En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

yüzü sıcak olmak

çok sevilmek, hoşlanılmak: Paranın yüzü sıcaktır.

103 görüntülenme

ihramdan çıkmak

hac görevini tamamladıktan sonra giyilen ihramı çıkarmak.

103 görüntülenme

kalıbı değiştirmek (dinlendirmek)

argo ölmek: 'Hekimler epeyce çalıştılar, ilaç verdiler ise de fayda etmedi. Bir hafta sonra kalıbı dinlendirdi.' -M. Ş. Esendal.

103 görüntülenme

(bir şeyi) zihnine yerleştirmek

unutulmayacak biçimde aklında tutmak.

103 görüntülenme

filiz gibi

ince ve güzel vücutlu.

103 görüntülenme

estek köstek etmek

oyalamak, yersiz bahaneler bulmak, işten kaçınmak.

103 görüntülenme

can cana, baş başa

1) bir tehlike anında herkesin kendi canının, kendi başının kaygısına düştüğünü anlatan bir söz: 'Gecenin karanlığında bütün bir mahalle donanma fişekleri gibi ateş almış. Sokaklarda herkes can cana, baş başa... Tulumbacı naraları, çığlıklar, borular.' -R. N. Güntekin. 2) birbirini seven iki kişi bir arada yalnız olarak.

103 görüntülenme

hesaba almamak (katmamak)

önem vermemek.

103 görüntülenme

vücut bulmak

oluşmak.

103 görüntülenme

nispet etmek

eşit tutmak, oranlamak.

103 görüntülenme

yüzüne gülmek

1) dostmuş gibi görünmek: 'Köylünün yüzüne gülüp arkadan jurnalliyormuş.' -E. Işınsu. 2) dostluk göstermek, ilgi göstermek, alakalanmak: 'Köyde, ondan başka yüzümüze gülen, bize yol gösteren olmadı.' -Ö. Seyfettin. 3) temizliği, yeniliği dolayısıyla ferahlık vermek: 'Banyo, tuvalet, vesair kısımlar, o ne temizlik, o ne genişlik, insanın yüzüne gülen o ne ferahlıktı.' -H. R. Gürpınar.

103 görüntülenme

azamet satmak

büyüklük taslamak, çalım satmak, böbürlenmek.

103 görüntülenme

dünya ahret kardeşim (bacım) (olsun)

bir kişiye kardeşlik duygusundan başka bir gözle bakılmadığını anlatan bir söz.

103 görüntülenme

tatmin etmek

1) karşısındakinin cinsel isteklerini gidermek; 2) karşısındakine güven vererek onu istenilen bir biçimde hoşnut etmek; 3) mec. doyurmak: 'Mizaç ve karakterleri dışa dönük olanlar kendilerini tatmin eden çevrelere ihtiyaç duyarlar.' -M. Kaplan.

103 görüntülenme

etek silkmek

1) el etek çekmek; 2) çekilmek, artık karışmamak.

103 görüntülenme

maydanoz olmak

olur olmaz her işe karışmak.

103 görüntülenme

silahaltında bulunmak

silahaltında olmak: 'Silahaltında bulunan er ve erbaşlarla askerî öğrenciler ... oy kullanamazlar.' -Anayasa.

103 görüntülenme

nutuk vermek

bir konuda özel olarak hazırlanıp konuşmak: 'Kapıdan içeri bir adım attıktan sonra durdu, nutuk verir gibi elini sallayarak...' -R. N. Güntekin.

103 görüntülenme

azar işitmek

azarlanmak.

103 görüntülenme

gelin gibi süzülmek

geline yakışır biçimde edalı, nazlı yürümek.

103 görüntülenme

kıçın kıçın gitmek

1) geriye doğru gitmek, geri geri gitmek; 2) henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek.

103 görüntülenme

(bir şeyin) izini düşürmek

iz düşümünü çıkarmak.

103 görüntülenme

azınlıkta kalmak

bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler, karşı düşünceye oy verenlerden daha az olmak.

103 görüntülenme

yüzüne bakılacak gibi olmak

çok çirkin olmamak.

103 görüntülenme

oğul vermek

oğul arılarının bir bölüğü kovandan ayrılıp ayrı bir kovana gitmek: 'Sivrisinekler çevresinde oğul vermeye başlamışlardı.' -O. Kemal.

103 görüntülenme

format atmak (çekmek)

biçimlendirmek.

103 görüntülenme

arkası yere gelmemek

sırtı yere gelmemek.

103 görüntülenme

oyun yapmak

sp. 1) güreşte rakibe oyun uygulamak; 2) mec. hile yapmak.

103 görüntülenme

yere yıkılmak

yere düşmek: 'Bana öyle geldi ki, zevcem, bu ilk manzarayı görünce, bayılmamak, yere yıkılmamak için bütün gücünü sarf etti.' -N. F. Kısakürek.

103 görüntülenme

maytap geçmek

biriyle alay etmek.

103 görüntülenme