En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

eziyet etmek

zahmet ve sıkıntı vermek, canını yakmak: 'Annesine eziyet ettiğine inandığı babasından fazla bahsetmek istemediğini sezdim.' -A. Kabaklı.

105 görüntülenme

eski hayratı da berbat etmek

bir işi daha iyi bir duruma sokmaya çalışırken büsbütün bozmak.

105 görüntülenme

aznavur gibi

zalimce davranan.

105 görüntülenme

(bir yeri) ırgat pazarına döndürmek

karışık ve dağınık bir duruma getirmek.

105 görüntülenme

(birinin) adını vermek

birinin adını söylemek: 'Bunlar yaşama yolunda bir engele çarptılar mı hemen dedelerinin adını verirler ve kendilerini güçlükten sıyırıp çıkarırlardı.' -İ. O. Anar.

105 görüntülenme

ağızda sakız gibi çiğnemek

bir söz veya düşünceyi sık sık tekrarlayıp durmak.

105 görüntülenme

bayrakları açmak

bağırıp çağırarak hırçınlık etmek.

105 görüntülenme

şap gibi donmak (kalmak)

şaşırarak ses çıkarmayacak duruma gelmek.

105 görüntülenme

şapa oturmak

içinden çıkılması güç bir duruma düşmek.

105 görüntülenme

(bir yerin, bir işin) başına gelmek

bir görevi üstlenmek, yüklenmek.

105 görüntülenme

dımdızlak ortada kalmak

elindeki her şeyi, imkânlarını yitirmek: 'Zehra dımdızlak ortada kalacak.' -A. İlhan.

105 görüntülenme

dünyadan haberi olmamak

çevresinde olup bitenleri bilmemek.

105 görüntülenme

hesap etmek, kitap etmek

bütün ayrıntılarıyla düşünmek.

105 görüntülenme

cehenneme çevirmek

yaşanılmaz bir duruma getirmek: 'Kafamın çatlaklığı yüzünden bir anda orasını zindana, cehenneme çevirdim.' -R. H. Karay.

105 görüntülenme

ağza tat, boğaza feryat

'miktarı çok az olan yiyecek' anlamında kullanılan bir söz.

105 görüntülenme

yerin dibine batırıp çıkarmak

çok utandırmak, rezil etmek: 'Bir hikâye anlatır, erkekleri yerin dibine batırır çıkarırdı.' -N. Meriç.

105 görüntülenme

bir yiyip bin şükretmek

kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değerini bilmek: 'Bekâr olduğumuza bir yiyelim de bin şükredelim.' -R. N. Güntekin.

105 görüntülenme

(biriyle, bir şeyle) baş başa kalmak

biriyle veya bir şeyle yalnız kalmak: 'Düşünceleriyle, iç sesiyle baş başa kalmayı tercih ederdi.' -A. Kulin.

105 görüntülenme

dışa vurmak

belli etmek.

105 görüntülenme

hesap kitap yapmak (etmek)

ayrıntılarıyla hesap edip düşünmek.

105 görüntülenme

kitap (kitaplar) devirmek (devretmek)

bir veya birden çok kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek: '... zengin bir tasvir ve izah yapabilmek için evde kitaplar devirdi.' -M. Ş. Esendal.

105 görüntülenme

tavuk ayağı yemek

gevezelik etmek, dedikodu yapmak: 'A, o nasıl lakırtı, dedi. Bunlar da tavuk ayağı yemişler, ağızlarında bakla ıslanmıyor.' -M. Ş. Esendal.

105 görüntülenme

alın damarı çatlamış

ar damarı çatlamış.

105 görüntülenme

ucu (herhangi birine) dokunmak

birine olumsuz etkisi veya zararı gelmek.

105 görüntülenme

gözüne hiçbir şey görünmemek

kendi derdi dolayısıyla hiçbir şeye değer vermemek.

105 görüntülenme

alın teri dökmek

çok emek vermek, zahmetli bir iş görmek: 'Doğrusu çok alın teri döktük amma değerdi / Neşe veren kasvetimiz yorgunluğu giderdi' -E. B. Koryürek.

105 görüntülenme

canı burnuna (burnundan) gelmek

bir şey yaparken çok zorluk çekmek.

105 görüntülenme

gelinlik etmek

1) gelin, kendisinden beklenilen hizmeti yapmak; 2) aile büyüklerinin yanında susmak.

105 görüntülenme

ucunu bulmak

sona erdirmek, kolayını bulmak.

105 görüntülenme

gafil avlanmak

beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız bir anda bir olayla karşılaşmak, zor duruma düşürülmek: 'Atatürk bizden ayrılınca öbür sınıflara da girmiş. Fakat onlar bizim gibi önceden hazırlanmadıklarından gafil avlanmışlar.' -H. Taner.

105 görüntülenme