Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

öyle olsun

peki, pekâlâ.

108

öyle veya böyle

ne olursa olsun, her hâlde, bu durumda: 'Öyle veya böyle, bir amatör, bir heveskâr işte.' -T. Buğra.

106

öyle ya

kuşkusuz, tabii, elbette: 'Öyle ya içgüdü, ilgili bilim adamlarına göre, insandan çok hayvan türlerinde varsaydığımız bir özellik.' -N. Uygur.

105

özen göstermek

bir şeyi özenerek elden geldiğince iyi olmasına gayret ederek yapmak, itina etmek: 'Çay bitmesin diye yudum yudum içmeye büyük özen gösterirler.' -S. Birsel.

34

özenip bezenmek

bir işi ayrıntılarına varıncaya değin büyük bir özenle ve titizlikle yapmak.

118

özgü olmak

1) birine, bir şeye ait olmak; 2) belli bir kimsede, şeyde veya türde bulunmak; 3) aynı cinsten başka hiçbir türde veya bireyde rastlanılmamak.

109

özlemini çekmek

arzulamak, çok özlemek, hasretini çekmek: 'Mustafa Kemal Paşa, özlemini çektiği bir yuvaya kavuşmuştur.' -H. Taner.

59

özlemini duymak

yürekten istemek, arzu etmek.

99

özrü kabahatinden büyük

bir suç veya kabahat için özür dilerken daha büyük suç işleyen kimseler için söylenen bir söz.

136

özü sözü bir (olmak)

söylediği söz ile yaptığı iş veya davranışları örtüşen, tutarlı olan: 'Onların özü sözü birdir. Hayatları bizim için örnektir.' -N. Hikmet.

114

özür dilemek

1) özrünü ileri sürerek bir işi yapmayı istememek, bir işten bağışlanmasını istemek: 'Onları, ayakta bekleyenleri görünce özür diledi.' -N. Araz. 2) yaptığı bir yanlıştan ötürü bağışlanmasını istemek: 'Karyolasına ilişti, odası için özür dileyip dilememeyi düşündü.' -P. Safa.

115

pabucu dama atılmak

kendinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek.

95

pabucuna kum dolmak

pabucuna taş kaçmak.

116

pabucuna taş kaçmak

ortaya çıkan durum karşısında tedirgin olmak.

31

pabucunu dama atmak

kendinden üstün birini gözden düşürmek: 'Her girdiği çevrede öbür kadınların pabucunu dama atmış, hep birinci kadın rolüne çıkmıştı.' -H. Taner.

94

pabucunu eline vermek

dolaylı olarak kovmak.

35

pabucunu ters giydirmek

güç bir duruma sokarak telaşla kaçırmak.

104

pabuç eskitmek (paralamak)

bir iş için bir yere çok gidip gelmek, işi takip etmek.

101

pabuç kadar dili olmak

kabaca ve terbiyesizce karşılık vermek.

35

pabuç pahalı

1) birinin uğraşmaya kalktığı kimsenin, kendinden güçlü çıkması durumunda söylenen bir söz: Baktı pabuç pahalı, işi şakaya vurdu. 2) herhangi bir durum veya girişilen işin sonunda zararlı çıkma ihtimali bulunduğunu belirten bir söz.

102

paçaları sıvamak

kolları sıvamak: 'Paçaları sıvadı, bir beygir kiralayıp köy köy dolaştı.' -E. E. Talu.

110

paçalarından akmak

pislik ve kir çok olmak.

102

paçası tutuşmak

telaşlanmak: 'Ne oldu, yine Esma'nın paçası mı tutuştu?' -H. R. Gürpınar.

48

paçasından tutup atmak

hakaretle kovmak.

108

paçasını çekecek (toplayacak) hâli olmamak

güçsüz, beceriksiz olmak.

122

paçavra gibi

değersiz (kimse veya şey).

116

paçavrasını çıkarmak

paçavraya çevirmek.

106

paçavraya çevirmek

çok hırpalamak, dağınık, bozuk veya berbat bir duruma getirmek.

114

paçayı kaptırmak

1) yakalanmak, ele geçirilmek; 2) karıştığı ancak sonradan ayrılmak istediği bir işten kendini kurtaramamak; 3) dilediği gibi davranamamak.

105

paçayı kurtarmak (sıyırmak)

kendini bir dertten, tehlikeden veya zor durumdan kurtarmak: 'Varımızı yoğumuzu teknenin oturmamış tarafına aktararak paçayı kurtardık.' -B. R. Eyuboğlu. 'Bu kadar çapraşık işlerin üstesinden gelip paçayı sıyırdığından haklı olarak gurur duyuyordu.' -K. Korcan.

111