En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

abdestinden şüphesi olmamak

yaptığı işte kusuru olmadığını kesin olarak bilmek.

85 görüntülenme

sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı

anlaşan kimselerin birbirlerinden saklısı gizlisi yoktur, başkasıyla böyle bir yakınlık kuramamış olan tek başına kendi yaşantısı içinde kalır.

85 görüntülenme

abanoz gibi

1) çok sert: Abanoz gibi tahta. 2) kapkara.

84 görüntülenme

abdesti kaçmak

abdesti bozulmak.

84 görüntülenme

söz gümüşse sükût altındır

susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir.

84 görüntülenme

acele ile yürüyen yolda kalır

iş yaparken acele eden şaşırır, işini bitiremez.

83 görüntülenme

acı patlıcanı kırağı çalmaz

herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.

83 görüntülenme

düşenin dostu olmaz

varlıklı kişi yoksullaşınca çevresindeki dostlarından kimse kalmaz.

83 görüntülenme

ne oldum dememeli, ne olacağım demeli

kişi bugün içinde bulunduğu parlak durumun sürüp gideceğini sanmamalı, yarın kötü bir duruma düşeceğini hatırdan çıkarmamalıdır.

83 görüntülenme

üzüm üzüme baka baka kararır

her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden kimseler birbirlerine huy aşılar.

83 görüntülenme

can çıkmayınca (çıkmadan) huy çıkmaz

insanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.

82 görüntülenme

abdestinde namazında olmak

dindar olmak.

81 görüntülenme

acele ile menzil alınmaz

acele etmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır.

81 görüntülenme

el elin eşeğini türkü çağırarak arar

insanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önemi vermez, gerektiği kadar ilgilenmez.

80 görüntülenme

akıl yaşta değil, baştadır

akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.

80 görüntülenme

emek olmadan yemek olmaz

yaşayabilmek, harcayabilmek için çalışıp kazanmak gerekir.

80 görüntülenme

öfke ile kalkan ziyanla (zararla) oturur

öfkesine kapılarak iş gören sonunda güç duruma düşer.

80 görüntülenme

abliyi kaçırmak (bırakmak, koyuvermek)

1) soğukkanlılığını yitirip davranışlarını denetleyememek; 2) şaşırıp ne yapacağını bilememek.

79 görüntülenme

azıcık aşım, ağrısız (kaygısız) başım

derdim olmasın da başka bir şey istemem.

79 görüntülenme

keskin sirke küpüne (kabına) zarar

öfkeli, sert kimsenin zararı kendisinedir.

79 görüntülenme

it ite (buyurur), it de kuyruğuna

işi yapmak istemeyen onu mutlaka başkasına ısmarlar.

79 görüntülenme

büyük balık küçük balığı yutar

güçlüler, güçsüzleri ezer.

78 görüntülenme

acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler

geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi geçinebilmek için her yolu dener, her işi yapar, canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.

76 görüntülenme

kurt kocayınca köpeğin maskarası olur

güç ve yeteneğini yitiren insan, basit ve kendini bilmezlerce aşağılanır.

76 görüntülenme

abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (yolda olur)

çıkarına düşkün kimselerin arkadaşlığı işi bitinceye kadardır.

75 görüntülenme

dost başa, düşman ayağa bakar

iyi bir görüntü verebilmek için her zaman temiz giyinip kuşanmak gereklidir.

75 görüntülenme

balık baştan avlanır

bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir.

74 görüntülenme

acemi katır kapı önünde yük indirir

beceriksiz ve anlayışsız kişi kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır.

73 görüntülenme

aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez

aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister.

73 görüntülenme

akıl akıldan üstündür

bir kimsenin aklına gelmeyen bir çare, başka birinin aklına gelebilir.

72 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

el pençe divan

1) saygı gösterilen kimse karşısında el kavuşturmuş bir biçimde: 'Doğruldu, el pençe divan durdu, başını önüne eğdi.' -P. Safa. 2) aşırı saygı göstererek: 'Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı, çünkü bilirdi.' -A. Boysan.

137 görüntülenme

pır pır etmek

1) ışık yanıp sönmek: 'İdare lambası pır pır edip duruyordu sofadaki merdiven başında.' -Ç. Altan. 2) heyecanlanmak.

137 görüntülenme

borç gırtlağına çıkmak

borca batmak.

136 görüntülenme

uzatmaları oynamak

1) bir görevde son zamanlarını yaşamak; 2) sp. oyunda uzatma dakikalarını oynamak; 3) mec. ölmek üzere olmak.

136 görüntülenme

gerdan kırmak

1) naz ile boynu başla birlikte iki yana oynatarak kırıtmak: 'Avrupa tiyatrosunda işveli gerdan kırışları, meşhur kantolarıyla, ortalığı kırıp geçirdiği zamanlar!' -A. İlhan. 2) mec. boynu, başı geriye oynatarak büyüklük taslar bir durum almak.

136 görüntülenme

cereyana kapılmak

1) elektrik akımıyla çarpılmak; 2) suyun akışı içinde kalıp sürüklenmek; 3) bir eğilim, bir görüş hareketi içinde yer almak.

