En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

tav olmak

1) kanmak: 'Bazen kadınlara çabuk tav olduğunu düşünürüm de işe zarar verir, bilirsin aşırılık.' -E. Işınsu. 2) tam olarak istediği olmasa da kabul etmek.

105 görüntülenme

tuzluya mal olmak (oturmak veya patlamak)

çok para vererek satın almak, çok pahalı gelmek: 'Bu eğlenti bize biraz tuzluya mal oldu.' -E. E. Talu. '... kendisine tuzluya patlamıştı.' -Halikarnas Balıkçısı.

105 görüntülenme

(birinin) adaletine sığınmak

birinden anlayış, hoşgörü, yakınlık beklemek.

105 görüntülenme

eziyet etmek

zahmet ve sıkıntı vermek, canını yakmak: 'Annesine eziyet ettiğine inandığı babasından fazla bahsetmek istemediğini sezdim.' -A. Kabaklı.

105 görüntülenme

mayna etmek

1) herhangi bir şeyi halat ve palanga aracılığıyla denize veya yere indirmek: '... filikalarını mayna etmişlerdi.' -A. İlhan. 2) mec. fırtına yatışmak.

105 görüntülenme

zift yesin

'ne yerse yesin' anlamında öfke bildiren bir söz.

105 görüntülenme

aznavur gibi

zalimce davranan.

105 görüntülenme

(bir yeri) ırgat pazarına döndürmek

karışık ve dağınık bir duruma getirmek.

105 görüntülenme

dünya kadar

pek çok: 'Eve döneyim desen Feneryolu istasyonuna dünya kadar yol var.' -S. M. Alus.

105 görüntülenme

göbeği düşmek

göbek deliğinin kapanmamasından fıtık oluşmak.

105 görüntülenme

(birinin) adını vermek

birinin adını söylemek: 'Bunlar yaşama yolunda bir engele çarptılar mı hemen dedelerinin adını verirler ve kendilerini güçlükten sıyırıp çıkarırlardı.' -İ. O. Anar.

105 görüntülenme

ağızda sakız gibi çiğnemek

bir söz veya düşünceyi sık sık tekrarlayıp durmak.

105 görüntülenme

bayrakları açmak

bağırıp çağırarak hırçınlık etmek.

105 görüntülenme

şap gibi yanmak

ortada kalmak, destek bulamamak.

105 görüntülenme

şapa oturmak

içinden çıkılması güç bir duruma düşmek.

105 görüntülenme

zümrüt gibi

yemyeşil: 'Şu zümrüt gibi Kuşdili deresi burnumuzun önünde de bir sandalla bir defa bile dolaşamadık.' -S. M. Alus.

105 görüntülenme

(bir yerin, bir işin) başına gelmek

bir görevi üstlenmek, yüklenmek.

105 görüntülenme

fos çıkmak

bir işin sonu gelmemek, boş çıkmak.

105 görüntülenme

dımdızlak ortada kalmak

elindeki her şeyi, imkânlarını yitirmek: 'Zehra dımdızlak ortada kalacak.' -A. İlhan.

105 görüntülenme

dünyadan haberi olmamak

çevresinde olup bitenleri bilmemek.

105 görüntülenme

yadigâr olmak

hatıra olarak kalmak: 'Bir de yadigâr olmak üzere fotoğraf bıraktı.' -Ö. Seyfettin.

105 görüntülenme

oh olsun!

söz dinlemeyip yanlış davranarak kötü duruma düşenlere 'çok iyi olmuş' anlamında kullanılan bir söz: Oh olsun, benim sözümü dinlemedin!

105 görüntülenme

hesap etmek, kitap etmek

bütün ayrıntılarıyla düşünmek.

105 görüntülenme

cehenneme çevirmek

yaşanılmaz bir duruma getirmek: 'Kafamın çatlaklığı yüzünden bir anda orasını zindana, cehenneme çevirdim.' -R. H. Karay.

105 görüntülenme

ağza tat, boğaza feryat

'miktarı çok az olan yiyecek' anlamında kullanılan bir söz.

105 görüntülenme

kitaba el basmak

kutsal kitap üzerine elini koyarak ant içmek.

105 görüntülenme

külfete katlanmak

sıkıntıya, zorluğa önem vermemek: 'Ben en hain, en merhametsiz hücumları yapmak için bu kadar külfetlere katlanıp buralara gelmiştim.' -A. Gündüz.

105 görüntülenme

yerin dibine batırıp çıkarmak

çok utandırmak, rezil etmek: 'Bir hikâye anlatır, erkekleri yerin dibine batırır çıkarırdı.' -N. Meriç.

105 görüntülenme

bir yiyip bin şükretmek

kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değerini bilmek: 'Bekâr olduğumuza bir yiyelim de bin şükredelim.' -R. N. Güntekin.

105 görüntülenme

frikik vermek

argo göğüs, bacak gibi vücudun belirli bölümlerini, bilerek veya bilmeyerek gereğinden fazla açarak göstermek.

105 görüntülenme