En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

yuvarlanan taş yosun tutmaz

sürekli olarak iş değiştiren bir kimse başarı kazanamaz.

84 görüntülenme

abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz

bir kimse sevdiği işi sürekli olarak yapmaktan bıkmaz.

83 görüntülenme

abuk sabuk konuşmak

ne söylediğini bilmeden, düşüncesiz, tutarsız konuşmak.

83 görüntülenme

zorla güzellik olmaz

1) kişiye, beğenmediği şey zorla beğendirilemez; 2) bir iş insana zor kullanılarak yaptırılamaz.

83 görüntülenme

taşıma su ile değirmen dönmez

işi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça başkalarının küçük katkılarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütülemez.

83 görüntülenme

sabreden derviş muradına ermiş

beklemesini bilen kimse sonunda amacına ulaşır.

83 görüntülenme

bir elin nesi var, iki elin sesi var

başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.

83 görüntülenme

Sakla samanı, gelir zamanı

İnsan, elindeki şeyleri değersiz görüp atmamalı, ileride işine yarayabileceğini düşünerek saklamalıdır.

82 görüntülenme

lafla peynir gemisi yürümez

şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz.

82 görüntülenme

abdala 'kar yağıyor' demişler, 'titremeye hazırım (durmuşum)' demiş

varlıklılar için sıkıntı olabilecek bir durum, yoksullar için söz konusu bile olmaz.

81 görüntülenme

abdalın dostluğu köy görününceye kadar

çıkarı dolayısıyla yakınlık gösteren kimse, işini yürütecek başkalarını bulduğunda sizinle ilgisini keser.

81 görüntülenme

abdesti gelmek

abdest bozmaya gereksinim duymak.

81 görüntülenme

dost acı söyler

yakınlarımız, eksikliklerimizi çekinmeden söylerler.

81 görüntülenme

acı (kötü) söz insanı (adamı) dinden çıkarır, tatlı söz yılanı inden çıkarır

gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

81 görüntülenme

taş yerinde ağırdır

kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.

81 görüntülenme

yalnız taş, duvar olmaz

nasıl bir tek taş ile duvar örülmezse insan da tek başına önemli bir işi başaramaz, başkalarıyla ilişki kurmak, işbirliği yapmak zorundadır.

80 görüntülenme

sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı

anlaşan kimselerin birbirlerinden saklısı gizlisi yoktur, başkasıyla böyle bir yakınlık kuramamış olan tek başına kendi yaşantısı içinde kalır.

80 görüntülenme

Ayağını yorganına göre uzat

İnsan, maddi gücünü aşan işlere kalkışmamalı, geliri ile gideri arasında denge kurmalıdır.

79 görüntülenme

sofrada elini, mecliste dilini sakla

topluluk içinde kendini denetle, aşırı davranışlarda bulunmaktan kaçın, açgözlülük ve gevezelik etme.

79 görüntülenme

ablukayı yarmak

kuşatılan bölgeden zor kullanarak dışarı çıkmak.

79 görüntülenme

acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir

mesleğinde ustalığa erişmemiş kimse, ilk denemelerini gözden çıkarılabilecek malzeme üzerinde yapar.

79 görüntülenme

acele ile yürüyen yolda kalır

iş yaparken acele eden şaşırır, işini bitiremez.

78 görüntülenme

meyve veren ağaç taşlanır

bilgili, hünerli, işinde başarılı olan kimseler kıskanılır, eleştirilir ve işlerini yapmaları zorlaştırılır.

78 görüntülenme

demir tavında dövülür

her iş zamanında ve uygun durumda yapılır.

78 görüntülenme

abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine

varlıklı ama akılsız ve hesapsız kişi malını gereksiz yerlere harcar, telef eder.

77 görüntülenme

abesle iştigal etmek (uğraşmak)

yersiz, yararsız işlerle vakit öldürmek: 'Yazarlarımızın çoğu yalnızca kendi ürünlerinin ne amaçla üretildiğini sayıp dökerek bir anlamda abesle iştigal ediyorlar.' -T. Uyar.

77 görüntülenme

acayibine gitmek

yadırgamak, tuhafına gitmek.

77 görüntülenme

söz gümüşse sükût altındır

susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir.

77 görüntülenme

acı patlıcanı kırağı çalmaz

herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.

77 görüntülenme

düşenin dostu olmaz hele bir düş de gör

varlıklı kişi yoksullaşınca çevresindeki dostlarından kimse kalmaz.

77 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

... durumuna düşmek

şartları kötüleşmek.

122 görüntülenme

... vaziyeti takınmak

herhangi bir tavır takınmak.

121 görüntülenme

(...) aşağı (...) yukarı

1) bir kimsenin adının dilden düşürülmediğini, onun pek gözde olduğunu anlatan bir söz: 'Adı erken yaşta şaire çıkmıştı. Şair aşağı, şair yukarı.' -H. Taner. 2) bir hizmette çok kullanılan kişice, yakınma olarak kullanılan bir söz.

121 görüntülenme

... durumunda olmak (bulunmak)

zorunluluğunda olmak.

