En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ne oldum dememeli, ne olacağım demeli

kişi bugün içinde bulunduğu parlak durumun sürüp gideceğini sanmamalı, yarın kötü bir duruma düşeceğini hatırdan çıkarmamalıdır.

77 görüntülenme

ağaç yaş (fidan) iken eğilir

insanlar küçük yaşta kolay eğitilir.

77 görüntülenme

Ak akçe kara gün içindir

İnsan, parasını gereksiz yere harcamamalı, ileride karşılaşabileceği zor durumlar için biriktirmelidir.

76 görüntülenme

abdestsiz yere basmamak

dinî kurallara titizlikle bağlı olmak.

76 görüntülenme

düşenin dostu olmaz

varlıklı kişi yoksullaşınca çevresindeki dostlarından kimse kalmaz.

76 görüntülenme

üzüm üzüme baka baka kararır

her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden kimseler birbirlerine huy aşılar.

76 görüntülenme

abdesti kaçmak

abdesti bozulmak.

75 görüntülenme

abdestinden şüphesi olmamak

yaptığı işte kusuru olmadığını kesin olarak bilmek.

74 görüntülenme

abıhayat içmiş

yaşı çok ilerlemiş olmasına karşın genç görünen (kimse).

74 görüntülenme

abanoz gibi

1) çok sert: Abanoz gibi tahta. 2) kapkara.

73 görüntülenme

acele ile menzil alınmaz

acele etmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır.

73 görüntülenme

can çıkmayınca (çıkmadan) huy çıkmaz

insanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.

73 görüntülenme

öfke ile kalkan ziyanla (zararla) oturur

öfkesine kapılarak iş gören sonunda güç duruma düşer.

73 görüntülenme

el elin eşeğini türkü çağırarak arar

insanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önemi vermez, gerektiği kadar ilgilenmez.

72 görüntülenme

keskin sirke küpüne (kabına) zarar

öfkeli, sert kimsenin zararı kendisinedir.

72 görüntülenme

it ite (buyurur), it de kuyruğuna

işi yapmak istemeyen onu mutlaka başkasına ısmarlar.

72 görüntülenme

büyük balık küçük balığı yutar

güçlüler, güçsüzleri ezer.

71 görüntülenme

emek olmadan yemek olmaz

yaşayabilmek, harcayabilmek için çalışıp kazanmak gerekir.

71 görüntülenme

abdestinde namazında olmak

dindar olmak.

70 görüntülenme

acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler

geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi geçinebilmek için her yolu dener, her işi yapar, canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.

70 görüntülenme

akıl yaşta değil, baştadır

akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.

70 görüntülenme

abliyi kaçırmak (bırakmak, koyuvermek)

1) soğukkanlılığını yitirip davranışlarını denetleyememek; 2) şaşırıp ne yapacağını bilememek.

69 görüntülenme

azıcık aşım, ağrısız (kaygısız) başım

derdim olmasın da başka bir şey istemem.

69 görüntülenme

kurt kocayınca köpeğin maskarası olur

güç ve yeteneğini yitiren insan, basit ve kendini bilmezlerce aşağılanır.

69 görüntülenme

dost başa, düşman ayağa bakar

iyi bir görüntü verebilmek için her zaman temiz giyinip kuşanmak gereklidir.

68 görüntülenme

abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (yolda olur)

çıkarına düşkün kimselerin arkadaşlığı işi bitinceye kadardır.

67 görüntülenme

acemi katır kapı önünde yük indirir

beceriksiz ve anlayışsız kişi kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır.

66 görüntülenme

tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır

gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

66 görüntülenme

aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez

aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister.

65 görüntülenme

balık baştan avlanır

bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir.

65 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

nimet bilmek

bir şeyi lütuf kabul etmek: 'Çaylarımıza koşarlar, evimize davet edilmeyi nimet bilirler, etrafımızda dolaşırlar.' -H. C. Yalçın.

111 görüntülenme

duyum almak

bir konu hakkında haber almak, bilgi edinmek.

111 görüntülenme

cereyana kapılmak

1) elektrik akımıyla çarpılmak; 2) suyun akışı içinde kalıp sürüklenmek; 3) bir eğilim, bir görüş hareketi içinde yer almak.

110 görüntülenme

(bir iş) aceleye gelmek

bir iş yapılırken zaman yetersizliğinden dolayı gereken önem verilememek.

110 görüntülenme

(birinin) parmağı ağzında kalmak

şaşakalmak, şaşmak, hayret etmek: 'Haftasına kalmadı, o sert şiş kayboldu, semirmeye başladım. Doktorların parmağı ağzında kaldı.' -P. Safa.

110 görüntülenme

borç gırtlağına çıkmak

borca batmak.

109 görüntülenme

(bir işe) burnunu sokmak

gerekmeden her işe karışmak: 'Bir kere burnumu sokmuştum işin içine, sonuna kadar gitmekten başka çare yoktu.' -E. Bener.

