En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

heykelini dikmek

türlü alanlarda üstün başarı gösteren kimselere değerbilirlik göstermek.

105 görüntülenme

(biriyle) merhabası olmak

esenleşecek kadar tanışıklığı, yakınlığı olmak.

105 görüntülenme

kedi ciğere bakar gibi bakmak (süzmek veya seyretmek)

imrenerek bakmak: 'Derin bir hayranlıkla gözlerini kıza kaptırmış, kedi ciğere bakar gibi süzüp duruyordu.' -H. R. Gürpınar.

105 görüntülenme

(birinden) gözü su içmemek

güvenmemek: 'Azarlayıp adam olmazsın sen nafile... Gözüm hiç su içmiyor senden.' -O. Kemal.

105 görüntülenme

gurbete (gurbet ele) düşmek

aile ocağından uzak bir yere gitmek.

105 görüntülenme

gereksiz görmek

lüzum görmemek: 'Ona danışmayı gereksiz görerek Sevim'e yöneldi.' -N. Cumalı.

105 görüntülenme

dibini kurcalamak (karıştırmak)

araştırmak, sorup öğrenmek: 'Dibini kurcalıyorsun, ... birkaç merkez dışında Ege üreticisi çoğunluk küçük çiftçi, orta çiftçi!' -A. İlhan.

105 görüntülenme

yerine oturmak

1) iyi yerleşmek; 2) bir durum, bir düşünce vb. benimsenmek, yaygın duruma gelmek, yerleşmek.

105 görüntülenme

(birine bir şey) vız gelip tırıs gitmek

tkz. önemsememek, aldırış etmemek: 'Bu ölümle Ahmet, dünya yüzünde sahibi olunacak şeyin yalnız bir kadın olabileceğini, ötesinin ise yalan, haksız olduğunu ve kendisine kadından gayrı bir şeye sahip olmanın vız gelip tırıs gittiğinin farkına varmıştı.' -S. F. Abasıyanık.

105 görüntülenme

piyango çekmek

talih oyunu için hazırlanmış kâğıtlardan birini bulunduğu yerden almak.

105 görüntülenme

uç uca gelmek

ancak yetişmek.

105 görüntülenme

(birine bir şey) vız gelmek

tkz. pek önemsiz görünmek: 'Fakat bu da Nahit'e vız geldi çünkü kız koltuğa oturmuştu.' -T. Buğra.

105 görüntülenme

gözü almamak

bir işi becerebileceğine inanmamak, yadırganmaz olmak.

105 görüntülenme

birlik olmak

bir işi yapmak için anlaşmak: 'Bu ayıbı işleyenlerle birlik olmayı bir türlü kibrime yediremiyorum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

105 görüntülenme

zahmet çekmek

güçlükle karşılaşmak, sıkıntıya katlanmak: 'Yolda çok zahmet çekmiş, bereket versin Paris sefareti erkânından biri kendisine refakat etmiş.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

105 görüntülenme

arpalık yapmak

bir kaynaktan sürekli olarak çıkar sağlamak.

105 görüntülenme

bit kadar

çok küçük.

105 görüntülenme

yağmur yemek

yağmurda iyice ıslanmak, sırılsıklam olmak: 'Ben önde, Nezir arkada, çamurlu yoldan, yağmur yiye yiye elimdeki pilli fenerin ışığında yürüyoruz.' -R. H. Karay.

105 görüntülenme

pençe pençeye gelmek

kıyasıya, öldürürcesine dövüşmek.

105 görüntülenme

göğüs germek

bir güçlüğe karşı koymak, dayanmak: 'Hayatın lezzetleri içinde yüzen bizler, elbette geçici birçok zahmetlere katlanmaya ve birçok zorluklara göğüs germeye mecburduk.' -A. Ş. Hisar.

105 görüntülenme

belge almak

başarısızlık yüzünden öğretim kurumuyla ilişiği kesilmek.

105 görüntülenme

etek açmak

kadın, cinsel arzusunu belirtmek.

105 görüntülenme

izanı yok

anlayışsız, kavrama yeteneği zayıf.

105 görüntülenme

göğüs vermek

eziyete, sıkıntıya katlanmak, tahammül etmek: 'Ben, onun hatırı ve hatırası için daha ağırlarına da göğüs verirdim.' -R. N. Güntekin.

105 görüntülenme

çirkefe taş atmak (çirkefi üzerine sıçratmak)

edepsiz bir kimsenin tepkisine yol açacak bir davranışta bulunmak: 'Çirkefe taş atma, hikmetini mırıldanarak kaçar gibi uzaklaştı.' -Ö. Seyfettin.

105 görüntülenme

laf dinlemek

söz dinlemek.

105 görüntülenme

bocuk domuzuna dönmek

çok semiz ve besili olmak.

105 görüntülenme

garanti altına almak

güvence altına almak: 'Ondan sonra da, zavallı kuzunun artakalan birkaç kemiğini garanti altına aldılar.' -N. F. Kısakürek.

105 görüntülenme

kan istemek

öldürülen bir kimsenin öcünün alınmasını istemek.

105 görüntülenme

belsoğukluğuna uğratmak

kaba bir işe veya bir söze gereksiz yere karışarak onun akışını sektirmek.

105 görüntülenme