Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

küplere binmek

çok öfkelenmek: 'Ertesi günü babam horozun ölüsünü bulunca küplere bindi.' -S. F. Abasıyanık.

106

küpünü doldurmak

eline fırsat geçmişken çokça para biriktirmek: 'Hamiyetini bu felsefeye uydurarak küplerini doldurmayı bilenler bu memlekette bolluk içinde yaşarlar.' -H. R. Gürpınar.

38

kürdan gibi

çok zayıf, incecik, çelimsiz.

100

kürek kadar dili olmak

pabuç kadar dili olmak.

115

kürünü kırmak

hlk. hevesini almak.

104

kürünü öldürmek

hlk. gururunu kırmak, güçsüzlüğünü kabul etmek.

106

küt diye

ansızın: Küt diye düştü.

114

kütüğe geçirmek

ana deftere yazmak.

97

kütük gibi

1) çok şişmiş; 2) çok sarhoş.

114

laçka etmek

1) den. bir halatı koyuverip boşaltmak; 2) mec. gevşetmek, bitkin bir duruma getirmek: 'Ne oluyorum demeye vakit bulamadan her tarafını laçka eden bir kesiklik duydu.' -S. F. Abasıyanık.

110

laçka olmak

1) vida, mil vb. makine parçaları aşınarak veya yuvaları genişleyerek gevşemek; 2) mec. herhangi bir düzen iyi işlemez olmak: 'O gece bir kadeh içkinin laçka olan sinirlerine iyi geleceğini düşünüyordu.' -O. Aysu.

110

lades tutuşmak

tavuğun lades kemiğini birer ucundan karşılıklı tutup kırarak lades oyununa başlamak: 'Lades tutuşmadık ki her defasında hatırımda diyorsun.' -A. Ş. Hisar.

39

ladesli olmak

lades oyununa tutuşmak: 'Lades tutuşanlar ladesli olduklarını unutmamaya ama rakibine unutturmaya çalışırlar.' -Ü. Dökmen.

33

laf açmak

söz etmek, söz açmak, konuya girmek: 'Yavere burulduğumu sezdirmeden başka bir laf açtım.' -R. H. Karay.

114

laf altında kalmamak

söz altında kalmamak.

92

laf anlamaz

1) söz dinlemeyip kendi bildiğinde inat eden; 2) kaba, aptal (kimse).

52

laf anlatmak

sözünü dinletmek, karşıdakini ikna edinceye kadar konuşmak: 'Aralarından bir tanesi ille de laf anlatacağım diye çene patlatıp duruyormuş.' -Ç. Altan.

110

laf aramızda

'başkaları bilmesin, duymasın' anlamında kullanılan bir söz.

34

laf atmak

1) söyleşmek, konuşmak: 'Tabii Hayri Efendi'yle biraz laf atacak belki de biraz işten güçten bahsedecekti.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) uzaktan, dolayısıyla dokunacak söz söyleyip işittirmek: 'Yakınındaki erkeği kime benzetirse onun lisanından bir şarkı ile laf atıyor.' -F. R. Atay. 3) sözle sarkıntılık etmek: 'Seyircilerin alışılmış sululuklarından, laf atmalardan kaçındıklarını söyledi.' -T. Buğra.

113

laf çakmak (çarptırmak, dokundurmak)

üstü kapalı bir biçimde karşısındakine bir şeyler ima etmek: 'Gözüne gelini ilişince açıktan açığa olmasa bile öfkesini ondan almak için laf çaktı.' -O. Kemal.

34

laf çıkarmak

1) yeni bir şey söylemek, ortaya atmak: 'Şimdi unutup laf mı çıkarıyorsun?' -Ö. Seyfettin. 2) dedikodu yapmak.

115

laf çıkmak

dedikodu başlamak.

101

laf dinlemek

söz dinlemek.

108

laf düşmemek

söz düşmemek.

105

laf etmek

söz etmek: 'Öyle laf ettim ki adamcağız gezdirmeye mecbur kaldı.' -S. F. Abasıyanık.

119

laf işitmek

azarlanmak, birisi kendisine darılmak: 'Kaç kere laf işittim bu yüzden, sineye çektim.' -A. Kulin.

103

laf kaynayıp gitmek

söz boşa söylenmek, anlaşılmaz olmak, hiçbir etki yapmamak: 'Her kafadan bir ses çıkıyor, söylenen laflar gülüşmeler arasında kaynayıp gidiyordu.' -H. Taner.

104

laf ola beri gele!

konuşulan konu ile ilgili olmayan bir söz söylendiğinde veya bir sorun tartışılırken ilgisiz bir şey ifade edildiğinde söylenen bir söz.

40

laf olmak

dedikodu çıkmak.

103

laf olsun âdet yerini bulsun

konuşacak herhangi bir konu bulunmayıp rastgele söz sarf edildiğinde söylenen bir söz: 'A hiç olur mu cümlesini de laf kıtlığında laf olsun âdet yerini bulsun diye söylemişti.' -H. Taner.

112