En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kulak arkası (ardı) etmek

dikkate almamak, göz önünde tutmamak: 'Bazıları hava kirlenmesinde olduğu gibi bu eleştirileri kulak ardı ediyorlar.' -H. Taner.

41 görüntülenme

benzi geçmek

benzi solmak.

41 görüntülenme

olup olacağı

'hepsi bu kadar' anlamında kullanılan bir söz.

41 görüntülenme

tokmak gibi

tıkız etli.

41 görüntülenme

rüyası çıkmak

görülen rüya gerçekleşmek.

41 görüntülenme

dirlik yüzü görmemek

rahata kavuşamamak.

41 görüntülenme

kulis yapmak

1) herhangi bir toplulukta oturumlar dışında gizli çalışmalar yapmak; 2) bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapmak.

41 görüntülenme

yatıya kalmak

gidilen yerde geceyi geçirmek.

41 görüntülenme

ümidini kesmek

umudunu kesmek: 'Bunu gerçekten anlamışım, ben de biliyormuşum gibi bir şeylerden ümit kestiğimi hatırlıyorum.' -F. R. Atay.

41 görüntülenme

partal atmak

yalan söylemek: 'Ne partallar attı gayrı.' -O. Kemal.

41 görüntülenme

partiyi kaybetmek

1) elde etmeye çalıştığı bir kazancı karşısındakine kaptırmak; 2) başkasıyla çekiştiği bir konuda yenilmek: 'Kızın gözlerinden damla damla yaşlar akıyordu. İmam partiyi kaybediyordu.' -H. E. Adıvar.

41 görüntülenme

saat gibi

tam bir düzgünlükte, tıkır tıkır.

41 görüntülenme

üzerinden dökülmek

bol ve biçimsiz olmak.

41 görüntülenme

hayranlık duymak

çok beğenmek, tutkuyla bağlanmak: 'Her zaman, uyumayı düşündüğü anla uykuya dalması bir olan yapısına hayranlık duymuşumdur.' -A. Kutlu.

41 görüntülenme

pas almak

sp. bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşından gelen topu kullanmak: 'Biçimli yerlerde durup paslar alır, ofsayt durumlarında beleş goller çıkarırdı.' -H. Taner.

41 görüntülenme

kalas gibi

kaba, kibar veya nazik olmayan, incelikten yoksun.

41 görüntülenme

su gibi

çok ıslak: 'Ben bir yere gidemem, arkamda gömlek su gibi.' -M. Ş. Esendal.

41 görüntülenme

topuk çalmak

yürürken ayakların iç kemikleri birbirine çarpmak.

41 görüntülenme

yüreğine od (ateş) düşmek

felakete uğramak, çok üzülmek: 'Adam odur ki komşusunun ineği dişi doğurdu der, yüreğine od düşer.' -M. Ş. Esendal.

41 görüntülenme

işaret vermek

bir araç kullanarak bir şeyi belli etmek: 'Başı ile evet işareti verdi.' -A. Gündüz.

41 görüntülenme

leke sürmek

birine onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak, suç yüklemek, lekelemek: 'Annemi kıskanıyor, bana leke sürmek istiyor.' -H. E. Adıvar.

41 görüntülenme

hafif gelmek

1) ağırlığı fazla olmamak: 'Çok hafif geldiği için düvene ağır bir taş oturtmuşlardı.' -R. Enis. 2) mec. önemsiz görmek, değer verilmemek.

41 görüntülenme

saçı (saçları) değirmende ağartmamak

deneyimli olmak: 'Bu saçları değirmende ağartmadık, siz birbirinize âşıksınız sanırım' -O. Aysu.

41 görüntülenme

şunun bunun

1) herkesin, el âlemin: 'Başlarını dinlerler, kumru gibi yuvalarında oturur, şunun bunun aleyhinde konuşmazlar.' -B. Felek. 2) kimliği belli olmayanın, adı sanı bilinmeyenin: 'Çiftliği her zamanki gibi şunun bunun elinde unutulmuş buldu.' -N. Cumalı.

41 görüntülenme

yürürlükte bulunmak

bir kanun veya bir karar uygulama alanında olmak: 'Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz...' -Anayasa.

41 görüntülenme

(birini) maşa gibi kullanmak

maşası olmak.

41 görüntülenme

saçıp savurmak

parasını düşüncesizce, boşuna harcamak.

41 görüntülenme

göz önünde tutmak (bulundurmak)

herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını hesaba katmak, dikkate almak.

41 görüntülenme

dereden tepeden konuşmak

gelişigüzel konuşmak, rastgele konular üzerinde konuşmak: 'Kahveler içilip dereden tepeden konuştuktan sonra yataklara kavuştuk.' -O. Kemal.

41 görüntülenme

gerdeğe girmek

gelinle damat düğün gecesi bir araya gelmek.

41 görüntülenme