En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

alacaklı çıkmak

alacağı vereceğinden çok olmak.

98 görüntülenme

arka çevirmek

sırt çevirmek.

98 görüntülenme

işinin adamı

çalıştığı işte başarı sağlayan, işinin gerektirdiği nitelikleri taşıyan kimse.

98 görüntülenme

şamama gibi

ufak tefek, sevimli (kimse).

98 görüntülenme

neyin nesi (kimin fesi)

1) kimdir, nasıl bir kişidir? 'En iyisi, adam böyle böyle, evi kiraya istiyor, git, sor, soruştur, neyin nesi, kimin fesidir, derim.' -O. Kemal. 2) ne idiği belirsiz.

98 görüntülenme

destan yazmak

olağanüstü kahramanlık, yararlık veya başarı göstermek.

98 görüntülenme

kalıba vurmak

biçimi bozulmuş bir şeyi düzeltmek için kalıba geçirmek.

98 görüntülenme

alarma geçmek

beliren tehlikeye karşı direnebilecek, dayanabilecek duruma gelmek.

98 görüntülenme

yere bakmak

ihtiyarların ölümü yakın olmak.

98 görüntülenme

kilo almak

beslenerek vücudun ağırlığı artmak, şişmanlamak.

98 görüntülenme

etkisini göstermek

etkisini ortaya koymak, belli etmek.

98 görüntülenme

gözlem altına almak

1) bir nesneyi, olayı veya bir gerçeği, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alıp incelemek; 2) hastanın hastalığını izlemek, denetim altında bulundurmak.

98 görüntülenme

yere vurmak

1) kötü bir duruma sokmak: 'Bu askerlik oyununda yere vurduğu adama, kaideye uygun olan hareketi muhafaza ediyor.' -H. E. Adıvar. 2) yenmek, alt etmek.

98 görüntülenme

şantaj yapmak

gözdağı vermek.

98 görüntülenme

kazaya kalmak

din b. 1) namaz, vaktinde kılınamamak: 'Osman, kazaya kalan namazını daha ziyade geciktirmeden korkarak ayağa kalktı.' -R. H. Karay. 2) oruç, vaktinde tutulamamak.

98 görüntülenme

zirzopluk etmek

uygunsuz, yakışıksız davranışlarda bulunmak.

98 görüntülenme

kazaya rıza göstermek

1) yargıya, verilen hükümlere boyun eğmek; 2) kadere, alın yazısına boyun eğmek.

98 görüntülenme

sahabetçi çıkmak

kayırmak, arka çıkmak: 'Kahpenin gözlerine mi tutulmuş ne, sahabetçi çıkıyor.' -R. H. Karay.

98 görüntülenme

yabancılık duymak

bir kimseye, bir şeye alışamamak: 'Kendisini uykuya veremiyor, her dakika yabancılık duyuyor.' -M. Ş. Esendal.

98 görüntülenme

külah takmak

hile ile, oyunla kandırıp parasını almak: 'Önüme gelene külah takacaktım. Külah takacağım kimseler de mutlaka benim gibi olanlardı.' -Halikarnas Balıkçısı.

98 görüntülenme

alev bacayı (saçağı) sarmak

ateş bacayı sarmak.

98 görüntülenme

canavar kesilmek

hırçınlaşmak, canavar gibi olmak: Fakat o, bu gece sahiden canavar kesilmiş.

98 görüntülenme

nazar değmek

göz değmek.

98 görüntülenme

sahile vurmak

bir nesne dalga veya akıntının etkisiyle kıyıya gelmek, kıyıda bulunmak.

98 görüntülenme

yadigâr bırakmak

hatırlanmak için arkasında bir kimseyi veya bir nesneyi bırakmak: 'Duvarlar, hattat sütbabamın yadigâr bıraktığı levhalarla süslenmişti.' -Ö. Seyfettin.

98 görüntülenme

hesap çıkarmak

alacakla vereceği kâğıt üzerinde karşılaştırmak.

98 görüntülenme

(birinin) ağzından

1) birisinden dinleyerek: Bu şiiri Âşık Veysel'in ağzından yazdım. 2) adına.

98 görüntülenme

nazarı değmek

gözü değmek.

98 görüntülenme

şarkı tutturmak

bir şarkının sözlerini veya sadece bestesini seslendirmek: 'Eğlenmek için derin bir heves doğdu, ıslıkla bir şarkı tutturdu.' -P. Safa.

98 görüntülenme

itibar görmek

1) sayılmak, kendisine değer verilmek: 'Bütün satıcılar onu tanıdık bir yüzle karşılıyorlardı ve her yerde aşırı bir itibar görüyorduk.' -K. Bilbaşar. 2) aranmak, istenmek.

98 görüntülenme