En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

düğüm düğüm olmak (düğümlenmek)

1) çok karışık bir duruma gelmek; 2) birbirine geçmek; 3) içinden çıkılmaz bir durum almak.

49 görüntülenme

yolunu bilmek

yöntemini biliyor olmak.

49 görüntülenme

sahip çıkmak

1) kendinin olduğunu ileri sürmek; 2) korumak, koruyucu olmak, ilgilenip gözetmek: 'Yazarlara yalnız yazarlar sahip çıkıyor.' -A. Ağaoğlu.

49 görüntülenme

alı al, moru mor

telaş veya yorgunluktan yüzü kıpkırmızı kesilmiş (olarak): 'Çıplak, kuvvetli topuklarının altında şıpıdıklarının ökçelerini ezerek alı al, moru mor bir telaşla geliyordu.' -H. R. Gürpınar.

49 görüntülenme

foyasını belli etmek

göz boyacılığı, suçu, kötü niteliği veya gizli niyeti ortaya çıkmak: 'İnsana güzel gibi gelen, foyasını ancak gözle görülür şeklin içinde belli eden bir âlemdedirler.' -S. F. Abasıyanık.

49 görüntülenme

kamburu çıkmak

1) sırtı kambur olmak: 'Mavi gözlü, köse, kamburu çıkmış bir ihtiyardı.' -Ö. Seyfettin. 2) mec. ihtiyarlamak: 'Bir kocakarı gibi kamburu çıkmış. Ne istiyor?' -N. Hikmet. 3) mec. eğilerek yapılan işler için çok çalışmış olmak.

49 görüntülenme

galeyana getirmek

coşturmak: 'Nağmeler ve hanende sesleri, uslu ve evcimen halkı heyecana ve galeyana getiriyordu.' -A. Ş. Hisar.

49 görüntülenme

göz göze gelmek

her iki tarafın bakışları karşılaşmak: 'İşte bu iki adam bir aralık göz göze geldiler.' -İ. H. Baltacıoğlu.

49 görüntülenme

ser verip sır vermemek

ağzı sıkı olmak.

49 görüntülenme

hızını kaybetmek (yitirmek)

etkisini, geçerliliğini yitirmek, hükmü kalmamak: 'Güneş hızını kaybedince bu yapışkan su donar, yapraklar ellenebilir, toplanabilir duruma gelir.' -N. Cumalı.

49 görüntülenme

ek bent olmak

şaşırıp ne diyeceğini bilememek.

49 görüntülenme

hasret gidermek

özleme son vermek, kavuşmak: 'Sonra ver elini ana baba ocağı. Hem hasret giderecektim hem de ruhumla dinlenecektim.' -C. Uçuk.

49 görüntülenme

su koyuvermek

1) sebze ve et pişerken suyunu salıvermek; 2) argo sözünde durmamak, cıvıtmak: 'Melahat büsbütün su koyuvermiş, yerlere yatarak gülüyor.' -H. Taner. 3) vazgeçmek; 4) beklenen görevi yapmamak.

48 görüntülenme

kadük olmak (kalmak)

1) değerini yitirmek; 2) yasama meclisinin değişmesi ile önceden sunulan yasa tasarıları değerini yitirmek.

48 görüntülenme

barutla oynamak

tehlikeli işlerle uğraşmak.

48 görüntülenme

kendini dev aynasında görmek

kendini olduğundan çok üstün görmek.

48 görüntülenme

yollara dökülmek

kalabalık hâlde yolda olmak: 'İhtiyar annemle büyük dayım, uslanmak bilmeyen okul kaçağını aramak için yollara dökülmüşlerdi.' -R. N. Güntekin.

48 görüntülenme

direksiyona geçmek

1) aracı kullanmak üzere sürücü yerine oturmak; 2) mec. bir işin yönetimini üzerine almak.

48 görüntülenme

gerekli kılmak

icap ettirmek.

48 görüntülenme

çizgi çekmek

1) bir noktayı hat biçiminde çeşitli yönde uzatmak: 'Yerlerinden kalkıp duvara bir çizgi çekmişler.' -N. F. Kısakürek. 2) mec. bitirmek, sona erdirmek: 'Tüm Müslümanlar aralarındaki kızgınlıklara, kinlere, o gün bir çizgi çekeceklerdi.' -H. Taner.

48 görüntülenme

boş gözlerle bakmak

anlamsız bakmak.

48 görüntülenme

(birinin) üstüne yürümek

korkutmak, yıldırmak amacıyla saldıracakmış gibi yapmak: 'Bir gün üstüme yürüdü, sen benim kâğıtlarımı karıştırıyorsun, beni polise gammazlıyorsun diye.' -A. İlhan.

48 görüntülenme

hoşnutsuzluk getirmek

memnuniyetsizlik göstermek.

48 görüntülenme

dişini sıkmak

darlığa, sıkıntıya dayanmak, katlanmak: 'Hele biraz dişini sık, hepsi yoluna girer.' -R. H. Karay.

48 görüntülenme

yanıt vermek

yanıtlamak, cevaplamak.

48 görüntülenme

(birinin) zihnini çelmek

1) bir kimseyi yanıltmak, yanlış yola sürüklemek; 2) baştan çıkarmak.

48 görüntülenme

kafa yapmak

argo dalga geçmek.

48 görüntülenme

dalına binmek

bir kimseye bir iş yaptırmak için asılmak, musallat olmak, sıkıştırmak: 'Orada başefendinin de dalına şöyle bir biniliyordu.' -O. Kemal.

48 görüntülenme

gezip tozmak

eğlenmek amacıyla çokça gezmek: 'Seher hep Bayram'ın sinirine dokunanlarla gezip tozdu.' -S. F. Abasıyanık.

48 görüntülenme

hüküm yemek

mahkûm olmak: 'Üsküp'ün ceza mahkemesinde on beş sene hüküm yedi.' -Y. K. Beyatlı.

48 görüntülenme