En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

aç açık kalmak

yoksulluk içinde, evsiz barksız kalmak.

51 görüntülenme

aç kurt aslana saldırır

aç kimse karnını doyurmak için gerekirse ölümü göze alır.

50 görüntülenme

ağaca balta vurmuşlar 'sapı bedenimden' demiş

insana en yakını bile kötülük edebilir.

48 görüntülenme

acı çekmek (duymak)

1) ağrı, sızı duymak: Ameliyattan sonra çok acı çekti. 2) mec. üzülmek, üzüntü içinde kalmak: 'Bu faciaya bizzat karışmışım gibi bir acı duyuyordum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

47 görüntülenme

aç esner, âşık gerinir

herkes içinde bulunduğu koşula göre davranır.

47 görüntülenme

acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olur

bir insanın ne durumda olduğu yüzünden anlaşılır.

46 görüntülenme

acından ölmek

1) çok acıkmak; 2) aşırı derecede yoksul olmak.

46 görüntülenme

misafir on kısmetle gelir, birini yer dokuzunu bırakır

Tanrı, misafirin yediğinden kat kat fazlasını, misafir ağırlıyor diye ev sahibine verir.

46 görüntülenme

aç kalmak

1) karnını doyuramamak: 'Fatma'nın yemek çantası olmasaydı, dün aç kalmıştım.' -F. R. Atay. 2) yoksulluğa düşmek.

46 görüntülenme

aç kurt gibi

büyük bir istekle.

46 görüntülenme

acze düşmek

çaresiz kalmak, elinden bir şey gelmemek.

45 görüntülenme

aç ayı oynamaz

kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir.

45 görüntülenme

aç kurt yavrusunu yer

açın gözü kararmıştır, karnını doyurmak için ölümü bile göze alarak kendisinden kat kat güçlü olan yaratıklarla boğuşur.

45 görüntülenme

aç ölmez gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır

yoksulluk insanı öldürmez ama türlü türlü üzüntü ve sıkıntı içinde yıpratır.

45 görüntülenme

değirmenden gelenden poğaça umarlar

başka bir yerden gelen kimseden, geldiği yerle ilgili, küçük de olsa bir armağan beklenir.

45 görüntülenme

acı gelmek

dokunmak, kırmak, üzmek: 'Bu durumun gerçeklerle uyumsuzluğu ona acı geliyor.' -A. Kutlu.

44 görüntülenme

aç aç ile yatınca arada dilenci doğar

karı koca yoksul olursa bunların çocukları da yoksul olur.

44 görüntülenme

aç aslandan tok domuz yeğdir

soysuz olup para kazanan, soylu olup da para kazanmayandan üstündür.

44 görüntülenme

aç domuz darıdan çıkmaz

kötü yaradılışlı aç olan kimse kime, neye zarar verdiğini düşünmeden sadece karnını doyurmaya bakar.

44 görüntülenme

afyon çekmek

keyif için afyon yutmak.

44 görüntülenme

aslan kocayınca sıçan deliği gözetir

güçlü olduğunda ağır ve büyük işler yapan, büyük kazançlar elde eden kimse, güçten düşünce pek küçük işlerle uğraşır, azla yetinir.

43 görüntülenme

acele işe şeytan karışır

düşünüp taşınmadan ivedi olarak yapılan işten iyi sonuç alınamaz.

43 görüntülenme

ağız kalabalığına getirmek

1) birini gereksiz sözlerle şaşırtmak; 2) ilgisiz sözler söyleyerek asıl konudan uzaklaştırmak.

43 görüntülenme

Karadeniz'de gemilerin mi battı?

çok düşünceli ve durgun görünen kimseler için kullanılan bir söz.

43 görüntülenme

acısı ortaya çıkmak

olumsuz sonucu yavaş yavaş ortaya çıkmak: 'Dur bakalım daha hele, o içtiklerinin acısı bir bir çıkacak ortaya.' -M. İzgü.

43 görüntülenme

âciz kalmak

çok uğraşmasına karşın bir işi yapamamak: 'Kitaplar Taptuk'u anlatmaktan âciz kalır.' -A. Kabaklı.

43 görüntülenme

ağzı oynamak

1) bir şeyler yemek; 2) konuşmak.

43 görüntülenme

açık kapı bırakmak

gereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak.

43 görüntülenme

ağız satmak

yüksekten atarak kendini övmek.

42 görüntülenme

acısını görmek

bir yakınının ölümünü görmek.

42 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(bir şeye) kanaat getirmek

kanmak, aklı yatmak, inanmak: 'Artık Kâmuran'ın ömrümün en büyük aşkı, geleceğime bir tek hâkim kudret olduğuna kanaat getirdim.' -H. E. Adıvar.

101 görüntülenme

dalgalanmaya bırakmak

1) ekon. paranın gerçek değerini bulması için girişimde bulunmadan beklemek; 2) mec. bir konu için girişimde bulunmadan beklemek.

101 görüntülenme

zeytinyağı gibi üste çıkmak

bir sorunda haksız olduğunu kabul etmemek, ustalıkla kendini haklı çıkarmaya çalışmak: 'Sizler hep böylesiniz. Zeytinyağı gibi üste çıkmaya alışmışsınız.' -A. Kulin.

