En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

mal kaldırmak

ürün elde etmek: 'Kendisi şu kadarcık tarla sayesinde ancak akşamları bir kaşık sıcak çorba içecek kadar mal kaldırabiliyor.' -N. Nâzım.

108 görüntülenme

(birinin) leşini çıkarmak

çok dövmek, adamakıllı dövmek.

108 görüntülenme

burnu Kafdağı'nda (olmak)

çok kibirli (olmak): 'Çeltikçiler, o burunları Kafdağı'nda çeltikçiler çarşıya düşmüşler, önlerine gelene dert yanıyorlar.' -Y. Kemal.

108 görüntülenme

istim üstünde olmak

1) buharla işleyen araçlar kalkmaya hazır duruma gelmek: 'Gemi istim üstünde, kalkması yakın. Demir almak için süvari bekleniyordu.' -Z. Selimoğlu. 2) mec. hemen gidecek durumda bulunmak.

108 görüntülenme

put gibi

sessiz, anlamsız bir bakışla ve kımıldamaksızın: 'Ben ağlamıyor, put gibi duruyordum.' -A. Kutlu.

108 görüntülenme

üzerine titremek

üstüne titremek.

108 görüntülenme

istirhamda bulunmak

istirham etmek.

108 görüntülenme

kırık plak gibi

durmaksızın, aynı tonda tekrarlayarak.

108 görüntülenme

top yapmak

sp. topu rakibe kaptırmadan takım oyuncuları arasında dolaştırmak, topa daha uzun süre sahip olmak.

108 görüntülenme

ar damarı çatlamış

utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan yapan, utanmaz.

108 görüntülenme

rüzgâr almak

yel esen bir yerde bulunmak: Bu ev çok rüzgâr alıyor.

108 görüntülenme

susta durdurmak

1) köpeği arka ayakları üzerinde durdurmak; 2) mec. bir kimseyi veya birilerini yıldırmak: 'Sade kazada değil, vilayette bile en belli başlı memurları ve eşrafı susta durdurur.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

rüzgâr ekip fırtına biçmek

yaptığı bir kötülüğün çok daha kötüsü ile karşılaşmak.

108 görüntülenme

yatıp kalkıp

her zaman, hep: Yatıp kalkıp anama dua ediyorum.

108 görüntülenme

başına dikmek

1) birini veya bir şeyi korumak için bir kimseyi görevlendirmek: 'Başıma bir nöbetçi diktikten sonra bırakıp gitti.' -T. Buğra. 2) bir içeceği kabı yukarı kaldırarak sonuna dek içmek: 'Orada alışmışlar, su yerine lık lık lık bira şişesini dikerlermiş başlarına, içerlermiş.' -T. Dursun K.

108 görüntülenme

gönül (gönlünü) almak

1) sevindirmek; 2) kırılan bir kimseyi güzel bir davranışla hoşnut etmek: 'Bu oğlanı amcama itmek doğru değil, bir ara gönlünü almalı.' -A. Ümit.

108 görüntülenme

aklına esmek

daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek: 'O da, aklına ne eserse işleyen biri.' -N. F. Kısakürek.

108 görüntülenme

karşı karşıya olmak

yüz yüze gelmek: 'Az sonra, şairin çok şairane bir hayretiyle karşı karşıyayız.' -C. Meriç.

108 görüntülenme

(bir şeyin) makarasını çözmek

ayrıntılarıyla sayıp dökmek: 'Yukarı katta ihtiyar imamla yatalak hasta karısının aşağıdan tamamıyla işitilen kavgalarına dair hikâyelerinin makarasını çözerdi.' -H. Z. Uşaklıgil.

108 görüntülenme

çamura taş atmak

çirkefe taş atmak.

108 görüntülenme

karşı koymak

boyun eğmemek: 'Yabancının bu kötü kastına yalnız azmimizle karşı koyduk.' -R. E. Ünaydın.

108 görüntülenme

malumu ilam etmek

bilinen ve açık olan bir şeyi söylemeye, açıklamaya kalkmak.

108 görüntülenme

çocuk gibi

1) yetenekleri gelişmemiş, çocuk kalmış: Çocuk gibi adam. 2) kolay kanar, kolay inanır: Sen de çocuk gibisin, o adamın sözüne inanılır mı?

108 görüntülenme

bir ilke imza atmak

bir konuda hiç kimsenin veya kuruluşun yapmadığı bir işi gerçekleştirmek.

108 görüntülenme

ona buna dil uzatmak

herkes için ileri geri konuşmak.

108 görüntülenme

çamuru karnında, çiçeği burnunda

çiçeği burnunda, çamuru karnında.

108 görüntülenme

onarım görmek

onarılmak: 'Ondan sonra da birkaç kez onarım görmüştür.' -S. Birsel.

108 görüntülenme

iş çatallanmak

bir işte güçlükle karşılaşmak.

108 görüntülenme

kuluçka olmak

dişi kuş yumurtaya yatma zamanı gelmek.

108 görüntülenme

yüreği sıkılmak

içi sıkılmak.

108 görüntülenme