En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

orman taşlamak

bir kimsenin düşüncesini dolaylı olarak öğrenmeye çalışmak.

42 görüntülenme

kusur işlemek

yanlış davranışta bulunmak.

42 görüntülenme

adımını geri atmak

başladığı bir işten geri dönmek.

42 görüntülenme

mâni düzmek (yakmak)

1) mâni okumak; 2) müzik eşliğinde mâni söylemek.

42 görüntülenme

deliliğe vurmak

kendini deli gibi göstermek.

42 görüntülenme

saban sürmek

1) toprağı sabanla kazıp altüst etmek; 2) sp. güreşte, hasmı ayaklarından tutup yüzükoyun yerde sürümek.

42 görüntülenme

sılaya gitmek

1) bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek: 'Ara sıra memlekete, sılaya gitmek lazım.' -R. H. Karay. 2) anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek.

42 görüntülenme

aklını devşirmek

aklı başına gelmek.

42 görüntülenme

yerine getirmek

1) istenileni, gerekeni yapmak: 'Sırf iri, kara gözlerindeki endişe dinsin diye, itiraz etmeden her isteğini yerine getirdim.' -N. Uygur. 2) eski duruma döndürmek; 3) ifa etmek: 'Şirket su veremeyecekse taahhüdünü yerine getirmediği için dağıtılır.' -N. Hikmet.

42 görüntülenme

kısmetine mâni olmak

kazancına veya evlenmesine engel olmak.

42 görüntülenme

başından geçmek

daha önce aynı duruma uğramış olmak.

42 görüntülenme

yazıyı çıkarmak (sökmek)

okuyabilmek: 'Benim yerinden dahi kımıldatmaya gücümün yetmediği Afrika seyahatnamesini yere indirtir, kendim de yere uzanır, gözlerim ağrıyıncaya kadar yazıları sökmeye çalışırdım.' -H. Taner.

42 görüntülenme

Müslüman mahallesinde salyangoz satmak

körler mahallesinde ayna satmak.

42 görüntülenme

kalbi yerinden oynamak (fırlamak)

yüreği yerinden oynamak: 'En hafif bir hareketi kalbimizi yerinden oynatmaya yeterdi.' -A. Ş. Hisar.

42 görüntülenme

işi bozulmak

yapmakta olduğu işten gereği kadar kazanç sağlayamaz olmak.

42 görüntülenme

ortalık kararmak

akşam olmak: 'Ortalık kararana kadar kitap okurdum.' -A. Kutlu.

42 görüntülenme

vergiye bağlamak

1) bir kimse veya şeyden vergi almak; 2) bir yerden, bir kimseden yasal olmayan yollardan para almak, haraç almak.

42 görüntülenme

fırtına çıkmak

sert rüzgâr esmeye başlamak.

42 görüntülenme

göz kırpmadan

1) acımadan, merhamet etmeden; 2) duraksamadan, çekinmeden.

42 görüntülenme

fırtına gibi

1) hızla, birdenbire: Fırtına gibi geldi gitti. 2) aceleci: Fırtına gibi adam.

42 görüntülenme

işi tatlıya bağlamak

sorunlu bir işi, iyi bir biçimde çözmek: 'Ben kahvemde çocukça siyasi iddialardan korkarken, bir de felsefe çıktı. Rica ederim bugün işi tatlıya bağlayalım.' -Ö. Seyfettin.

42 görüntülenme

kıyamet mi kopar?

'ne olur, ne çıkar, ne önemi var' anlamında kullanılan bir söz: 'Asker az olmakla kıyamet mi kopar?' -N. Kemal.

42 görüntülenme

el emeği göz nuru

yapımı uzun zaman alan ve çok emek isteyen iş, el işi göz nuru.

42 görüntülenme

engin dallardan murt yememek

yükseklerden uçmak, burnu büyük olmak: 'Engin dallardan murt yemezdi. Onun alacağı kız ya çok zengin ya da tanınmış bir aileye mensup olmalıydı.' -O. Kemal.

42 görüntülenme

başını vermek

kendini feda etmek.

42 görüntülenme

göz yummamak

1) uyumamak; 2) mec. hoş görmemek, bağışlamamak.

42 görüntülenme

her boyaya girip çıkmak

çeşitli işlerde kısa süre de olsa çalışmış olmak.

42 görüntülenme

(birini) tefe koymak

biri hakkında alaylı dedikodu yapmak: 'Sonradan anlaşıldı ki adam hükûmeti tefe koymuş.' -T. Halman.

42 görüntülenme

eşek gibi

kaba, düşüncesiz.

42 görüntülenme

içini kurt yemek (kemirmek)

sürekli bir kaygı içinde bulunmak.

42 görüntülenme