Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

hasret gitmek

özlemini çektiği, sevdiği bir yere veya kimseye kavuşamadan ölmek.

41

hasret kalmak

özlemek.

42

hasta düşmek

hastalanmak.

41

hasta etmek

1) hasta olmasına yol açmak; 2) mec. bezdirmek, bıktırmak, usandırmak.

106

hastalık almak (kapmak, hastalığa tutulmak)

bulaşıcı bir hastalığa yakalanmak.

99

hastanelik etmek

birini aşırı derecede dövmek.

33

hastanelik olmak

1) hastanede tedavi görmeyi gerektirecek kadar hastalanmak: 'Şu son turnuvada dört futbolcu hastanelik olmuş.' -H. Taner. 2) çok dayak yemek: Çıkan kavgada beş kişi hastanelik oldu.

107

hastaneye kaldırmak (yatırmak)

tedavi amacıyla hastaneye götürmek.

117

haşa huzurdan (huzurunuzdan)

uygunsuz bir şey söylemek zorunda kalındığında bağışlanma dileği anlatan bir söz: Haşa huzurdan, o hayvan gibi davrandı.

108

haşa sümme haşa

'öyle olmasına ihtimal yok, öyle değildir' anlamında kullanılan bir söz.

101

haşadı çıkmak

1) bozulmak, işe yaramaz duruma gelmek; 2) çok yorulmak, bitkinleşmek.

38

haşır neşir etmek

kaynaştırmak, bir arada bulundurmak: 'Bir rüzgâr gibi alıp bunların arasına atar, beni bunlarla haşır neşir ederdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

113

haşır neşir olmak

kaynaşmak, bir arada bulunup uğraşmak: 'Her ikisi de vahşi hayvanlarla haşır neşir olur.' -A. Erhat.

41

hat çekmek

telefon, telgraf tellerini döşemek veya direklere germek.

107

hata etmek (eylemek, işlemek)

yanlışlık yapmak, yanılgıya düşmek: 'Batıla alkış tutanların karşısına geçip hata eylediğimi yeni yeni öğrenmiş bulunuyorum.' -S. Ayverdi.

41

hataya düşmek

yanılmak: 'Bu soruya evet cevabını vermekle bir hataya düşmüş sayılmayız.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

35

hatır (hatırını) saymak

gerekli saygıyı göstermek.

125

hatır almak

gönül almak.

107

hatır eylemek

hatırlamak: 'Benim Orhan isminde bir tanıdığım olmadığından, başka bir nam altında bir nankörü hatır eylemiş olsan bile...' -P. Safa.

114

hatır gönül bilmek (saymak veya tanımak)

kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymak.

120

hatır gönül yapmak

birini tutum ve davranışlarıyla mutlu etmek.

50

hatır gönül yıkmak (kırmak)

kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymamak.

120

hatır için çiğ tavuk yemek

bir kişiyi gücendirmemek için yapılması güç olan şeyleri bile yapmak.

119

hatır sormak

hâl hatır sormak: 'Önce karşılıklı hatır sormakla başlayan konuşmaların ardından, tarlaların durumuna geçti.' -N. Cumalı.

116

hatıra (hatır ve hayale) gelmemek

bir şeyin gerçekleşeceği, olacağı hiç düşünülmemek: 'Yemin, her hatır ve hayale gelmez cümlelerin ucunda bir kurdele, bir fiyonk gibi açılıveriyordu.' -A. Ş. Hisar.

119

hatırı sayılır

1) oldukça çok: 'Adamları aracılığıyla bu konuda hatırı sayılır bir külliyata sahip oldu.' -İ. O. Anar. 2) önemli, saygın, saygıdeğer: 'Sabit Bey Ağabey mahalle tulumbacıları arasında en hatırı sayılır adamlardandır.' -H. Taner.

44

hatırına bir şey gelmesin

bir düşüncede, sözde veya davranışta kötü bir amaç güdülmediğini anlatan bir söz.

111

hatırına gelmek

hatırlamak, aklına gelmek: 'İçeriyi dinlemediği hatırına geldi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

112

hatırına getirmek

hatırlamasına yol açmak: 'Tüfeğini omzuna vurup çapraz fişeklerini kuşanan bir kişinin ölümü hatırına getirmesi garip olmaz mı?' -N. Cumalı.

113

hatırında kalmak

unutmamak, hatırlamak: 'Birçok söz daha söylemişti. Hepsi hatırımda kalmamış olsa gerek.' -N. F. Kısakürek.

118