En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

bir biçimine getirmek

1) çözüm yolu bulmak: 'Ne olur bir biçimine getir/ yak şu linyiti çıtır çıtır' -B. R. Eyuboğlu. 2) sırasını, fırsatını bulmak, punduna getirmek, en uygun durumunu yakalamak: 'Bir biçimine getirip benimle Samim'e de veriştiriyormuş.' -S. Birsel.

104 görüntülenme

aklından geçirmek

bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak: 'Aklından geçirdiği gerçekmiş gibi telaşlanmıştı.' -N. Cumalı.

104 görüntülenme

çaresiz kalmak

çözüm yolu, çıkar yolu bulamamak: 'Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul yolunu tutar.' -Ö. Seyfettin.

104 görüntülenme

iş şirazesinden çıkmak

düzenini kaybetmek, çığırından çıkmak.

104 görüntülenme

vartadan atlamak

zor bir durumdan kurtulmak: 'Bu uzun zaman boyunca, kim bilir neler çekmiş, ne vartalardan atlamıştı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

104 görüntülenme

bir hoş eylemek

hüzünlendirmek.

104 görüntülenme

burun kıvırmak

önem vermemek, küçümsemek, beğenmemek: 'Açıkçası durmadan yakınan o kadınlara burun kıvırdım.' -A. Ağaoğlu.

104 görüntülenme

deliliği tutmak

delice davranmak.

104 görüntülenme

elinin tersiyle çarpmak

ayanın arkasıyla şiddetle tokat atmak.

104 görüntülenme

buyruğu altına girmek

bir kimse başka bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak.

104 görüntülenme

mürekkep yalamak

çok okumuş, yazmış olmak: 'Herhâlde aile terbiyemin, görgümün ve az buçuk mürekkep yalamış olmamın da bu Tanrı vergisini beslemekte tesiri olacaktır.' -R. N. Güntekin.

104 görüntülenme

mürekkep yalamış

öğrenim görmüş, kültürlü: 'Şöyle az buçuk mürekkep yalamış bir insanı böylesine üç nutuk çılgına döndürür.' -S. F. Abasıyanık.

104 görüntülenme

çat orada çat burada çat kapı arkasında

çok çabuk yer değiştiren bir şeyin durumunu anlatan bir söz: 'Sizin sevgili bir yerde durmaz, çat orada çat burada çat kapı arkasındadır.' -O. C. Kaygılı.

104 görüntülenme

kıstas tutmak

ölçü olarak almak.

104 görüntülenme

kurşun yağdırmak

çok sayıda kurşun atmak.

104 görüntülenme

yedi düvelle barışık

herkesle iyi geçinen kimse.

104 görüntülenme

velvele kopmak

büyük gürültü çıkmak: 'Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı.' -Y. K. Beyatlı.

104 görüntülenme

araya almak

1) bir çevreye kabul etmek; 2) argo dövmek.

104 görüntülenme

tası tarağı toplamak

her türlü ilişkiyi kesmek üzere hazırlanmak: 'Tası tarağı toplayıp ortalıktan usul usul tüyüyorsunuz.' -T. Uyar.

104 görüntülenme

yedikleri içtikleri ayrı gitmemek

her zaman bir arada olmak ve sıkı ilişki içinde bulunmak.

104 görüntülenme

tu kaka etmek

hafife alıp bir kenara itmek, önem vermemek, kötülemek: 'Tu kaka edilen eserler de er geç eski tahtlarına geçer otururlar.' -H. Taner.

104 görüntülenme

tekbir getirmek

Müslümanlıkta Tanrı'nın büyüklüğünü, yüceliğini anmak için söylenen ve 'Allahuekber' sözü ile başlayan duayı okumak: 'Hemen şükran secdesine kapanarak tekbir getirir.' -H. R. Gürpınar.

104 görüntülenme

afyon yutmak

1) uyuşturucu olarak afyon kullanmak; 2) mec. gerçeği göremeyecek kadar kendinde olmamak.

104 görüntülenme

akşam ahıra sabah çayıra

hayatta yiyip içip yatmaktan başka kaygısı olmayanlar için söylenen bir söz.

104 görüntülenme

katır tepmişe dönmek

çok hırpalanmak, perişan duruma düşmek, felaketin nereden geldiğini anlayamamak.

104 görüntülenme

sırat köprüsünden geçmek

bir iş yapılırken sıkıntılı, eziyetli durumlar içinde kalınmak.

104 görüntülenme

depara geçmek

koşuya veya yarışa hızla başlamak: 'Onu kaptırınca kıyıdaki öbür kayalara konmak için depara geçerler.' -H. Taner.

104 görüntülenme

eksik gelmek

yetişmemek, yetmemek.

104 görüntülenme

masaya oturmak

bir anlaşmazlığı çözümlemek üzere bir araya gelmek, toplanmak.

104 görüntülenme

(bir şey) su gibi gitmek

bol bol harcanmak.

104 görüntülenme