En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

akıl olmayınca ne yapsın sakal?

kişi yaşlandığında olgunlaşmayıp akılsız kalmışsa çocukça işler yapar.

28 görüntülenme

ağzına verilmesini beklemek (istemek)

çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek.

28 görüntülenme

ağzına yüzüne bulaştırmak

bir işi kötü yapmak, becerememek: 'Yapılacak şey ehemmiyetsizce bir pansuman ama ağızlarına yüzlerine bulaştırmalarından korkuyorum.' -R. N. Güntekin.

28 görüntülenme

akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış

insan kendi aklını, düşüncesini başkasınınkinden üstün görür.

28 görüntülenme

akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan neyler ata malını

çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır; akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir.

28 görüntülenme

azıksız yola çıkanın gözü el torbasında kalır

ileride gereksinim duyacağı şeyleri zamanında hazırlamayan kişi, hazırlık yapan diğer insanlardan yardım bekler.

28 görüntülenme

ağzından çıkanı (çıkan sözü) kulağı duymamak (işitmemek)

sözlerini tartmadan söylemek.

28 görüntülenme

ağzından çıkmak

bir sözü istemeden, farkına varmadan söylemek, söylemiş bulunmak: Bir kez ağzımdan çıktı, o fiyata vereceğim.

28 görüntülenme

akın (beyazın) adı (var), karanın (esmerin) tadı (var)

beyaz tenli olanlar güzel sayılsa da gerçek güzellik ve şirinlik esmerlerdedir.

28 görüntülenme

ağzından girip burnundan çıkmak

1) türlü yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek, kandırmak: 'O, köylülerin ağzından girip burnundan çıkmayı mükemmel becerir.' -S. Ertem. 2) iyice dövmek: 'Ulan, ağzını topla! Şimdi ağzından girer, burnundan çıkarım!' -M. Rona.

28 görüntülenme

ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme

lehte konuşmuyorsun, hiç olmazsa aleyhte de konuşma.

28 görüntülenme

akraba ile ye, iç alışveriş etme

alışverişte iki taraf da kendi çıkarını düşündüğünden iki dost arasındaki alışveriş dostluğu bozabilir, bu nedenle de dostluklarını sürdürmek isteyenler birbirleriyle alışverişte bulunmamalıdırlar.

28 görüntülenme

ağzından (söz, lakırtı) dirhemle çıkmak

çok az veya zorla konuşmak.

28 görüntülenme

ağzını aramak (yoklamak)

konuşturarak düşüncesini öğrenmeye çalışmak: 'Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?' -A. Kutlu.

28 görüntülenme

akşama karşı gitme, tana karşı yatma

yolculuğa gece değil sabah erken çıkılmalıdır.

28 görüntülenme

öksüz neden güler? Yanılır da güler

işleri ters giden kimsesiz kişinin yüzü gülmez, yüzünü güldürecek bir durum ortaya çıksa bile bu bir yanlışlıktan dolayıdır.

28 görüntülenme

ağzını burnunu çarşamba pazarına (çanağına) çevirmek

aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.

28 görüntülenme

bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun

kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır.

28 görüntülenme

bağı ağlayanın yüzü güler

bir işe gereken özen gösterildiğinde olumlu sonuçlar alınır.

28 görüntülenme

öküz öldü, ortaklık bozuldu (bitti)

iki ortak veya taraf arasındaki yakınlığın dayandığı sebep yok olduğunda bu yakınlık da çözülür.

28 görüntülenme

el beğenmezse yer beğensin

çocuğun öldüğünde iyi anılması, yaşarken de beğenilir bir kişi olması için anne baba çocuklarının eğitimine çok önem vermelidir.

28 görüntülenme

ağzını sıkı (pek) tutmak

sır vermemek.

28 görüntülenme

bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ (olur)

bakılıp onarılan şeylerden yararlanılır, bakımsız bırakılanlardan bir yarar elde edilemez.

28 görüntülenme

bakmakla usta olunsa (öğrense), köpekler (kediler) kasap olurdu (kasaplığı öğrenirdi)

yapılmadan yalnızca nasıl yapıldığı görülerek hiçbir şey öğrenilemez.

28 görüntülenme

çok gezen tavuk ayağında pislik getirir

gezip dolaştığı yerlerde kötü şeyler de bulunan kimse, kötü alışkanlıklar ve zararlı bilgiler elde ederek yerine döner.

28 görüntülenme

balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir

insan, tedbirsizliği yüzünden bir felakete uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür.

28 görüntülenme

çöreğin büyüğü, hamurun (unun) çoğundan olur

verimin bol olması, kullanılan malzemenin bol olmasına bağlıdır.

28 görüntülenme

çul içinde arslan yatar

bir kimsenin değeri, kılık kıyafeti ile değil kişiliğindeki cevherle ölçülür.

28 görüntülenme

çuvaldız yurdusu (gözü) kadar yerden deve denli soğuk girer

1) soğuk küçücük bir delikten bile girebilir ve rahatsızlık verebilir; 2) bazı küçük olaylar büyük olaylara yol açabilir.

28 görüntülenme

adam içine çıkmak

topluluğa karışmak, insanların bulunduğu yerlere gitmek, eşe dosta gitmek.

28 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(birine) gariplik basmak

yalnızlık çökmek: 'Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor.' -S. F. Abasıyanık.

115 görüntülenme

yemeden içmeden

vakit geçirmeden, hemen: Yemeden içmeden gitmiş, benim söylediklerimi yetiştirmiş.