120 görüntülenme

(...-mesi) gün meselesi

olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda: Kovulması gün meselesi olduğu için usta bir taraftan sıkıştırıyor, patron bir taraftan sıkıştırıyor.

119 görüntülenme

(... etmenin) âlemi var mı?

'yakışık alır mı, uygun olur mu?' anlamında kullanılan bir söz.

119 görüntülenme

(birinin) kulağını doldurmak

bir kimseye başkasından bilgi almadan önce konu üzerinde bilgi verirken kendi düşüncesini aşılamak.

118 görüntülenme

(bir şey birinin) belini bükmek

çaresizlik içinde bırakmak: 'Şu kör olası işsizlik belimi fena hâlde büküyordu.' -H. Taner.

118 görüntülenme

... nere ... nere

iki şeyin aralarındaki uzaklığı veya nitelik ayrımını belirten bir söz: Konya nere Ankara nere.

118 görüntülenme

(bir şey birinin) başının altından çıkmak

birinin hilesiyle yapılmak: 'Anlaşıldığına göre bu iş Saniye'nin İstanbullu anasının başının altından çıkmıştı.' -R. N. Güntekin.

118 görüntülenme

kök salmak

1) iyice tutunmak, sağlamlaşmak, yayılmak, köklenmek: 'Benliğe kök salan gönül bağlarını kim tarif edebilir?' -H. E. Adıvar. 2) bir yere iyice yerleşmek.

117 görüntülenme

... demeye kalmamak

söylemeye, yapmaya fırsat olmamak: İşimiz bitiyor demeye kalmadı, herkes ayağa kalktı.

117 görüntülenme

(bir işe) dört elle sarılmak (yapışmak)

bir işe büyük bir özen ve önem vererek girişmek: 'Sen bize dört elle sarılırsan zarar etmezsin.' -R. N. Güntekin.

116 görüntülenme

(bir şey birinin) gözünde olmamak

herhangi bir üzüntü veya zor durum dolayısıyla o şeye değer verecek durumda bulunmamak.

116 görüntülenme

gülmekten kırılmak (katılmak, yarılmak)

aşırı derecede gülmek: 'Ahali gülmekten kırılıyordu.' -R. N. Güntekin.

115 görüntülenme

fark etmez

'önemi yok, etkisi olmaz, değişmez' anlamında kullanılan bir söz.

115 görüntülenme

(bir iş) çorba olmak (çorbaya dönmek)

karmakarışık duruma gelmek, içinden çıkılmaz bir durum almak.

115 görüntülenme

hoşça kal (kalın)

ayrılan kimsenin kalanlara söylediği bir iyi dilek sözü: 'Hoşça kalın, diyor aracın kapısından çıkarken.' -A. Ümit.

114 görüntülenme

uzaktan kumanda etmek

kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirmek.

114 görüntülenme

hâl hatır (hâlini hatırını) sormak

bir kimseye 'nasılsınız, ne durumdasınız' anlamında nezaket sorusu yöneltmek: 'Karşılıklı oturdular, hâl ve hatır sordular, sonra sustular.' -R. H. Karay. 'Rapor almışsa, çiçekler, kolonyalar getirir, hâlimizi hatırımızı sorar, moral verir.' -M. İzgü.

114 görüntülenme

... nerede ... orada

söylenilen iki şeyin birlikte olması gerektiği anlatılmak istendiğinde kullanılan bir söz: Ben nerede sen orada.

114 görüntülenme

baş eğmek

1) saygı göstermek için baş eğerek selamlamak: 'Ulema, şeyhler, yerden selam verdiler, baş eğip el öptüler.' -R. E. Ünaydın. 2) direnmekten vazgeçip buyruk altına girmek: 'Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor / Asrın baş eğdi sandığı at şaha kalkıyor' -F. N. Çamlıbel.

113 görüntülenme

(bir iş) elinde olmak

isteyince o işi yapabilmek.

113 görüntülenme

içine atmak

1) sıkıntısını kimseye belli etmemek; 2) yapılan bir kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla birlikte, bunu unutmamak.

113 görüntülenme

(bir iş) sallantıda kalmak

bir çözüme bağlanmamak.

113 görüntülenme

(bir iş ki) değme keyfine

söz konusu işten çok hoşlanıldığını anlatmak için kullanılan bir söz.

113 görüntülenme

pır pır etmek

1) ışık yanıp sönmek: 'İdare lambası pır pır edip duruyordu sofadaki merdiven başında.' -Ç. Altan. 2) heyecanlanmak.

113 görüntülenme

el pençe divan

1) saygı gösterilen kimse karşısında el kavuşturmuş bir biçimde: 'Doğruldu, el pençe divan durdu, başını önüne eğdi.' -P. Safa. 2) aşırı saygı göstererek: 'Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı, çünkü bilirdi.' -A. Boysan.

112 görüntülenme

burnu büyümek

kibirlenmek, büyüklenmek: 'Yalnız onun mu burnu büyüdü? Burnu büyüyen büyüyene!' -N. Hikmet.

112 görüntülenme

altında kalmamak

karşılığını vermek, gördüğü iyilik veya kötülüğü karşılıksız bırakmamak.

111 görüntülenme