En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

boşa çıkmak

umut, düşünce vb. şeyler sonuç vermemek, gerçekleşmemek: 'Ümidim boşa çıkınca dizlerimin bağı çözülür.' -H. R. Gürpınar.

48 görüntülenme

güm güm atmak

kalp heyecanla çarpmak: 'Göğsünün nasıl güm güm attığını fark eder, ne olur diye meraka düşmekten kendini alamazdı.' -N. Cumalı.

48 görüntülenme

hava açmak (açılmak)

bulutlar dağılmak.

48 görüntülenme

pancar gibi olmak

yüzüne kan hücum edip çok kızarmak.

48 görüntülenme

avucu (avuçları) kaşınmak

avucundaki kaşıntıyı bir yerden para geleceğine yormak.

48 görüntülenme

don çözülmek

hava ısınarak buzlar erimeye başlamak.

48 görüntülenme

doğduğuna pişman etmek

anasından doğduğuna pişman etmek.

48 görüntülenme

aç açık kalmak

yoksulluk içinde, evsiz barksız kalmak.

48 görüntülenme

(birine) külahını ters giydirmek

çok kurnaz olmak.

48 görüntülenme

girip çıkmak

1) bir yere kısa süre kalmak üzere uğramak; 2) bir yere sık sık gelmek: Onun yanımızdaki eve girip çıktığını görürdük.

48 görüntülenme

bini bir paraya

1) pek çok ve ucuz; 2) pek çok yapılan, pek çok olan: 'Ali Çavuş'un hiddeti daha ziyadeleşti. Küfrün bini bir paraya.' -N. Nâzım.

48 görüntülenme

(birinin) işi rast gitmek

şans yardımıyla işi iyi, istediği gibi olmak.

48 görüntülenme

ele bakmak

1) avuç içindeki çizgilere bakıp kişinin geleceğini okumak, el falına bakmak; 2) muhtaç olmak.

48 görüntülenme

ciğer kebap olmak

büyük bir acıya uğramak, yüreği yanmak.

48 görüntülenme

ciğeri beş (on) para etmemek

değersiz, aşağılık bir kimse olmak: 'Önüme hiç kimse duramaz bunun için, ciğeri on para etmez adam onlar.' -K. Korcan.

48 görüntülenme

doktor doktor gezmek (dolaşmak)

tedavide çabuk ve kesin sonuç almak ümidiyle birçok doktora başvurmak: 'Çare bulunsun diye az mı ebe kapısı çaldılar, doktor doktor gezdiler?' -A. İlhan.

48 görüntülenme

göbeği biriyle bağlı (beraber kesilmiş)

her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz.

48 görüntülenme

ibret almak

ders almak: 'Azizim, korkarım ki günün birinde bizi tamamıyla mahvedecek şey de bu olmasın; karşımızdakilerden biraz ibret almalıyız, efendim.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

48 görüntülenme

faydası olmak

yararı olmak: 'Kimseye faydası olmayıp da yalnız kendi nefsine ayırdığın servet, asla makbul değildir.' -A. Kabaklı.

48 görüntülenme

kubur sıkmak

silah atmak, tabanca sıkmak: 'Oğlum, ben karanlığa kubur sıkmam.' -H. R. Gürpınar.

48 görüntülenme

(birinin) kapısını aşındırmak

yanına çok sık gitmek: 'Sabahtan akşama kadar belki kapısını aşındıranlar elli altmışı bulur.' -E. İ. Benice.

48 görüntülenme

günleri gece olmak

çok kederlenecek bir durum içinde bulunmak.

48 görüntülenme

üstüne kuş kondurmak

olağanüstü, o ana kadar görülmemiş bir şey yapmak: 'Tahta döşetmek değil ya, üstüne bir de kuş kondurursan yine de burada oturulmaz.' -M. Ş. Esendal.

48 görüntülenme

anasını sat! (satayım!)

hlk. 'önem verme (vermem), aldırma (aldırmam), umursama (umursamam)!' anlamında kullanılan bir söz.

48 görüntülenme

eli dursa ayağı durmaz

kıpırdak, hareketli (kimse).

48 görüntülenme

göğsü daralmak (tıkanmak)

1) güçlükle nefes almak; 2) mec. içi sıkılmak: 'Öteden beri yola yüzü yoktu. Hele yokuşları karşıdan gördüğü vakit göğsü tıkanırdı.' -R. N. Güntekin.

48 görüntülenme

eli işe yatmak

becerikli, eli yatkın, uz olmak.

48 görüntülenme

para sızdırmak (koparmak)

zorlayarak veya kandırarak birinden para almak: 'Ben kızımı bilirim, bu tartışmaları bahane ederek Metin'den para sızdıracaktı.' -A. Ümit.

48 görüntülenme

(birinin) kemikleri sayılmak

çok zayıflamak.

48 görüntülenme

zurna gibi

dar (pantolon).

48 görüntülenme