En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

lezzet almak

hoşlanmak: 'Uysal hayatımız daima gönlümün de aklımın da en lezzet aldığı meşgalesi.' -R. H. Karay.

46 görüntülenme

gırtlağına kadar

çok fazla: 'İşrete düşkünlüğünü anlata anlata bitiremiyorlar, gırtlağına kadar borç içindeymiş.' -A. İlhan.

46 görüntülenme

limon kabuğu gibi

tkz. küçük ve biçimsiz (şapka).

46 görüntülenme

reklam etmek

herhangi bir kimseyi veya olayı, durumu açığa vurmak, ilan etmek, afişe etmek, ifşa etmek.

46 görüntülenme

bin pişman olmak

çok pişman olmak: 'Kaç kez yakındım ona, yüzünü öyle bir yas kapladı ki yakındığıma da yakınacağıma da bin pişman oldum.' -Halikarnas Balıkçısı.

46 görüntülenme

ıspazmoza tutulmak

aşırı derecede titremeye başlamak: 'Ben durup dururken ıspazmoza tutulmuş gibi titredikten sonra...' -B. Felek.

46 görüntülenme

kesenin ağzını açmak

bol para harcamaya başlamak: 'Balo ve kokteyl partisine bir davetiye alabilmek için keselerinin ağzını açmak kifayet etmezse avuçlarını açarlar.' -H. E. Adıvar.

46 görüntülenme

deli etmek

1) çılgına çevirmek: 'Muhtarın maksadı bizi meraktan deli etmek.' -M. İzgü. 2) sinirlendirmek; 3) sağlıklı düşünemeyecek duruma getirmek.

46 görüntülenme

insan kuş misali

uzakça bir yere gidildiğinde söylenen bir söz.

46 görüntülenme

ana rahmine düşmek

döl yatağında cenin oluşmak: 'Ulan Mustafa, insanoğlu ana rahmine düşer de dokuz ay on gün sonra capcanlı fırlar.' -S. F. Abasıyanık.

46 görüntülenme

üstünde kalmak

1) mal, artırma sonucunda bir kimsenin olmak: 'Mal üstünde kalınca da herkes gibi sevinmedi, böbürlenmedi.' -H. Taner. 2) suçlanmak: 'Behiç'le Siyret benden gizlediler, kabahat bizim üstümüzde kalır.' -P. Safa.

46 görüntülenme

renk almak

yeni bir renk kazanmak.

46 görüntülenme

elektriği yakmak

bir yeri aydınlatmak için elektrik enerjisini açıp kullanmak: 'Ondan hemen ayrılıp elektriği yaktı.' -T. Buğra.

46 görüntülenme

Lokman hekimin ye dediği

tadı güzel olan şeyler için kullanılan bir söz.

46 görüntülenme

yumruk atmak (indirmek)

yumrukla vurmak.

46 görüntülenme

yumruk yumruğa gelmek

yumruklaşmak.

46 görüntülenme

ciğerine oturmak

masraf çok ağır gelmek.

46 görüntülenme

yumurtadan daha dün çıkmış

'bilgiçlik taslayan toy kimse' anlamında kullanılan bir söz.

46 görüntülenme

maç satmak

karşılaşma sonucunu belirlemek amacıyla meşru olmayan yollardan veya para karşılığı anlaşmaya varmak.

46 görüntülenme

servis edilmek

özel bir bilgi veya belge haber kaynağı tarafından istenilen yayın organına gönderilmek.

46 görüntülenme

dar gelmek

sıkıntı ve huzursuzluk vermek: 'Acaba bu içinde yaşadığımız hava neden bu kadar dar geliyor?' -Y. K. Beyatlı.

46 görüntülenme

kafasına sığmamak

akıl erdirememek.

46 görüntülenme

işlem görmek

ekon. herhangi bir mal, kıymetli kâğıt, döviz vb. piyasada alınmak, satılmak, değiştirilmek.

46 görüntülenme

dolanıp durmak

sürekli olarak aynı yerde gezinmek: 'Dolap beygirinin en büyük şansı gözlerinin bağlı olmasıdır; böylece aynı çember içinde dolanıp durduğunun farkında olmaz.' -A. Ümit.

46 görüntülenme

dara gelmek

1) aceleye gelmek; 2) mecbur olmak.

46 görüntülenme

okulu asmak (kırmak)

okuldan kaçmak, derslere girmemek.

46 görüntülenme

yargıya varmak

karşılaştırma ve değerlendirme yaparak bir sonuca ulaşmak, anlam vermek.

46 görüntülenme

tıkırı yolunda olmak (gitmek)

varlıklı olmak, hâli vakti yerinde olmak.

46 görüntülenme

mostra olmak

argo kendini gülünç bir duruma sokmak.

46 görüntülenme

yarım sağ etmek

sağ yana biraz yönelmek.

46 görüntülenme