En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

yolunu tutmak

bir yere doğru gitmeye başlamak: 'Bir süre sonra, kara kış gelince bakmış ki olacak gibi değil, güneyin yolunu tutmuş.' -T. Halman.

104 görüntülenme

avaz avaz bağırmak

var gücüyle bağırmak: 'İspanyol denizcisi hâlâ avaz avaz bağırıyordu.' -H. R. Gürpınar.

104 görüntülenme

şevke gelmek

1) isteği, hevesi artmak: 'Öyle keyifleniyor, öyle şevke geliyordu ki...' -Y. Z. Ortaç. 2) neşelenmek.

104 görüntülenme

gün ağarmak

tan yeri aydınlanmak: 'Kalın perdenin ardında gün ağarmıştı.' -Y. Atılgan.

104 görüntülenme

hava bozmak

havada yağmur, kar, dolu veya fırtına başlamak: 'Hava birden bozmuş, daha doğrusu poyraza çevirmişti.' -S. F. Abasıyanık.

104 görüntülenme

rayına oturtmak

bir işi yoluna, yöntemine koymak, düzgün işler duruma getirmek.

104 görüntülenme

akarına bırakmak

işin sonucunu sabırla beklemek, doğal gelişmeyi beklemek: 'İçeriğin nasıl aktarılacağına dikkat etmiş, dilin olanaklarını akarına bırakmıştır.' -S. İleri.

104 görüntülenme

sözü ağzında gevelemek

lafı ağzında gevelemek.

104 görüntülenme

köşe bucak kaçmak (saklanmak)

kimseye görünmek istememek: 'Anası köşe bucak kaçıyor, tenha bir yer buldukça hıçkırıyordu.' -R. Enis.

104 görüntülenme

mikrofona koymak

hikâye, roman, oyun vb. eserleri radyo için elverişli duruma getirip yayımlamak.

104 görüntülenme

ters anlamak

yanlış yorumlamak, doğru anlam vermemek: 'Hegel'in bu sözünü ters anlamamak gerek.' -N. Hikmet.

104 görüntülenme

köşe kapmaca oynamak

biri başkasına gidip bulamadığı sırada, o da kendisine gelip bulamamak, birbirini arayıp durmak.

104 görüntülenme

yaptığı hayır, ürküttüğü kurbağaya değmemek

yol açtığı zarar, yaptığı iyilikten büyük olmak.

104 görüntülenme

hava iyi esmek

ortamla ilgili her türlü şart uygun durumda olmak.

104 görüntülenme

avukat tutmak

adli işlemleri gereğince yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu yetkili kılmak: 'Kasabadan Bilâl Efendi'yi avukat tuttular.' -M. Ş. Esendal.

104 görüntülenme

panik yaratmak

korku, dehşet uyandırmak.

104 görüntülenme

yuha çekmek

yuh çekmek.

104 görüntülenme

cıcığı çıkmak

1) çok yorulmak; 2) hırpalanmak.

104 görüntülenme

selam (selamı) almak

1) birinin selamlamasına karşılık vermek: 'Pazara indiği zaman kendine verilen selamı bile almıyordu.' -Ö. Seyfettin. 2) selam gönderilmiş olmak.

104 görüntülenme

leş gibi

1) çok pis (yer); 2) rahatsız edici, ağır (koku); 3) tembel veya çok yorgun.

104 görüntülenme

tadını kaçırmak

aşırılığa kaçmak, hoşa gitmeyen bir durum yaratmak: 'Şaka ettiğini ama şakanın tadını kaçırdığını söylüyordu.' -A. Kutlu.

104 görüntülenme

selamete çıkmak

esenliğe kavuşmak, kurtulmak.

104 görüntülenme

yuları ele vermek (kaptırmak)

birinin sözünden çıkmayacak duruma gelmek, kendi iradesiyle davranmamak.

104 görüntülenme

ele avuca sığmamak

1) söz dinlememek, baskı altına alınmamak, zapt edilememek: 'İzmir'deyiz. Ele avuca sığmaz haşarı bir çocuğum.' -R. N. Güntekin. 2) şımarık davranmak: 'Hani vatandaşlarımız da güç, ele avuca sığmaz, kanmaz, doymaz insanlar olsa bari!' -F. R. Atay.

104 görüntülenme

tafra satmak

böbürlenmek, büyüklenmek, büyüklük taslamak.

104 görüntülenme

deliye dönmek

1) çok sevinmek: 'Haber aldığı gün âdeta deliye dönmüş.' -H. F. Ozansoy. 2) çok üzülmek: 'En bildiği derste bile kopya çeker, çekmezse hasta olur, deliye döner.' -H. Taner. 3) çok kızmak: 'Patronun deliye döndüğünden habersizce geldi, elindeki şemsiyeye yapıştı.' -R. Ilgaz.

104 görüntülenme

yumruğuna güvenmek

isteklerini yaptırmak için yalnızca bedensel gücüne güvenmek.

104 görüntülenme

kestirip atmak

ayrıntılı düşünmeden kesin yargıya varmak: 'Tartışmayı kestirip atmak bana hiçbir zaman kolay görünmemiştir.' -M. C. Anday.

104 görüntülenme

elekten geçirmek

1) elemek; 2) ayıklamak; 3) araştırma sonunda doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü ayırmak.

104 görüntülenme

ışıl ışıl yanmak

parlamak: 'Gözleri ışıl ışıl yanan bir kara kedi gibi pusudaydı.' -K. Korcan.

104 görüntülenme