101 görüntülenme

(bir şeyi) abes bulmak

gereksiz, saçma sapan olarak kabul etmek: 'Annem eniştemizin bu son sözlerini dinlemeyi artık abes bulurdu.' -A. Ş. Hisar.

101 görüntülenme

ok atmak

hlk. miras kalan malları paylaştırmak için ad çekmek.

101 görüntülenme

karda yürüyüp (gezip) izini belli etmemek

kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli iş çevirmek: 'Karda yürüyüp izini belli etmemek, cümlesiyle tarif edilen bu sinsilik, hedefine asla varamayan adi bir hiledir.' -P. Safa.

101 görüntülenme

felsefe yapmak

1) olayların sebep ve sonuçları üzerine kendince soyut birtakım düşünceler ileri sürmek: 'Sana su şehirlerinin felsefesini yaptım.' -H. C. Yalçın. 2) bilgiçlik taslamak: 'Saldırmak onun içgüdülerinden biridir ve yöntemi çekiçle felsefe yapmaktır.' -S. Birsel.

101 görüntülenme

(bir işe) eli yatmak

eli alışmak: 'Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü.' -R. H. Karay.

101 görüntülenme

eli değmek

bir şey yapmaya vakit ve fırsat bulmak: 'Elim değmişken bir açıklamada bulunayım.' -H. E. Adıvar.

101 görüntülenme

ateşler içinde yanmak

1) hasta çok ateşli bir durumda olmak; 2) mec. bir şeye fazlasıyla tutulmak.

100 görüntülenme

baston (baston yutmuş) gibi

dimdik duran veya yürüyen (kimse): 'Omuzlarını kısıyor, kafasını dimdik tutuyor, baston yutmuş gibi katılaşıyor.' -M. Ş. Esendal.

100 görüntülenme

(birine) kollarını açmak

1) içtenlikle karşılamak veya kucaklamaya hazırlanmak, sevgisini ve dostluğunu göstermek: 'O gün ... bütün bir yıl dargın durduklarına kollarını açarlardı.' -H. Taner. 2) korumak, yardım etmek.

100 görüntülenme

aklı kesmek

1) anlamak, idrak etmek; 2) bir şeyin olabileceğine inanmak: 'Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?' -A. Kutlu.

100 görüntülenme

haddi hesabı yok

sayılamayacak kadar çok, sınırsız, ölçüsüz: 'Çocuklara yemiş getirenin haddi hesabı yok.' -H. R. Gürpınar.

100 görüntülenme

(bir şey birinin) zihnini kurcalamak (tırmalamak)

1) bir şey sık sık hatırlanıp insanı düşündürmek: 'Beni sevmiyor, yeniden zihnimi kurcalamak, sinirlerimi üzüntü içinde bırakmak istiyor.' -E. İ. Benice. 2) çözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak.

100 görüntülenme

direksiyon kırmak

aracı istenilen yöne çevirebilmek için direksiyonu o yöne döndürmek.

99 görüntülenme

genizden konuşmak (çıkarmak)

burnu tıkalı gibi konuşmak: 'Genzinden çıkardığı seslerle ağlama taklidi yapıyordu.' -O. C. Kaygılı.

99 görüntülenme

tabana kuvvet kaçmak

çok hızlı, koşarak kaçmak: 'Sanki yerden taş aldığımı, hayır eğildiğimi görmüş gibi tabana kuvvet kaçıyor.' -S. F. Abasıyanık.

99 görüntülenme

yoluna baş koymak

bir amaca, bir gayeye yönelmek, bütün varlığıyla kendini vermek.

99 görüntülenme

el çektirmek

görevinden uzaklaştırmak: 'Sorumluları tespit edildi, işten el çektirildi.' -M. Ş. Esendal.

99 görüntülenme

akıl havsala almamak

akla mantığa sığmamak: 'Artık bu kadarını akıl havsala alamaz.' -R. H. Karay.

99 görüntülenme

(birine) ot yoldurmak

çok zor bir iş gördürmek, çok uğraştırmak.

99 görüntülenme

para saçmak

gereğinden çok para harcamak.

99 görüntülenme

burnu çenesine değmek

çok yaşlanmak: 'Bu kez gelen, burnu çenesine değmiş bir acuzeydi.' -İ. O. Anar.

99 görüntülenme

başı dara düşmek

sıkıntıya girmek: 'Adamın başı dara düşünce yardımına Hayrullah koşmaz da kim koşar?' -A. İlhan.

99 görüntülenme

(birinin) kemiklerini kırmak

birini çok dövmek, aşırı dayak atmak: 'Kim ona yan bakarsa kemiklerini kırar, anasını ağlatırım.' -H. E. Adıvar.

99 görüntülenme

buz gibi

1) çok soğuk; 2) çok soğuk bir etki uyandıran (şey veya kimse); 3) kötü nitelikler için kesinlik: Adam buz gibi hırsız. 4) kesinlikle: 'Elbette can sıkıntısına düşer, buz gibi düşman kesilir erkeğe.' -A. Erhat.

99 görüntülenme

(bir şeyin) kanını emmek

insafsızca sömürmek: 'Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa hâlinde katı toprak üzerine attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

99 görüntülenme

onur duymak

onurlanmak: 'Piyesini sahneye koymaktan büyük onur duyduğunu söyledi.' -C. Uçuk.

99 görüntülenme

(aralarında) kan olmak

aralarında kan davası bulunmak.

99 görüntülenme