En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

gözü (gözleri) üstünde kalmak

1) kıskançlık sebebiyle herkesin ilgisini çekmek: 'O, dükkânı sana vereyim, dedi, ben istemedim. Neme lazım, bin kişinin gözü üstünde kalacak.' -M. Ş. Esendal. 2) herkesin dikkatini çekmek.

105 görüntülenme

iyi iş (doğrusu)

tkz. beğenilmeyen bir olay, bir durum karşısında şaşkınlığı anlatan bir söz.

105 görüntülenme

ömrümün varı

gözümün nuru: 'Yürü dilber, yürü ömrümün varı' -Halk türküsü.

105 görüntülenme

düzen vermek (düzene koymak, düzene sokmak)

1) düzenlemek, dağınıklıktan kurtarmak: 'Onun kendi yaşayışına yeni bir düzen vermesi gerekiyordu.' -T. Buğra. 'Yatak odasını düzene sokmakla meşguldü.' -R. H. Karay. 2) akort etmek: 'Şu sazıma bir düzen ver.' -Âşık Ali İzzet.

105 görüntülenme

ilaç için yok

hiç yok.

105 görüntülenme

kan vermek

1) hastaya, yaralıya kan aktarmak; 2) kan nakli için kan aldırmak.

105 görüntülenme

Allah yarattı dememek

kıyasıya dövmek, çok hırpalamak.

105 görüntülenme

aslan gibi

1) boylu boslu, güçlü ve yakışıklı; 2) sağlığı yerinde.

105 görüntülenme

sergi sermek

kurutmak veya göstermek için bir şeyi düz bir yere yaymak.

105 görüntülenme

aslan kesilmek

aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek.

105 görüntülenme

ilan vermek

çeşitli basın yayın organlarıyla bir durumu duyurmak, açıklamak: 'Dün, bütün akşam gazetelerine ilan verdim.' -Ö. Seyfettin.

105 görüntülenme

sokağa dökülmek

1) herhangi bir sebeple dışarı çıkmak: 'Her zaman, saat on bir buçuk dedi mi kadın erkek, kol kola sokağa dökülürlerdi.' -P. Safa. 2) gösteri, protesto gibi amaçlarla insanlar sokaklara, meydanlara inmek.

105 görüntülenme

göz gözü görmemek

yoğun sis, duman, toz vb. sebeplerle hiçbir şey görülememek: 'Tezek dumanında göz gözü görmez.' -N. Hikmet.

105 görüntülenme

merhamet duymak

acıma veya şefkat duygusu uyanmak veya kabarmak: 'Ömrümde hiç kimseye bu kadar saf ve derin merhamet duymamıştım.' -P. Safa.

105 görüntülenme

tek vücut olmak

birlikte hareket etmek: 'Birbirimize sımsıkı sarılmış, tek vücut olmuş, sallanıp duruyoruz.' -A. Kulin.

105 görüntülenme

sineye çekmek

kötü bir davranış, söz veya olaya ister istemez katlanmak: 'Onlar hızla geçer veya düşer; musibeti sineye çekmek millete düşer.' -T. Halman.

105 görüntülenme

bahtına küsmek

talihsizliğinden yakınmak.

105 görüntülenme

ağzına yüzüne bulaştırmak

bir işi kötü yapmak, becerememek: 'Yapılacak şey ehemmiyetsizce bir pansuman ama ağızlarına yüzlerine bulaştırmalarından korkuyorum.' -R. N. Güntekin.

105 görüntülenme

un ufak etmek

çok ufak kırıntılar durumuna getirmek, parçalamak: 'O solucanları un ufak eden çocukların hırsına kapılmıştı.' -T. Buğra.

105 görüntülenme

kabak (birinin) başına (başında) patlamak

birçok kimsenin ilgili olduğu bir olaydan, yalnızca bir kimse zarar veya ceza görmek: 'Kendi yarın cehennem olur gider, kabak bizim başımıza patlar.' -R. N. Güntekin.

105 görüntülenme

önüne arkasına bakmadan

iyi hesap etmeden, düşüncesizce.

105 görüntülenme

Allah'ın binasını yıkmak

kendini veya başkasını öldürmek.

105 görüntülenme

önüne bakmak

utanmak, utancından cevap vermemek: 'Önüne bakmıştı Mevlüt, ne diyeceğini bilemeden.' -A. Kulin.

105 görüntülenme

hızlı yaşamak

eğlenceye aşırı düşkün olarak yaşamak: 'Bu hızlı yaşamaya elli iki yıl dayanabilmişti ancak!' -Y. Z. Ortaç.

105 görüntülenme

yakışıksız kaçmak

uygun düşmemek, çirkin olmak, münasebetsiz görünmek: 'Kitabın adı uzun fakat insanda okumak merakı uyandırdığı için bu uzunluk yakışıksız kaçmamış.' -N. Hikmet.

105 görüntülenme

göze görünmek

belli, açık olmak.

105 görüntülenme

ses vermek

1) herhangi bir sesi çıkarmak: 'Üç defa ses veren bir küçük çanın altından bahçeye girdiler.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir çağrıya karşılık vermek: 'Her biri bir türlü feryada başlar / Güller seda verir, bağlar ses verir' -Âşık Veysel.

105 görüntülenme

şifa bulmak

iyi olmak, onmak.

105 görüntülenme

şifa niyetine

bir kimseye ilaç verilirken 'iyi olması, fayda sağlaması dileğiyle' anlamında kullanılan bir söz.

105 görüntülenme

Allah'ın hikmeti

beklenmeyen, sebebi anlaşılmayan veya şaşılan şeyler için kullanılan bir söz: Allah’ın hikmeti, kayanın içinde kocaman bir ağaç bitmiş.

105 görüntülenme