En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

keskin zekâ keramete kıç attırır

zeki kimse, bir işin nereye varacağını keramet sahibi kimseden daha iyi bilir.

23 görüntülenme

baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana

kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır.

23 görüntülenme

kestane kabuğundan çıkmış da kabuğunu beğenmemiş

soyunu, yetiştiği yeri veya çevreyi hor görenler için kınama yollu söylenen bir söz.

23 görüntülenme

aklına geleni işleme, her ağacı taşlama

sonunu düşünmeksizin aklına eseni yapan, herkese sataşan kimse bu davranışının büyük zararlarını görür.

23 görüntülenme

borç yiyen kesesinden yer

borçla alışveriş yapan, aldıklarının parasını hemen ödemese de günün birinde mutlaka ödeyecektir.

23 görüntülenme

ağzından kaçırmak

istemediği hâlde boş bulunup söyleyivermek: 'Sen onun için en fena tabirleri kullanıyorsun, asabisin, ağzından çirkin şeyler kaçırıyorsun.' -P. Safa.

23 görüntülenme

ağzından söz (laf, lakırtı) eksik etmemek

o sözü sürekli söylemek.

23 görüntülenme

er ekmeği er kursağında kalmaz

bir kimseden iyilik gören kişi mertse bunun altında kalmaz, kendisi de ona iyilik yapmaya çalışır.

23 görüntülenme

kırk gün taban eti, bir gün av eti

avcılar bir av avlayabilmek için dağ demez, taş demez, günlerce taban teperler.

23 görüntülenme

öksüz güler mi meğer yanıla

işleri ters giden kimsesiz kişinin yüzü gülmez, yüzünü güldürecek bir durum ortaya çıksa bile bu bir yanlışlıktan dolayıdır.

23 görüntülenme

devletli ile deli bildiğini işler

yüksek rütbeliler, deliler, kimsenin sözünü dinlemez, akıllarına geleni yaparlar.

23 görüntülenme

er ekmeği, meydan ekmeği

kadın, kocasının kazancını rahatça yer.

23 görüntülenme

öksüz hırsızlığa çıkarsa ay ilk akşamdan doğar

talihsiz kimse bir şeyden yararlanmaya kalkışsa karşısına akla gelmedik engeller çıkar.

23 görüntülenme

er olan ekmeğini taştan çıkarır

azimli kimse geçim yolunu bulmak için en güç işlerle bile uğraşmaktan yılmaz.

23 görüntülenme

tencere dibin kara, seninki benden kara

kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.

23 görüntülenme

eden bulur, inleyen ölür

nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

23 görüntülenme

çocuğu işe sal, ardınca sen var

çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir.

23 görüntülenme

tencere tencereye 'yüzün kara' demiş, çömlek utancından yere geçmiş

kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.

23 görüntülenme

erenlerin sağı solu olmaz

ne zaman ne yapacağı belli olmayan kimseler için kullanılan bir söz.

23 görüntülenme

tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş

hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş.

23 görüntülenme

ekmeden biçilmez

emek vermeden beklenen bir sonuca erişilmez.

23 görüntülenme

baht (akıl) olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta

kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.

23 görüntülenme

hızlı sağanak tez geçer

büyük bir hızla başlayan şeyler az sürer.

23 görüntülenme

terazi tartıyla, her şey vaktiyle

her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır.

23 görüntülenme

bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu

talihsizin işleri ters gider, bağına yağmur yerine taş veya dolu yağar.

23 görüntülenme

terlemeden para kazanılmaz, solumadan can verilmez

hiçbir emek harcanmadan para kazanılması mümkün değildir.

23 görüntülenme

eti senin, kemiği benim

çocuğu ben doğurdum ama onu eğitmek sana düşüyor.

23 görüntülenme

ağzını mühürlemek

konuşmamak, susmak: 'Yine o değişmeyen ızdırap ile ağzını mühürler.' -Y. Z. Ortaç.

23 görüntülenme

kız kucakta, çeyiz bucakta

kız daha beşikte veya kundakta iken çeyiz düzmeye başlamak gerekir.

23 görüntülenme

terziye 'dinlen' demişler, ayağa kalkmış

rahat görünen öyle işler vardır ki onunla uğraşanların dinlenmesi, kimileri için yorucu olan davranışlarla olur.

23 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

başını bir yere bağlamak

birini bir işe yerleştirmek, işsizlikten, başıboşluktan kurtarmak.

111 görüntülenme

çehresi bozulmak

yüzü düşmek: 'İhtiyarın çehresi fena hâlde bozulmuştu.' -Ö. Seyfettin.

111 görüntülenme

göz kamaştırmak (almak)

1) kuvvetli ışık veya parlaklık, kısa bir zaman için görüşü bulandırmak; 2) mec. bir niteliğiyle hayran bırakmak: 'O sıralar Avrupa'da bir büyük piyano ustası gözleri kamaştırıyordu.' -N. Nadi.

