En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

Arafat'ta soyulmuş hacıya dönmek

her şeyini kaybedip çırılçıplak kalmak, çaresiz kalmak.

108 görüntülenme

kalafata çekmek

1) gemiyi onarmak için karaya çekmek; 2) mec. azarlamak, paylamak.

108 görüntülenme

kur yapmak

1) karşı cinsten birine ilgi göstererek onun hoşuna gitmek, gönlünü kazanmaya çalışmak: 'Hepsi de aynı yavan, tatsız sözlerle kur yapacaklardı.' -H. C. Yalçın. 2) birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışmak: 'Muhtaç hemşehrilerin bir kısmı etrafımda dolaşmaya, bana kur yapmaya başladılar.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

su gibi ezberlemek

yanlışsız okuyabilecek kadar ezberlemek.

108 görüntülenme

dört dönmek

1) telaşla çare aramak: 'Cemil, Cemil! diye haykırarak yağmurun altında dört dönüyordum.' -R. N. Güntekin. 2) bir iş yapmak için telaşla sağa sola koşmak: 'Bizi memnun etmek için etrafımızda dört dönüyordu.' -Ç. Altan.

108 görüntülenme

topuk kapmak

dalmak.

108 görüntülenme

(birinin) parasını yemek

çalışmadan bedavadan geçinmek, birinin sırtından geçinmek.

108 görüntülenme

sülük gibi

çok sırnaşık, yapışkan (kimse).

108 görüntülenme

sabahlar (sabahışerifler) hayrolsun!

1) günaydın! 2) iş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenen bir söz.

108 görüntülenme

tarak vurmak

taramak.

108 görüntülenme

adımlarını sıklaştırmak

daha küçük ve çabuk adımlar atarak hızlı yürümek, ivmek, acele etmek.

108 görüntülenme

burusu tutmak (tutulmak)

sancılanmak: 'Ben evin içinde zaten burusu tutulanlardan bahsedildiğine pek çok defalar müsadif olmuştum.' -H. Z. Uşaklıgil.

108 görüntülenme

tarih düşürmek

önemli sayılan bir olayın, çoğunlukla nazım biçiminde söylenen sözlerle, ebcet hesabına göre tarihini belirtmek.

108 görüntülenme

vazife görmek

bir görevi yerine getirmek, sürdürmek: 'O evde ne yapacağını, ne gibi bir vazife göreceğini sana şimdi noktası noktasına anlatacağım.' -N. F. Kısakürek.

108 görüntülenme

dokuz körün bir değneği

birçok kimsenin tek yardımcısı, tek dayanağı: 'Dokuz körün bir değneği, işte bir kızımız var.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

künyesi gelmek

savaşta bir askerin ölüm haberi kendi evine bildirilmek: 'Geçen sene künyesi geldi, dedi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108 görüntülenme

(bir şeyin) zevkini çıkarmak

ondan olabildiği kadar zevk almak.

108 görüntülenme

göz açamamak

yoğun işler yüzünden bir şeyle ilgilenme imkânı bulamamak: 'İşkembe ayıklamaktan, bulaşık yıkamaktan göz açamıyordum.' -O. Kemal.

108 görüntülenme

mürekkep olmak

-den oluşmak.

108 görüntülenme

süt gibi

çok beyaz, çok temiz: 'Hacı yenge süt gibi saçları, buruşuk yüzüyle asıl şimdi eli öpülecek bir hacı yenge olmuştu.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

(bir şeyle) arası hoş (iyi) olmamak

o şeyden hoşlanmamak.

108 görüntülenme

aklını peynir ekmekle yemek

alay akılsızca ve düşüncesizce davranışta bulunmak.

108 görüntülenme

çarşafa girmek

çarşaf giymeye başlamak.

108 görüntülenme

lüzum görmemek

gerekli bulmamak, gerekli görmemek: 'Bütün bunlardan bahsetmeye lüzum görmedim.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108 görüntülenme

(bir şeyle) başı hoş olmamak

bir şeyden hoşlanmamak: 'Benim içki ile başım hoş olmadı, şampanyadan sonra ha bire yedim durdum.' -B. Felek.

108 görüntülenme

aklını takmak

aklına takmak.

108 görüntülenme

hadise çıkarmak

olay çıkarmak: 'Gürültü etmeden, iz bırakmadan, hadise çıkarmadan çalışıyorlar, arılar gibi.' -E. M. Karakurt.

108 görüntülenme

kıssadan hisse almak (çıkarmak)

anlatılan bir olaydan ders almak: 'O zaman, diplomatlar bu kıssadan lazım gelen hisseyi çıkarmasını bilmişler miydi? Ne gezer!' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108 görüntülenme

işi (bir şeye) vurmak

işi değiştirmek: 'O vakit aktör yahut aktris işi meddahlığa vuruyor.' -Ö. Seyfettin.

108 görüntülenme

kış yapmak

hava çok soğuk ve karlı olmak.

108 görüntülenme