

lakırtıya boğmak

gereksiz ve boş sözlerle konuşmayı uzatmak.

108 görüntülenme

kapı yapmak

1) bir şey istemek veya söylemek için karşısındakini önceden başka sözlerle hazırlamak: 'Rumeli'de bıraktığı çiftlikleri de anlattıktan sonra yaptığı kapıyı kâfi gördü. İşlere geçti.' -Ö. Seyfettin. 2) ev gezmesi yapmak; 3) kapı almak.

108 görüntülenme

tenha kalmak

1) ıssızlaşmak: 'Onlar gittikten sonra her yer tenha kaldı.' -M. Ş. Esendal. 2) esk. yalnız kalmak.

108 görüntülenme

ah almak

birinin ilenmesini üstüne çekmek.

108 görüntülenme

altına imza koymak

konuyu veya anlaşmayı kabul ettiğini belirtmek: 'İlgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken bu imzaya sadık kalma konusunda ne ölçüde niyetliydik?' -A. Cemal.

108 görüntülenme

tepesi aşağı gitmek

işleri bozulup büyük zarara uğramak.

108 görüntülenme

yoldan (yolundan) kalmak

gidilmek istenen yere gidememek.

108 görüntülenme

kafa eskitmek

zihni yoran sorunlarla sürekli uğraşmak: 'Ne gücünü aşan meseleler için çene yormaya, kafa eskitmeye niyeti vardı ne de kendi başarısızlıkları için suçlu aramaya...' -T. Buğra.

108 görüntülenme

kapıdan kovsan bacadan düşer

yüzsüz, arsız kimseler için söylenen bir söz.

108 görüntülenme

meydana koymak

yapıp ortaya çıkarmak, göstermek.

108 görüntülenme

hırsını yenmek

öfkelenmemek için kendini tutmak.

108 görüntülenme

söz anlayan beri gelsin

'hiçbiriniz laf anlamıyorsunuz' anlamında kullanılan bir söz.

108 görüntülenme

(birinin) terbiyesini vermek

sert sözlerle terbiyesizliğini kendisine anlatmak.

108 görüntülenme

altından girip üstünden çıkmak

1) malı, parayı düşüncesizce harcayıp tüketmek: 'Babasından kalan servetin altından girip üstünden çıkmıştı.' -R. N. Güntekin. 2) ne yapıp edip istediğini yaptırmak; 3) halletmek; 4) karıştırmak.

108 görüntülenme

yolları tutmak

geçecek kimselere engel olmak, bırakmamak.

108 görüntülenme

kinin gibi

çok acı.

108 görüntülenme

yemek seçmek

bazı yemekleri sevmemek.

108 görüntülenme

direktif almak

talimat almak, emredilmek: 'Herkes benden emir, direktif almaya mecbur değil!' -A. Gündüz.

108 görüntülenme

mideye indirmek

1) yemek içmek; 2) mec. haksız yere, kanunsuz olarak para kazanmak.

108 görüntülenme

gücüne koşmak

bir sorunun kolay çözümü varken onu güçleştirmek.

108 görüntülenme

pahalıya patlamak (mal olmak, oturmak)

çok para, özveri, emek gerektirmek, kolay elde edilememek veya zarara, sıkıntıya yol açmak: 'Bir tecrübe geçirmek, sana müthiş pahalıya mal oldu.' -P. Safa. 'Bu gözü peklik, bu aşağılık anlaşma bana pahalıya patlayabilir.' -İ. Aral.

108 görüntülenme

kor gibi

kıpkırmızı, ateş gibi.

108 görüntülenme

köküne kibrit suyu dökmek (kökünü kurutmak)

bir daha ortaya çıkamayacak biçimde yok etmek.

108 görüntülenme

hoşnutluk getirmek

memnun olduğunu göstermek: 'Fakat amirleri kendisinden çok hoşnutluk getiriyorlar.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

hatırına getirmek

hatırlamasına yol açmak: 'Tüfeğini omzuna vurup çapraz fişeklerini kuşanan bir kişinin ölümü hatırına getirmesi garip olmaz mı?' -N. Cumalı.

108 görüntülenme

dalgasını taşlamak

birinin işini bozmak.

108 görüntülenme

alttan almak

sert konuşan bir kimseye yumuşak bir dil kullanmak, aşağıdan almak.

108 görüntülenme