En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ağır git ki yol alasın

bir işte başarılı olmak isteyen kimse, ağır ağır ama güvenilir adımlarla yürümelidir.

36 görüntülenme

ağır ol da molla desinler

ağırbaşlı davranan itibarlı olur.

36 görüntülenme

ağır taş yerinden oynamaz

ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez.

36 görüntülenme

ağız burun birbirine karışmak

1) dayak sonucunda yüz yara bere içinde kalmak; 2) yüzde aşırı öfke, üzüntü, yorgunluk vb. durumların izleri görünmek.

36 görüntülenme

ağlatan gülmez

başkalarına zulmeden kimsenin kötülüğü yerde kalmaz, kendisine döner, o da ağlar.

36 görüntülenme

ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı

herkesi en çok ilgilendiren kendi derdidir.

36 görüntülenme

buğday ile koyun, geri yanı (kalanı) oyun

çiftçi için koyun ve buğdaydan değerli bir şey yoktur.

36 görüntülenme

ağzı olan konuşuyor

'konuyla ilgisi olmayan, bilir bilmez herkesin söyleyecek sözü var' anlamında kullanılan bir söz.

36 görüntülenme

cana gelecek mala gelsin

zarardan kurtulma olanağı yoksa, bunun cana değil, mala gelmesi yeğlenir.

36 görüntülenme

ağzı var dili yok

1) 'pek sessiz, kendi hâlinde' anlamında kullanılan bir söz: 'Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?' -B. Felek. 2) 'konuşamayan, derdini anlatamayan' anlamında kullanılan bir söz: 'Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.' -S. F. Abasıyanık.

36 görüntülenme

aç yanında sarpın kurcalanmaz

bir kimsenin yanında, onun çok duyarlı olduğu konuya değinmemek gerekir.

36 görüntülenme

açık yaraya tuz ekilmez

acısı henüz taze olan bir kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artırılmamalıdır.

36 görüntülenme

açıkta kalmak (olmak)

1) iş ve görev bulamamak; 2) yersiz yurtsuz kalmak; 3) birkaç kişinin birlikte eriştiği bir iyilikten yararlanamamak.

36 görüntülenme

açın karnı doyar, gözü doymaz

tutkulu olduğu konuda insan doyumsuzdur, yetinmek bilmez.

36 görüntülenme

açlığını öldürmek

açlık duygusunu yatıştırmak: 'Kaldırılmış harman yerlerinden buğday toplayıp açlığımızı öldürdük.' -O. Kemal.

36 görüntülenme

açtırma ağzımı

'kötü bir söz söylememe fırsat verme' anlamında kullanılan bir söz.

36 görüntülenme

adak adamak

bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kurban kesip yoksullara dağıtmak veya kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak: 'Sen bana niye söylemedin? Sadaka verirdik, adak adardık.' -M. Ş. Esendal.

36 görüntülenme

adam adamı bir kere aldatır

bir kimse başka bir kimseyi ancak bir kez aldatabilir, diğeri bir daha aldatmasına izin vermez.

36 görüntülenme

adam beğenmemek

herkesi değersiz görmek.

36 görüntülenme

adam sen de!

bir işin önemsenmediğini anlatmak için söylenen bir söz.

36 görüntülenme

adı batmak

sevilmeyen bir şey veya kimse unutulmak, adı anılmaz olmak, artık sözü edilmemek.

36 görüntülenme

adı bile okunmamak

birine veya bir şeye hiç önem verilmemek.

36 görüntülenme

adı kaldırılmak

anılmaz olmak, silinip gitmek: 'Saatlerce adı dünya yüzünden kaldırılmaya çalışılan Türklüğün talihini düşünürdüm.' -Ö. Seyfettin.

36 görüntülenme

adı kötüye çıkmak

ünü kötü olarak yayılmak.

36 görüntülenme

adını koymak

karşılığını veya fiyatını kararlaştırmak: Bu evi alabilmemiz için adını koyalım.

36 görüntülenme

Agop'un kazı gibi bakmak

aptal aptal bakmak.

36 görüntülenme

ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin

erkek evlat meyve veren ağaç gibidir, günü gelince evin geçim yükünü hafifletir.

36 görüntülenme

gönül ferman dinlemez

gönül sevdiğinden asla vazgeçmez.

35 görüntülenme

sefa ile yenen cefa ile kazanılır

keyifli keyifli harcadığımız para, çok sıkıntı çekilerek kazanılmıştır.

35 görüntülenme

ağası yiğit olanın etbaı sarhoş gezer

dişli birine dayanan, güvenen kişi herkese kafa tutar, kabadayıca davranır.

35 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(birine) diş geçirememek

gücü yetmemek: 'Anası cahil kadın... Delikanlı oğluna diş geçiremedi.' -R. N. Güntekin.

122 görüntülenme

(bir şey) iki baştan olmak

bir şey, her iki tarafın aynı şeyi istemesiyle, iyi niyetiyle gerçekleştirilebilmek: İyi geçim iki baştan olur.

