En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

avukat tutmak

adli işlemleri gereğince yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu yetkili kılmak: 'Kasabadan Bilâl Efendi'yi avukat tuttular.' -M. Ş. Esendal.

105 görüntülenme

panik yaratmak

korku, dehşet uyandırmak.

105 görüntülenme

cıcığı çıkmak

1) çok yorulmak; 2) hırpalanmak.

105 görüntülenme

yuhaya tutmak

yuh çekmek.

105 görüntülenme

leş gibi

1) çok pis (yer); 2) rahatsız edici, ağır (koku); 3) tembel veya çok yorgun.

105 görüntülenme

kafası kazan (gibi) olmak

kafası şişmek.

105 görüntülenme

reklam yapmak

her türlü aracı kullanarak bir şeyi halka tanıtmak, ünlenmesini sağlamak: 'Sizin için geniş bir reklam yapacağım, adımı ortaya koyacağım.' -T. Buğra.

105 görüntülenme

insanda akıl bırakmamak (koymamak)

düşünceleri karmakarışık yapmak, kararsızlığa yol açmak.

105 görüntülenme

selamete çıkmak

esenliğe kavuşmak, kurtulmak.

105 görüntülenme

yuları ele vermek (kaptırmak)

birinin sözünden çıkmayacak duruma gelmek, kendi iradesiyle davranmamak.

105 görüntülenme

ele avuca sığmamak

1) söz dinlememek, baskı altına alınmamak, zapt edilememek: 'İzmir'deyiz. Ele avuca sığmaz haşarı bir çocuğum.' -R. N. Güntekin. 2) şımarık davranmak: 'Hani vatandaşlarımız da güç, ele avuca sığmaz, kanmaz, doymaz insanlar olsa bari!' -F. R. Atay.

105 görüntülenme

tafra satmak

böbürlenmek, büyüklenmek, büyüklük taslamak.

105 görüntülenme

yumruğuna güvenmek

isteklerini yaptırmak için yalnızca bedensel gücüne güvenmek.

105 görüntülenme

elekten geçirmek

1) elemek; 2) ayıklamak; 3) araştırma sonunda doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü ayırmak.

105 görüntülenme

(birine) mum tutturmak

aşırı disiplin altına almak.

105 görüntülenme

üstünden başından akmak

durumu belirgin bir biçimde anlaşılmak: 'Üstünden başından itina akan bir yolcudan yol sorulabilir mi?' -S. F. Abasıyanık.

105 görüntülenme

ışıl ışıl yanmak

parlamak: 'Gözleri ışıl ışıl yanan bir kara kedi gibi pusudaydı.' -K. Korcan.

105 görüntülenme

misal göstermek

örnek vermek: 'Çocuklarıma beni misal gösterdiğini, ağzım kulaklarıma vararak öteden beriden işitiyordum.' -R. N. Güntekin.

105 görüntülenme

teslimiyet göstermek

birinin isteğini olduğu gibi kabul etmek.

105 görüntülenme

baş vermek

1) çıban olgunlaşmak; 2) buğday vb. bitkiler başak bağlamaya başlamak, başak oluşmak; 3) gemi, kayık vb.ni döndürmek, çevirmek: 'En sonunda rüzgârların istikametine baş verdi.' -S. F. Abasıyanık. 4) ortaya çıkmak, belirmek: 'Fransızlardan, neler olup bittiğini, neden müttefikler arasında bazı sorunların baş vermiş olduğunu öğrenmeleri isteniyordu.' -A. Kulin.

105 görüntülenme

kafasına girmemek

anlayamamak, kavrayamamak.

105 görüntülenme

yumurtayı çalkamak

hayvan, üstüne oturduğu yumurtayı çevirmek.

105 görüntülenme

başa güreşmek

1) yağlı güreşte, en usta pehlivanlar başpehlivanlık için yarışmak; 2) mec. en üstün sonucu elde etmek veya bir işte en üst noktaya gelmek için mücadele vermek.

105 görüntülenme

ipliği pazara çıkmak

kötü nitelik ve suçları ortaya çıkmak.

105 görüntülenme

su gibi aziz ol!

su getirenlere iyi dilek olarak söylenen bir söz.

105 görüntülenme

ez de suyunu iç

değersiz, yararsız şeyler için kullanılan bir söz.

105 görüntülenme

tezvir çıkarmak

birisi hakkında kovculuk etmek.

105 görüntülenme

yargıya gitmek

bir anlaşmazlığı gidermek amacıyla mahkemeye başvurmak.

105 görüntülenme

başağrısı olmak

sıkıntı vermek, uğraştırmak: 'Efendim nemize lazım, sonra size başağrısı olur.' -M. Ş. Esendal.

105 görüntülenme

eli dar (darda) olmak

para sıkıntısı içinde olmak.

105 görüntülenme