Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

laf oturtmak

karşı tarafa gerektiği yerde, beklenilmeyen bir durumda, esaslı ve gereken bir laf söylemek.

37

laf söyledi bal kabağı!

alay gereksiz yere ve aptalca söz söyleyen kimse için kullanılan bir söz.

112

laf taşımak

dedikodu ederek laf götürüp getirmek.

108

laf yakıştırmak

konuşma sırasında yerinde söz söylemek, gerekeni ifade etmek.

101

laf yapmak

dedikodu yapmak.

92

laf yetiştirmek

birinin söylediklerine olur olmaz karşılık vermek, çene yarıştırmaya kalkmak: 'Evin hanımı sokaktan geçene laf yetiştirmek için vakit yitirmemeli.' -S. İleri.

102

laf yok!

'mükemmel, çok güzel, kusursuz, eleştirilecek bir tarafı yok' anlamında kullanılan bir söz.

104

lafa boğmak

bir konu üzerinde konuşulurken ilgisiz, gereksiz ve anlamsız bir biçimde söz edip asıl konuyu değiştirmek, unutturmak, karıştırmak.

102

lafa dalmak

uzun süren bir sohbette bulunmak, çok konuşmak: 'Kız Binnaz, kapının önünde kiminle lafa daldın yine?' -N. Cumalı.

115

lafa karışmak

biri veya birileri konuşurken bir başkası konuşmak, konuşmaya katılmak: 'Müsteşar bile sözüne itiraz edemiyor diye lafa karışıyor.' -H. Taner.

100

lafa tutmak

yersiz, zamansız ve sürekli konuşarak meşgul etmek, oyalamak.

111

lafı ağzına tıkamak

birinin rahatça konuşmasını engelleyip susturmak, söylemesine imkân tanımamak.

113

lafı ağzında bırakmak

birinin konuşmasını kesmek, sözlerini bitirmesine fırsat vermemek.

109

lafı ağzında gevelemek

söylemek isteğini söyleyememek.

35

lafı ağzında kalmak

sözü ağzında kalmak.

102

lafı bağlamak

bir konu üzerinde son sözü söylemek.

99

lafı değiştirmek

başka konuyu dile getirmek, başka bir şeyden söz etmek: 'Bu meslekte neler gördük biz diye yuvarlayarak lafı değiştiriyorum.' -A. Ümit.

104

lafı dolandırmak

sözü uzatmak: 'Üç beş sorum var kalıplaşmış, onları soruyorum, lafı dolandırarak.' -N. Meriç.

113

lafı döndürüp dolaştırmak

sözü uzatmak: 'Her söyleşisinde lafı döndürüp dolaştırmasından bıkmışlardı.' -M. Mungan.

101

lafı geçmek

1) sözü etkili olmak, sözü dinlenmek; 2) bahsedilmek: 'Kocasının erkek kardeşinin süt kardeşi imişsiniz, ben sizi hiç görmedimdi fakat bu evde lafınız geçerdi.' -P. Safa.

106

lafı kıçından anlamak

konuşulan konuyu yanlış, ters anlamak.

107

lafı kıçından dinlemek

konuşulan konuyu ilgisiz, üstünkörü veya önem vermeden dinlemek.

50

lafı kısa kesmek

söyleyeceğini kısa veya özet olarak belirtmek, az ve öz konuşmak.

109

lafı mı olur?

1) 'şimdi onun sırası değil, daha önemli konular var' anlamında kullanılan bir söz; 2) bir iş yapmak için 'seve seve zahmete girerim' anlamında kullanılan bir söz.

102

lafı sulandırmak

bir konu üzerinde ciddiyetle durup konuşurken araya ilgisiz, anlamsız veya tutarsız boş laf katmak.

99

lafı uzatmak

konuşmayı gereksiz bir biçimde başka sözlerle sürdürmek: 'Lafı uzatmadım, kelimesi kelimesine cevap vermeye takatim yoktu.' -E. İ. Benice.

93

lafını (lafınızı) balla kestim

bir kimsenin sözünü kesmek gerektiğinde 'izin verin' anlamında kullanılan bir söz.

116

lafını bilmek

akıllı uslu konuşup başkasını rahatsız etmemek, yerinde, güzel ve tutarlı konuşmak.

105

lafını etmek

birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak.

106

lafını kesmek

birinin sözünü bitirmesine fırsat vermeden araya girmek: 'Vedia yine feylesofun lafını kesti.' -Ö. Seyfettin.

104