En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

üç maymunu oynamak

gördüğü ve duyduğu bir olay hakkında görmemiş, duymamış ve söylememiş olduğunu belirtmek.

104 görüntülenme

yiyip içmek

karın doyurmak, beslenmek.

104 görüntülenme

tepki koymak

bir düşünce veya harekete karşı çıkmak.

104 görüntülenme

ne dedim de

yapılan bir şeyden duyulan pişmanlığı belirten bir söz: Ah be ne dedim de okumadım.

104 görüntülenme

tepkide bulunmak

tepki göstermek.

104 görüntülenme

kömür gibi

kapkara.

104 görüntülenme

not kırmak

1) verilen notu düşürmek, azaltmak; 2) az not vermek.

104 görüntülenme

yükünü çekmek

bütün ağırlığını taşımak, her türlü eziyete katlanmak: 'Şikâyet etmeden yükünü çektiği yitik bir yaşamı olmalıydı.' -Ç. Altan.

104 görüntülenme

ne demeye

1) ne diye, nasıl bir düşünceyle, hangi maksatla, niçin? 'Hadi müşteriyi iplediğin yok, patrona ne demeye boş verirsin!' -R. Ilgaz. 2) hangi anlama?

104 görüntülenme

hükûmet etmek

bir ülkenin yönetimini elinde bulundurmak.

104 görüntülenme

miadı dolmak

bir şeyin kullanım süresi bitmek, eskimek.

104 görüntülenme

ne denli

ne kadar: 'Fakat şaşkınlığı ne denli büyük olursa olsun, oranın güzelliği daha büyüktü.' -Halikarnas Balıkçısı.

104 görüntülenme

mide bulandırmak

1) kusacak bir duruma getirmek: 'Dibinde, kıyılmış kertenkele ve yılan parçaları varmış gibi midesini bulandırmıştı.' -P. Safa. 2) mec. kuşkulandırmak.

104 görüntülenme

ümüğüne sarılmak

bir iş için birini çok sıkıştırmak.

104 görüntülenme

yanlışını çıkarmak

yanlışını bulup göstermek.

104 görüntülenme

hüner göstermek

1) beceriklilik ortaya koymak; 2) herkesin yapamayacağı bir işi yapmak.

104 görüntülenme

kendini tutmak

1) kendine hâkim olmak: 'Benim zevcemi görseniz dünyanın en güzel kadını olduğunu tasdik edeceksiniz diye haykırmak ister, zorla kendimi tutardım.' -Ö. Seyfettin. 2) dayanmak, sabretmek.

104 görüntülenme

söze karışmak

başkaları konuşurken araya girip konuşmak: 'Birdenbire söze karışarak düdük gibi bir sesle işi doğruladı.' -R. N. Güntekin.

104 görüntülenme

bildik çıkmak

birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanıştıklarını anlamak: 'Hâlbuki ayrılık acısına ve ayrılık seslerine, bildik çıkmaklığım gerekti.' -R. H. Karay.

104 görüntülenme

kendini yoklamak

duygu, düşünce ve beden bakımından kontrol etmek: 'Terbiye öğretmenimden öğrendiğim usullerle kendimi uzun uzun yokluyorum.' -R. N. Güntekin.

104 görüntülenme

körün taşı

rastlantı sonucu birine zarar veren, hesapta olmayan iş.

104 görüntülenme

yolunu tutmak

bir yere doğru gitmeye başlamak: 'Bir süre sonra, kara kış gelince bakmış ki olacak gibi değil, güneyin yolunu tutmuş.' -T. Halman.

104 görüntülenme

avaz avaz bağırmak

var gücüyle bağırmak: 'İspanyol denizcisi hâlâ avaz avaz bağırıyordu.' -H. R. Gürpınar.

104 görüntülenme

şevke gelmek

1) isteği, hevesi artmak: 'Öyle keyifleniyor, öyle şevke geliyordu ki...' -Y. Z. Ortaç. 2) neşelenmek.

104 görüntülenme

gün ağarmak

tan yeri aydınlanmak: 'Kalın perdenin ardında gün ağarmıştı.' -Y. Atılgan.

104 görüntülenme

hava bozmak

havada yağmur, kar, dolu veya fırtına başlamak: 'Hava birden bozmuş, daha doğrusu poyraza çevirmişti.' -S. F. Abasıyanık.

104 görüntülenme

rayına oturtmak

bir işi yoluna, yöntemine koymak, düzgün işler duruma getirmek.

104 görüntülenme

akarına bırakmak

işin sonucunu sabırla beklemek, doğal gelişmeyi beklemek: 'İçeriğin nasıl aktarılacağına dikkat etmiş, dilin olanaklarını akarına bırakmıştır.' -S. İleri.

104 görüntülenme

sözü ağzında gevelemek

lafı ağzında gevelemek.

104 görüntülenme

köşe bucak kaçmak (saklanmak)

kimseye görünmek istememek: 'Anası köşe bucak kaçıyor, tenha bir yer buldukça hıçkırıyordu.' -R. Enis.

104 görüntülenme