En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

şimdiden tezi yok

vakit geçirmeden, hemen şimdi.

44 görüntülenme

gönlü kanmak

bir işle ilgili kaygısı kalmamak, mutmain olmak, müsterih olmak.

44 görüntülenme

güvenceye bağlamak

güvence altına almak.

44 görüntülenme

parasını sokağa atmak

değeri olmayan bir mala para vermek.

44 görüntülenme

teessüf ederim!

yazıklar olsun!

44 görüntülenme

anlaşmaya varmak

bir konuda birisiyle anlaşmak.

44 görüntülenme

çağın gerisinde kalmak

gelişmelere ve yeni düşüncelere uyum sağlayamamak, ayak uyduramamak: 'Ben yeniliklere yabancı, eski moda, çağın gerisinde kalmış, emekli bir istihbaratçıyım.' -O. Aysu.

44 görüntülenme

güvenoyu almak

hükûmetin tutumu milletvekilleri tarafından onaylanmak.

44 görüntülenme

bulantı vermek

1) midesini bulandırmak; 2) mec. bıkkınlık vermek: 'Gözlerime, kulaklarıma, beş duyuma birden tiksinti, bulantı veren bu manzaraların ortasında niye duruyordum?' -A. Gündüz.

44 görüntülenme

talimat vermek

üst düzeyde bulunan biri, yaptıracağı işle ilgili olarak görüşünü belirtmek, yol göstermek.

44 görüntülenme

toka etmek

1) el sıkışmak: 'Çımacı İzzet'le iki ellerini birbirine uzatarak bayramlaşır gibi toka ederler.' -S. F. Abasıyanık. 2) den. karşılıklı iki parçayı getirip birbirine dayamak; 3) kadeh tokuşturmak; 4) argo vermek: 'Bin beş yüzü toka edip yarın halıyı çekeceksin.' -N. F. Kısakürek.

44 görüntülenme

pelte gibi

1) çok gevşek; 2) çok yorgun.

44 görüntülenme

kıpkırmızı kesilmek (olmak)

yüz herhangi bir nedenle çok kızarmak: 'Kız utancından kıpkırmızı kesilmiş.' -Ö. Seyfettin. 'Orhan'ın pembe esmer yüzü kıpkırmızı olmuştu.' -T. Buğra.

44 görüntülenme

seyirci kalmak (olmak)

bir olay karşısında hiçbir tepki göstermeyerek işe karışmamak: 'Kavga edenlere kimse karışmaz, sadece uzaktan seyirci kalırlar.' -N. Hikmet. 'Sadece seyirci olduğumu, olayların dolayısıyla hayatın dışında kaldığımı bu sorudan sonra anladım.' -E. Işınsu.

44 görüntülenme

peri gibi

çok güzel.

44 görüntülenme

elinden hiçbir şey kurtulmamak

her şeyi becerebilmek.

44 görüntülenme

cehennemin dibine gitmek

kızılan bir kimse defolup gitmek.

44 görüntülenme

karman çorman etmek

çok karışık ve düzensiz duruma getirmek.

44 görüntülenme

kafayı tütsülemek (dumanlamak)

argo sarhoş olmak: 'Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı.' -Halikarnas Balıkçısı.

44 görüntülenme

apışıp kalmak

ne yapacağını bilemez duruma gelmek: 'Bu sonsuzluğun içinde işte besbelli sen de kendini kaybederek apışıp kalmışsın.' -H. R. Gürpınar.

44 görüntülenme

yatağa bağlanmak

yataktan kalkamayacak kadar hasta olmak.

44 görüntülenme

yüreği kan ağlamak

derinden acı duymak, çok üzülmek: 'Yüreği kan ağlıyordu, onların şu perişan, sürüm sürüm hâllerini gördükçe...' -Y. Kemal.

44 görüntülenme

ayak oyununa gelmek

kandırılmak.

44 görüntülenme

sıçan deliği bin akçe

'kaçıp saklanacak yer yok' anlamında kullanılan bir söz.

44 görüntülenme

parmak kaldı

'az kaldı, az kalsın, neredeyse' anlamında kullanılan bir söz.

44 görüntülenme

çamaşır ertesi olmak

çamaşır yıkamaktan aşırı yorulup hasta olmak: 'Kaynanam da yıkar ama iki gün de çamaşır ertesi olur yatar.' -M. Ş. Esendal.

44 görüntülenme

eline fırsat geçmek

imkân bulmak: Hazır fırsat geçmiş eline, hiç öyle mi konuşulur?

44 görüntülenme

kâğıt kaleme sarılmak

hemen yazmaya başlamak: 'Partinin kurulacağını duyunca kâğıda kaleme sarılmış, korkunç bir telgraf yazmıştı.' -Y. Z. Ortaç.

44 görüntülenme

karşı karşıya gelmek

1) birden karşılaşmak: 'Nihayet bir defa, gene dereden köye doğru giderken karşı karşıya gelmeyeyim mi?' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) zıtlaşmak.

44 görüntülenme

feryadı basmak

çığlık koparmak, yüksek sesle haykırmaya başlamak: 'Bu defa da, Sultanahmet'ten gelen efeler değilmiş de feryadı basanlar, onların gündüzki taşkınlığından yüz bulan eroincilermiş.' -N. F. Kısakürek.

44 görüntülenme