115 görüntülenme

altından kalkamamak

1) bir işi başaramamak, becerememek, üstesinden gelememek: Bu işin altından kolay kolay kalkamaz. 2) mec. kendini savunamamak: Altından kalkamayacağı suçlamalar ileri sürdüler.

115 görüntülenme

daldan dala konmak

sık sık iş, konu veya düşünce değiştirmek: 'Çalı kuşu gibi daldan dala konan kararsız bir çocuktu.' -H. R. Gürpınar.

115 görüntülenme

(bir şeye) kulak (kulaklarını) tıkamak

bir şeyi duymazlıktan gelmek: 'Vücudu içinden duyduğu çöküntülere kulaklarını tıkar, gözlerini yumar.' -A. Ş. Hisar.

115 görüntülenme

dirhemle söylemek (konuşmak)

çok az veya yavaş konuşmak: 'Üstadı, profesörle taban tabana zıt yaradılışlı bir insandı yani dirhemle lakırtı söylüyordu.' -R. N. Güntekin.

115 görüntülenme

yanına kâr kalmak

cezasız kalmak: 'Galiba bu tarihî günün yüzü suyu hürmetine Beyoğlu'nda sürtüp durmaları yanlarına kâr kaldı.' -H. Taner.

115 görüntülenme

(birine) haddini bildirmek

sert bir karşılıkla uslandırmak, yola getirmek, cezalandırmak: 'Pestil gibi yerlerde uzandığıma bakma, anam, ben şu huysuza haddini bildirirdim.' -N. Hikmet.

115 görüntülenme

falakaya çekmek (yatırmak veya vurmak veya yıkmak)

falakaya bağlayarak dövmek.

115 görüntülenme

çöpe gitmek

yapılan iş boşa gitmek.

115 görüntülenme

(birinin) yüzünü güldürmek

birini mutlu etmek, birine iyilik etmek: 'Bu zaferle Mustafa Kemal, ordumuzun yüzünü ağartmış, milletimizin yüzünü güldürmüştür.' -E. C. Güney.

115 görüntülenme

el vurmamak

bir işi yapmaya yanaşmamak ve başlamamak.

115 görüntülenme

hülyaya dalmak

hayal kurmak.

115 görüntülenme

baş ağrıtmak

tedirgin etmek, bıkkınlık vermek, can sıkmak.

115 görüntülenme

amaç gütmek

bir amacı gerçekleştirmeye çalışmak: 'Dernekler, 13'üncü maddedeki genel sınırlamalara aykırı hareket edemeyecekleri gibi siyasi amaç güdemezler.' -Anayasa.

115 görüntülenme

(bir şeyi) ağzında gevelemek

açıkça söylememek.

115 görüntülenme

(birine) karşı durmak

direnmek, dayanmak: 'Bak, eğer yüklendiğimiz, karşı durduğumuz kimseler yöneticiler olsalar ılımlılıktan söz açmazdım.' -A. Ağaoğlu.

115 görüntülenme

hürmette kusur etmemek

karşısındaki kişiyi iyi ağırlamak, isteklerini yerine getirmek, saygısızlık etmemek: 'Hürmette kusur ettin mi işte o zaman kendini yok bil.' -T. Buğra.

115 görüntülenme

aman vermek

canını bağışlamak, öldürmemek: 'Teslim olan halka aman vererek hepsini evlerine yolladı.' -F. R. Atay.

115 görüntülenme

acı söylemek

olumsuz bir davranış karşısında gerçeği olduğu gibi söylemek.

115 görüntülenme

razı olmak (gelmek)

uygun bulmak, beğenmek, benimsemek, istemek, kabul etmek: 'Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle varmaya belki razı olurum.' -H. R. Gürpınar. 'Her akşam, üstlerinin aranmasına razı gelecek on işçi daha aldı.' -L. Tekin.

115 görüntülenme

avucunun içine almak

bir kimseyi baskı ve etkisi altına almak.

115 görüntülenme

farkında olmak

görülmesi veya bilinmesi gereken şeylerden haberi bulunmak, kavranması gereken bir şeye dikkat etmek: 'Farkında olmadan kendini bir gün bu pis, hastalıklı, cerahatli suyun dibinde bulacaksın.' -P. Safa.

115 görüntülenme

borcunu bilmek

1) bir şey yapmayı yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değerlendirmek; 2) borcunu zamanında öder olmak.

115 görüntülenme

küp gibi

1) şişman; 2) sarhoş.

115 görüntülenme

ilgisini kesmek

bir kimse veya şeyle bütün bağlarını koparmak, ilişkisi kalmamak, alakayı kesmek: 'Çocuğu babasına bırakıp kendisi erkekle ilgisini keser ve familyasının yanına döner.' -F. R. Atay.

115 görüntülenme

hava kapanmak

gökyüzü bulutlarla örtülmek.

115 görüntülenme

avurt satmak (avurt zavurt etmek)

1) beceremeyeceği şeyleri becerebilecekmiş gibi konuşmak; 2) korkutucu sözler söylemek.

115 görüntülenme

üstün tutmak

bir kimseye, bir şeye başkasından daha çok değer vermek.

115 görüntülenme

ocağı sönmek

aile dağılmak, yok olmak, çoluk çocuk yok olmak: 'Aşk tuzakları birçok ocakların sönmesine sebep olmuştur.' -F. R. Atay.

115 görüntülenme