136 görüntülenme

onur duymak

onurlanmak: 'Piyesini sahneye koymaktan büyük onur duyduğunu söyledi.' -C. Uçuk.

136 görüntülenme

rest çekmek

1) oyuncu önündeki paranın tümünü ortaya koymak; 2) mec. herhangi bir konuda sert ve kesin olarak son sözü söylemek.

136 görüntülenme

altında kalmamak

karşılığını vermek, gördüğü iyilik veya kötülüğü karşılıksız bırakmamak.

135 görüntülenme

(birinin) gözünün yaşına bakmamak

acımamak, merhamet etmemek.

135 görüntülenme

ipe un sermek

geçersiz birtakım nedenler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak.

135 görüntülenme

ağzının tadını kaçırmak

1) neşesini, keyfini bozmak: 'Ben o kadınlardan değilim ki, evin büyüğü ben olacağım diye tutturup akılsızlıklarla ağzımın tadını kaçırayım.' -M. Ş. Esendal. 2) bir kimsenin kurulu düzenini bozmak.

134 görüntülenme

(bir şeye) kanaat getirmek

kanmak, aklı yatmak, inanmak: 'Artık Kâmuran'ın ömrümün en büyük aşkı, geleceğime bir tek hâkim kudret olduğuna kanaat getirdim.' -H. E. Adıvar.

134 görüntülenme

kesip atmak

1) uzun uzadıya düşünmeden kesin yargıya varmak: 'Zaman zaman iddiacılığını da bırakamazdı, bu böyledir diye kesip atardı.' -H. Taner. 2) kesin olarak çözmek, bitirmek: 'Oysa ben karımı hatırlatacak her şeyden kurtulmak, yaşamımın ona ait bölümünü kesip atmak istiyordum.' -A. Ümit.

134 görüntülenme

(birinin) kolunda altın bileziği olmak

kazanç sağlayan bir mesleği, zanaatı olmak.

134 görüntülenme

maksat hasıl olmak

amaca ulaşılmak, amaç gerçekleşmek: 'İmzanın arkasına saklanan adam dost, düşman her kim olursa olsun maksat hasıl olmuştu.' -H. R. Gürpınar.

134 görüntülenme

gönül çekmek

sevdalı olmak: 'Henüz bu yaşta, zavallı çocuk gönül çekmek nedir, bir büyük adam gibi biliyor ve bir büyük adam gibi yarasının acısını kimseye sır vermeyerek taşıyor.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

134 görüntülenme

(bir işe) burnunu sokmak

gerekmeden her işe karışmak: 'Bir kere burnumu sokmuştum işin içine, sonuna kadar gitmekten başka çare yoktu.' -E. Bener.

134 görüntülenme

el etek öpmek

1) bir işi yaptırmak için çok yalvarmak; 2) yaltaklanmak.

134 görüntülenme

dalgalanmaya bırakmak

1) ekon. paranın gerçek değerini bulması için girişimde bulunmadan beklemek; 2) mec. bir konu için girişimde bulunmadan beklemek.

133 görüntülenme

es geçmek

tkz. üzerinde durmamak, boş vermek, önemsememek: 'Ortaya zam falcısı diye biri çıkar da hiç gazeteler, gazeteciler es geçerler mi bu haberi, olayı.' -M. İzgü.

133 görüntülenme

tef çalsan oynayacak

karmakarışık olan eşyalar için söylenen bir söz.

133 görüntülenme

dize getirmek

kendisine karşı geleni yenerek buyruğuna uyacak duruma getirmek: 'Beş yüz sene evvel bahadır babalarımızın sizi dize getirerek zapt ettiği yerleri alamayacaksınız.' -Ö. Seyfettin.

132 görüntülenme

(bir iş) gâvur orucu gibi uzamak

bir iş gereğinden çok sürmek, sürüncemede kalmak.

132 görüntülenme

otuz iki dişe keman çaldırmak

içecek çok soğuk olmak.

132 görüntülenme

ağzı var dili yok

1) 'pek sessiz, kendi hâlinde' anlamında kullanılan bir söz: 'Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?' -B. Felek. 2) 'konuşamayan, derdini anlatamayan' anlamında kullanılan bir söz: 'Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.' -S. F. Abasıyanık.

132 görüntülenme

gurura kapılmak

büyüklenmek, gururlanmak: 'Sataşmalarını artırıyor ve yersiz bir gurura kapılıyordu.' -K. Korcan.

131 görüntülenme

sürüp gitmek

eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek: 'Laf atmalar, ıslık çalmalar, kavgaya tutuşmalar gün boyu sürüp gitti.' -L. Tekin.

131 görüntülenme

Nuh deyip, peygamber dememek

inat etmek, ayak diremek.

131 görüntülenme

(birine) kollarını açmak

1) içtenlikle karşılamak veya kucaklamaya hazırlanmak, sevgisini ve dostluğunu göstermek: 'O gün ... bütün bir yıl dargın durduklarına kollarını açarlardı.' -H. Taner. 2) korumak, yardım etmek.

131 görüntülenme