111 görüntülenme

payına düşmek

bölüşmede hisse ayrılmak, belirli bir bölüm verilmek: 'Uşak'a kadar yirmi beş otuz esir de bizim payımıza düştü.' -A. Gündüz.

111 görüntülenme

Şafii köpeği gibi titremek

çok titremek.

111 görüntülenme

hâk ile yeksan etmek (olmak)

1) yapı, şehir vb. için temelinden yıkıp harap etmek, bütünüyle ortadan kaldırmak veya kalkmak; 2) yapı, şehir vb. için temelinden yıkıp harap olmak, bütünüyle ortadan kaldırmak veya kalkmak.

111 görüntülenme

kuş gibi çırpınmak

çaresizlik içinde telaşlı davranmak: 'Sokağa çıkmak, çocukların arasına karışmak için pencerede, kafeste kuş gibi çırpınırım.' -R. N. Güntekin.

111 görüntülenme

kuş gibi (kadar) yemek

çok az yemek.

111 görüntülenme

elini belli etmek (göstermek)

kâğıt, okey vb. oyunlarda elindeki kâğıdı veya taşı, oynayanlara belli edecek biçimde sözle, işaretle açıklayıp oynamak.

111 görüntülenme

göz ucuyla süzmek

iyice tanımak, bilmek veya dikkat çekmek amacıyla hafif kısık gözle incelemek, bakmak: 'Sokakta göz ucuyla süzdüğüm kadının bana ehemmiyet vermediğini görürsem hoşça bir latife söyleyiveririm.' -R. N. Güntekin.

111 görüntülenme

(bir şeyde) iş yok

tkz. 'o şeyden yarar beklememeli' anlamında kullanılan bir söz.

111 görüntülenme

işin alayında olmak

bir işe gereken önemi vermemek, dalga geçmek.

111 görüntülenme

(birini) sarakaya almak

alay etmek, alaya almak: 'Taşralarda ağırbaşlı kitaplar okumaya kalkışan öğrencileri, arkadaşları sarakaya alır.' -S. Birsel.

111 görüntülenme

dermanı kesilmek (dermandan kesilmek)

yorgunluktan güçsüzleşmek: 'Çok uzak yerlerden geldim, ayaklarımın dermanı kesildi.' -A. Gündüz.

111 görüntülenme

(bir şeye) gölge düşürmek

bir şeyin değerini veya ününü azaltacak işler yapmak: 'Bu iki yazarın usta hikâyeci vasıflarına gölge düşürmüştür.' -A. Ş. Hisar.

111 görüntülenme

düğüm üstüne düğüm vurmak (atmak)

parasını pintilik ederek saklamak.

111 görüntülenme

taşın altına elini koymak

elini taşın altına koymak.

111 görüntülenme

(bir şeye) renk gelmek

renklenmek, canlanmak: 'Sarı yanaklarına hafif bir renk geldi.' -Ö. Seyfettin.

111 görüntülenme

ezbere iş görmek

incelemeden gelişigüzel yapmak.

111 görüntülenme

ayrısı gayrısı olmamak

birbirinden hiçbir şey esirgemeyecek durumda olmak, samimi olmak.

111 görüntülenme

arının yuvasına kazık (çöp) dürtmek

tehlikeli kişiyi kışkırtmak.

111 görüntülenme

yer yarılıp içine girmek (geçmek)

1) yitirilip bir türlü bulamamak; 2) çok utanmak: 'Hanımların içinde rezil olmuştur, yer yarılsa da içine geçsem diye aklından geçmiştir.' -H. Taner.

111 görüntülenme

ağız (ağzını) açmak

1) konuşmaya başlamak; 2) kesici aletleri keskin duruma getirmek; 3) ağır sözler söylemeye başlamak; 4) azarlamak, paylamak: 'Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım.' -M. Ş. Esendal. 5) alık alık bakmak.

111 görüntülenme

namzet göstermek

bir iş için aday belirleyip sunmak, aday göstermek.

111 görüntülenme

(bir yere) başını sokmak

barınacak bir yer bulmak: 'Çok şükür başımızı bir yere soktuk, şimdilik tatlı söyleyelim tatlı yiyelim.' -Z. Selimoğlu.

111 görüntülenme

eşiğine yüz sürmek

bir dilekte bulunmak için bir kişiye yalvarmaya gitmek.

111 görüntülenme

(bir yeri) ahıra çevirmek

pis, bakımsız, dağınık, harap, gürültülü duruma getirmek.

111 görüntülenme

bir o yana, bir bu yana

rastgele, birçok yere, çeşitli yönlere.

111 görüntülenme

(bir yeri) örümcek sarmak

bir yer örümcek ağları ile dolmak.

111 görüntülenme

(birinin) ağzına bir parmak bal çalmak

birini tatlı sözlerle veya çeşitli hediyelerle bir süre için kandırmak, oyalamak: 'Hürriyet, müsavat diye herkesin ağzına bir parmak bal çaldılar.' -H. R. Gürpınar.

111 görüntülenme