En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

ateş kesilmek

1) çok kızgın davranışlarda bulunmak, ateş püskürmek; 2) sonradan çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.

45 görüntülenme

kendini (birini) temize çıkarmak (çıkartmak)

huk. aklandırmak: 'Sonra kendini büsbütün temize çıkartmak için üstünün ve eşyasının aranmasını istedi.' -R. N. Güntekin.

44 görüntülenme

altına etmek (kaçırmak)

1) yatağına veya donuna işemek; 2) mec. çok korkmak.

44 görüntülenme

söz almak

1) konuşmak için toplantı başkanından izin almak, konuşmaya başlamak: Toplantıda ilk olarak başkan söz aldı. 2) birinin bir işi yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak: İşimin yapılacağı konusunda bakandan söz aldım. 3) erkek tarafı oğullarıyla evlendirmek üzere kızın ailesinden olumlu cevap almak.

44 görüntülenme

mektep medrese görmüş

okumuş, öğrenim görmüş.

44 görüntülenme

dalak kestirmek

hlk. sıtmadan büyümüş dalağı eski bir yöntemle tedavi ettirmek.

44 görüntülenme

taban tepmek (patlatmak)

uzun yol yürümek: 'Her akşam gazete başına kırk para kazanmak için şehrin dört bir köşesinden buraya kadar taban tepmek...' -R. N. Güntekin.

44 görüntülenme

tepesinde havan dövmek

üst katta oturan biri, gürültü yaparak alt kattakini rahatsız etmek.

44 görüntülenme

dalavere çevirmek (dalaveresini döndürmek)

yalan dolanla gizlice kötü iş görmek: 'Beyefendi dalaveresini döndüreceği yerleri adamlarından hiç kimseye söylemedi.' -Ö. Seyfettin.

44 görüntülenme

rahmet okutmak

biri, kötü bir kimseden daha kötü çıkmak.

44 görüntülenme

tepesinden kaynar sular dökülmek

başından aşağı kaynar sular dökülmek: 'Nazmiye'nin tepesinden sanki kaynar sular döküldü, yooo ... dedi.' -O. Kemal.

44 görüntülenme

boş durmak

işsiz kalmak, çalışmamak: 'Mustafa Kemal'in hiç boş durduğu yoktu.' -F. R. Atay.

44 görüntülenme

ateşini almak

1) yüksek vücut ısısını düşürmek: Alnına sirkeli bez koyun, ateşini alır. 2) derece ile ateşi ölçmek; 3) mec. acıyı, yanmayı azaltmak.

44 görüntülenme

yanına salavatla yaklaşılmak

birini yanına gitmekten korkmak, çekinmek: 'Biliyorum, yarın bu kâğıtları yazanların da yanlarına salavatla yaklaşılacak.' -A. Ağaoğlu.

44 görüntülenme

kendini matah sanmak

kendini olduğundan daha fazla değerli kabul etmek: 'Bunu kendini matah sanmış bir Batılı aydın olmanın kefareti olarak yaptığını söylemiş.' -H. Taner.

44 görüntülenme

zeytin dalı uzatmak

barış için ilk adımı atmak.

44 görüntülenme

bıyıkları ele almak

delikanlılık çağına girmek.

44 görüntülenme

biber gibi yakmak

1) deri, göz vb.ni çok acıtmak; 2) çok üzmek, dertlendirmek.

44 görüntülenme

zınk diye durmak

birdenbire durmak: 'Askerî bir cip, Camekân Sokağı'nı sarsıla sarsıla geçti, apartmanın kapısı önünde zınk diye durdu.' -A. İlhan.

44 görüntülenme

gülerken ısırmak

iyilik yapar görünüp kötülük yapmak.

44 görüntülenme

İngiliz sicimi ile asılmak

bir işi ustasına yaptırmak.

44 görüntülenme

zıp diye çıkmak

beklenmeyen bir zamanda ortaya çıkmak.

44 görüntülenme

inisiyatifi ele almak (geçirmek)

karar verme yetkisini kullanmak: 'Bu kurnaz dilenci böylece inisiyatifi göstermelik de olsa eline alıp sağa sola emirler vermeye başladı.' -İ. O. Anar.

44 görüntülenme

sefasını sürmek

bir durumun getirdiği, sağladığı olanaklardan yararlanmak: 'Uzun yıllar cefasını çektiği Yokuş'un sefasını sürecekti artık.' -Y. Z. Ortaç.

44 görüntülenme

ün almak (kazanmak, salmak, yapmak)

ünü herkesçe bilinmek ve her yerden duyulmak: 'Dünyaca ün almış Mark Twain Derneğinin fahri üyeliğini aldığını duyunca...' -S. F. Abasıyanık. 'Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi.' -H. E. Adıvar.

44 görüntülenme

kuş tüyü gibi

çok yumuşak (oturacak, yatacak yer).

44 görüntülenme

lehinde söylemek (bulunmak)

1) iyiliğini söylemek; 2) hakkında iyi söz söylemek, desteklemek.

44 görüntülenme

ırzına geçmek

1) zor kullanarak bir kimseyi cinsel zevkine alet etmek, tecavüz etmek; 2) bekâretini bozmak.

44 görüntülenme

damardan girmek

argo karşısındaki kişiyi en fazla etkileyebilecek noktadan konuya girmek.

44 görüntülenme

mikroskop altına koymak (almak)

en ince noktasına kadar araştırmak, didik didik edip incelemek: 'Başkalarını nasıl mikroskop altına koydunsa kendini de öylece koy!' -H. E. Adıvar.

44 görüntülenme