Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

haraç mezat satmak

açık artırma ile satmak.

100

haraç yemek (almak)

başkasının sırtından geçinmek.

41

haram yemek

toplumun gelenek ve göreneklerine veya dinî kurallarına aykırı olarak bir şeyi kendi yararına kullanmak, sahiplenmek.

104

harama uçkur çözmek

nikâhsız olarak cinsel ilişkide bulunmak.

112

harap düşmek

kötü bir durumla karşı karşıya kalmak: 'Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.' -Atatürk.

102

harar gibi

içine çok şey alabilen, geniş, büyük (eşya).

37

hararet basmak

1) çok susamak; 2) vücut ısısı artmak.

110

hararet kesmek (söndürmek)

susuzluğu gidermek.

105

hararet vermek

susatmak.

95

harekete geçirmek (getirmek)

bir işin yapılmasına sebep olmak, kımıldatmak, canlandırmak: 'İlçelerinde ne kadar dernek varsa hepsini harekete geçirdiler.' -A. Kulin.

103

harekete geçmek

1) bir işi yapmaya başlamak, bitirmek amacı ile bir işe girişmek: 'Saldırma için lazım gelen strateji planını tespit ederler ve ona göre harekete geçerlerdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir yerden bir yere gitmeye başlamak: 'Derken garp istikametinde küçüklü büyüklü muazzam bir bulut kütlesi harekete geçiyor.' -N. F. Kısakürek.

112

harem selamlık olmak

bir yerde kadın erkek ayrı oturmak.

100

harf atmak

tanımadığı bir kadına uygunsuz sözler söyleyerek yaklaşmaya çalışmak.

37

harı başına vurmak

1) çok kızmak; 2) azmak, kendini tutamayacak duruma gelmek.

106

harı geçmek

kızgınlığı, sıcaklığı, hevesi, isteği veya öfkesi azalmak.

111

hariçten gazel okumak (atmak)

tkz. 1) bir konuyu iyice bilmeden üzerinde görüş ve düşünce ileri sürmek; 2) bir konuşmaya yersiz ve zamansız katılmak.

120

harikalar yaratmak

hayranlık uyandıracak başarılar kazanmak.

105

haritadan silinmek

1) bir ülke, başka devletin egemenliği altına girmek: 'Koca Rumeli, Edirne'si, Selanik'i, Manastır'ı, Yanya'sı, Kosova'sı, İşkodra'sı ile imparatorluk haritasından silinmişti.' -Y. Z. Ortaç. 2) bir yerleşim yeri savaş, deprem vb. bir olay sonunda yok olmak.

96

harman çevirmek

harmanlamak.

106

harman dövmek

ekin tanelerini saptan ayırma işini yapmak.

114

harman etmek (yapmak)

birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir birleşim oluşturmak.

104

harman savurmak

tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak: 'Akşam vakti ırgatlarla beraber harman savururum.' -S. F. Abasıyanık.

38

harmanı kaldırmak

harman işini bitirmek: 'Harmanı kaldırmaktan başka bir şey düşünmüyordu.' -S. Çokum.

37

harp açmak

1) savaş açmak; 2) mec. bir konuda güçlü biçimde mücadele etmek, bir konuyu şiddetle savunmak: 'Gençler, kendi cinslerinden riyakârlara karşı harp açmalıdırlar.' -F. R. Atay.

107

hart hurt etmek

korkutmak amacıyla sert ve yüksek sesle konuşmak: 'O bile, sağa sola hart hurt etmeye başlamış.' -K. Korcan.

109

hasara uğramak

zarar görmek, yıkılmak, harap olmak: 'Bir lokomotifle iki vagon hasara uğramışlar.' -A. İlhan.

105

hasbi geçmek

bir şeye önem vermemek, ilgi göstermemek, kısa kesmek: 'Aslına bakarsanız karı bana yıllar yılı güler, işaret ederdi de arkadaş karısı diye hasbi geçerdim.' -O. Kemal.

40

hasıraltı etmek

bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek.

106

hasret çekmek

özlem duymak: 'Geçmiş günlere hasret çekmiyorum. Çocukluğumu göresim gelmedi.' -N. Hikmet.

102

hasret gidermek

özleme son vermek, kavuşmak: 'Sonra ver elini ana baba ocağı. Hem hasret giderecektim hem de ruhumla dinlenecektim.' -C. Uçuk.

48