109 görüntülenme

(bir işin) içinden çıkmak

karışık bir işin güçlüklerini yenebilmek, üstesinden gelmek: 'Pek cazip bir iş fakat çok paraya, çok vasıtaya ihtiyaç var. Bakalım bunun içinden nasıl çıkabileceğim?' -Y. K. Karaosmanoğlu.

109 görüntülenme

el etek öpmek

1) bir işi yaptırmak için çok yalvarmak; 2) yaltaklanmak.

109 görüntülenme

rest çekmek

1) oyuncu önündeki paranın tümünü ortaya koymak; 2) mec. herhangi bir konuda sert ve kesin olarak son sözü söylemek.

109 görüntülenme

maksat hasıl olmak

amaca ulaşılmak, amaç gerçekleşmek: 'İmzanın arkasına saklanan adam dost, düşman her kim olursa olsun maksat hasıl olmuştu.' -H. R. Gürpınar.

108 görüntülenme

ağzı var dili yok

1) 'pek sessiz, kendi hâlinde' anlamında kullanılan bir söz: 'Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?' -B. Felek. 2) 'konuşamayan, derdini anlatamayan' anlamında kullanılan bir söz: 'Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.' -S. F. Abasıyanık.

108 görüntülenme

uzatmaları oynamak

1) bir görevde son zamanlarını yaşamak; 2) sp. oyunda uzatma dakikalarını oynamak; 3) mec. ölmek üzere olmak.

107 görüntülenme

gerdan kırmak

1) naz ile boynu başla birlikte iki yana oynatarak kırıtmak: 'Avrupa tiyatrosunda işveli gerdan kırışları, meşhur kantolarıyla, ortalığı kırıp geçirdiği zamanlar!' -A. İlhan. 2) mec. boynu, başı geriye oynatarak büyüklük taslar bir durum almak.

107 görüntülenme

ipe un sermek

geçersiz birtakım nedenler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak.

107 görüntülenme

çilesi dolmak

1) esk. derviş ve tarikat ehli, sadece dua ve ibadetle geçirmeleri gereken süreyi tamamlayarak çileden çıkmak; 2) üzücü ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.

107 görüntülenme

düzen kurmak

1) işler duruma getirmek; 2) düzenlemek: 'Ağaçlarla evler arasında bir düzen kurmadıkça bir şehrin tadı tuzu kalır mı?' -B. R. Eyuboğlu. 3) mec. hileye başvurmak.

107 görüntülenme

ağzının tadını kaçırmak

1) neşesini, keyfini bozmak: 'Ben o kadınlardan değilim ki, evin büyüğü ben olacağım diye tutturup akılsızlıklarla ağzımın tadını kaçırayım.' -M. Ş. Esendal. 2) bir kimsenin kurulu düzenini bozmak.

105 görüntülenme

gurura kapılmak

büyüklenmek, gururlanmak: 'Sataşmalarını artırıyor ve yersiz bir gurura kapılıyordu.' -K. Korcan.

105 görüntülenme

sürüp gitmek

eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek: 'Laf atmalar, ıslık çalmalar, kavgaya tutuşmalar gün boyu sürüp gitti.' -L. Tekin.

105 görüntülenme

es geçmek

tkz. üzerinde durmamak, boş vermek, önemsememek: 'Ortaya zam falcısı diye biri çıkar da hiç gazeteler, gazeteciler es geçerler mi bu haberi, olayı.' -M. İzgü.

105 görüntülenme

cukkayı yutmak

oyunda ütülmek.

105 görüntülenme

gönül çekmek

sevdalı olmak: 'Henüz bu yaşta, zavallı çocuk gönül çekmek nedir, bir büyük adam gibi biliyor ve bir büyük adam gibi yarasının acısını kimseye sır vermeyerek taşıyor.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

105 görüntülenme

dize getirmek

kendisine karşı geleni yenerek buyruğuna uyacak duruma getirmek: 'Beş yüz sene evvel bahadır babalarımızın sizi dize getirerek zapt ettiği yerleri alamayacaksınız.' -Ö. Seyfettin.

105 görüntülenme

(bir iş) sekteye uğramak

kesilmek, kesintiye uğramak.

105 görüntülenme

mangalda kül bırakmamak

yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek.

104 görüntülenme

içi içini yemek

1) istediğini yapamama yüzünden üzülmek: 'Bir an önce varalım diye içim içimi yiyor.' -A. İlhan. 2) dert etmek.

104 görüntülenme

Nuh deyip, peygamber dememek

inat etmek, ayak diremek.

103 görüntülenme

acze düşmek

çaresiz kalmak, elinden bir şey gelmemek.

103 görüntülenme

kesip atmak

1) uzun uzadıya düşünmeden kesin yargıya varmak: 'Zaman zaman iddiacılığını da bırakamazdı, bu böyledir diye kesip atardı.' -H. Taner. 2) kesin olarak çözmek, bitirmek: 'Oysa ben karımı hatırlatacak her şeyden kurtulmak, yaşamımın ona ait bölümünü kesip atmak istiyordum.' -A. Ümit.

103 görüntülenme