En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

pabucunu dama atmak

kendinden üstün birini gözden düşürmek: 'Her girdiği çevrede öbür kadınların pabucunu dama atmış, hep birinci kadın rolüne çıkmıştı.' -H. Taner.

93 görüntülenme

(birinin) düğününde kalburla (elekle) su taşımak

bir yardımına karşılık olarak bekâr bir kimseye çok büyük bir yardımda bulunma sözü vermek.

93 görüntülenme

korunma görmek

anlayış veya hoşgörü ile karşılanmak: 'Hiçbir düşünce ve mülahazanın ... Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği...' -Anayasa.

93 görüntülenme

şüpheye kapılmak

şüphe duymak: 'Eski bir bakan Ankara'nın bir köşesinde bir apartman mı yaptırmış, İsmet Paşa derhâl bir haksız iktisap şüphesine kapılıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

93 görüntülenme

yüreğine dokunmak

üzülmek: 'Hem öyle manzaralar benim yüreğime dokunuyor.' -R. N. Güntekin.

92 görüntülenme

... duygusu uyandırmak

bir duygu oluşturmak: 'Bu çeşit mülahazalar bizde ancak bir isyan duygusu uyandırabilirdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

92 görüntülenme

oruç bozmak

bir şey yiyerek, içerek orucunu kesmek veya sona erdirmek: 'Akşam Rabia ile beraber oruç bozuyor, iftar ediyoruz.' -H. E. Adıvar.

92 görüntülenme

ihanete uğramak

aldatılmak, sadakatsizlik görmek: 'Nerede sadakat beklersek orada ihanete uğrarız.' -A. Ş. Hisar.

92 görüntülenme

tatil yapmak

1) tatile çıkmak; 2) işe ara verip dinlenmek.

92 görüntülenme

zevk etmek

eğlenmek.

92 görüntülenme

yüzüne bakmaya kıyamamak

biri çok güzel olmak.

92 görüntülenme

sipariş vermek

bir şeyin yapılmasını, getirilmesini veya gönderilmesini birine ısmarlamak.

92 görüntülenme

kolaçan etmek

1) çevrede olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak: 'Çevremizi bir kolaçan edelim hele nerde olduğumuzu iyice anlayalım.' -T. Oflazoğlu. 2) bir şeye öğrenmek amacıyla kısaca bakmak, göz atmak.

92 görüntülenme

merakından çatlamak

1) çok kaygılanmak; 2) bir şeyi öğrenmek isteğini aşırı ölçüde duymak: 'Rica ederim söyleyiniz, merakımdan çatlayacağım.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

92 görüntülenme

iş edinmek

1) bir şeyi görev, meslek olarak kabul etmek: 'Yazar mutlaka bir diyeceği olan adam değil, yazmayı kendisine iş edinmiş adamdır.' -N. Ataç. 2) bir şeyi kendi uğraşı, sorunu durumuna getirmek.

92 görüntülenme

canına acımamak

kendini düşünmeden, kendine bakmadan yaşamak.

92 görüntülenme

röntgen çekmek

1) herhangi bir organın durumunu tespit etmek için film çekmek; 2) mec. bir olayın bütün geçmişini ve durumunu belirlemek.

92 görüntülenme

sancak göstermek

den. gemi, ulusunu belirten sancağını göndere çekmek.

92 görüntülenme

umut bağlanmak

olmasını, olacağını ummak.

92 görüntülenme

ne Şam'ın şekeri ne Arap'ın zekeri (yüzü)

yararı olsa bile istenmeyen kimseler için söylenen bir söz.

92 görüntülenme

sandığa gitmek

1) seçim kararı almak; 2) oy kullanmak.

92 görüntülenme

kabahat işlemek (etmek)

suç olacak, kusur sayılacak bir iş yapmak: 'Bu kabahati işlemiş, bu akşam tütsüyü, şerbeti unutmuştum.' -H. R. Gürpınar.

92 görüntülenme

çocukluğu tutmak

çocuksu davranışlarda bulunmak.

92 görüntülenme

öpücük göndermek (yollamak)

parmaklarının iç ucunu öpüp birine atar gibi yaparak onu selamlamak: 'Kocaman avuçlarından bir öpücük gönderdi.' -S. F. Abasıyanık.

92 görüntülenme

boğazını sıkmak

bunaltmak, sıkıntı vermek: 'Müfit, boğazını sıkan büyük öfke ile titreyerek başını çevirdi.' -P. Safa.

92 görüntülenme

bok karıştırmak

kaba bir işi bozacak biçimde davranmak.

92 görüntülenme

yol ayrımına gelmek

1) yolların birbirinden ayrıldığı yerde bulunmak; 2) mec. farklı düşünce, görüş ve ülkü yüzünden birbirinden ayrılmak: 'Seksen iki yılı birlikte yürümüş, yol ayrımına gelmişlerdi nihayet.' -A. Kulin.

92 görüntülenme

dizlerinin bağı çözülmek

korkudan ayakta duramayacak duruma gelmek: 'Mengene gibi bir el, cerrahın yakasına yapışınca zavallının dizlerinin bağı çözülecek gibi oldu.' -İ. O. Anar.

91 görüntülenme

defterinde yazmamak

kitabında yer almamak.

91 görüntülenme

yay gibi

1) eğri: '... ama işe yaramadı, yay gibi kaşlar birbirlerine yaklaşır gibi oldular.' -T. Buğra. 2) çok gergin.

91 görüntülenme