122 görüntülenme

(birinin) sinirlerini germek

birini sinirlenmeye hazır bir duruma getirmek: 'Bu olay, on beş gündür sıcak yemek yemeyen askerlerin morallerini bozup sinirlerini iyice gerdi.' -İ. O. Anar.

121 görüntülenme

hizmet görmek

birisinden yardım almak: 'Değil kendisine hizmet etmeye, kendisinden herhangi bir hizmet görmeye bile tahammül edemeyeceği bir insana '-Ne istiyorsunuz?' demek yok.' -S. F. Abasıyanık.

121 görüntülenme

(bir şeye) pamuk ipliğiyle bağlanmak

her an bozulmaya, kopmaya hazır olmak.

121 görüntülenme

köküne kibrit suyu

yerin dibine batsın, ölsün, kahrolsun.

121 görüntülenme

dişten tırnaktan artırmak

dişinden tırnağından artırmak: 'Sabah akşam nerde, kimin tarlasında iş varsa gittik, dişten tırnaktan artırdık, zorla üç beş kuruş sahibi olduk.' -N. Cumalı.

121 görüntülenme

gülüp oynamak (söylemek)

neşeli, sevinçli, keyifli, güzel vakit geçirmek.

121 görüntülenme

(bir şeyi) anlata anlata bitirememek

beğenilen bir şeyden çok söz etmek.

121 görüntülenme

karagöz oynatmak

komik bir durum yaratmak.

121 görüntülenme

havadan nem kapmak

en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak: 'Burası, bir loca meydanı gibi, havadan nem kapmaya alışık bir çevreydi.' -A. N. Karacan.

121 görüntülenme

(iş) pot gelmek

sonu iyi olmamak, ters gelmek: 'İşlerin doğru gitmeyen, pot gelen yerleri çok ise de sorulunca söylenecek karşılıklar bulunmuştu.' -M. Ş. Esendal.

121 görüntülenme

pof diye

pof sesi çıkararak: Yastık pof diye yere düştü. Balon pof diye söndü.

121 görüntülenme

göbeği çatlamak

birçok güçlüğü yenmek için çok uğraşmak: 'Meclisten geçirinceye kadar göbeğim çatlamıştı.' -H. E. Adıvar.

121 görüntülenme

teşvik etmek

1) isteklendirmek, özendirmek: 'Kasketi yıpranmış bir ihtiyar programı övüyor, halkı teşvik ediyordu.' -H. E. Adıvar. 2) mec. bir kimseyi kötü bir iş yapması için kandırmak, kışkırtmak.

121 görüntülenme

akıllı olmak

gerçeklere uygun davranmak: 'Mesut olmak için akıllı olmak kifayet eder, baht, talih bunlar boş şeydir!' -M. Ş. Esendal.

121 görüntülenme

mahal yok

yeri, gereği yok: 'Otomobilin dinmeyen yaygarasını üstüne alınmaya mahal yoktu.' -Ö. Seyfettin.

121 görüntülenme

anlamazlıktan gelmek (anlamazlığa vurmak)

bir şeyi anladığı hâlde anlamamış gibi davranmak: 'Anlamazlığa vuruyorum, teşekkür ederek ayrılıyorum daireden.' -A. Ümit.

121 görüntülenme

aklı başından gitmek

çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

121 görüntülenme

beğenmeyen kızını (küçük kızını) vermesin

bir durumun beğenilmemesi karşısında, beğenmeyenin umursanmadığını anlatan bir söz.

121 görüntülenme

(bir şeyin) çivisi çıkmak

düzeni bozulmak, kargaşa içinde bulunmak: 'Bu ülkenin, bu dünyanın çivisi çıkmış, ben mi çakacağım?' -A. Ümit.

121 görüntülenme

paraya kıymak

gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak.

121 görüntülenme

elinden geleni ardına (arkasına) koymamak

yapabileceği bütün kötülükleri yapmak: 'Düşüncesini en iyi biçimde anlatabilmek için elinden geleni ardına koymamıştır.' -S. Birsel.

121 görüntülenme

yüreği hop etmek (hoplamak veya oynamak)

birdenbire korkup heyecanlanmak: 'Ansızın geldin, dedi, yüreğim oynadı.' -M. Ş. Esendal.

121 görüntülenme

rüşdünü ispat etmek

1) kanunlara göre ergin sayılacak yaşa gelmiş olmak; 2) mec. herhangi bir konuda yeterli seviyeye geldiğini göstermek.

121 görüntülenme

bir hoş olmak

1) şaşırmak; 2) hüzünlenmek.

121 görüntülenme

(birini, bir şeyi) musallat etmek

birini, bir başkasının başına bela etmek.

121 görüntülenme

haber salmak (yollamak)

haber göndermek: 'Ben bu sevdadan vazgeçmez iken / Gizli gizli haber salıp durmasın' -Halk türküsü.

121 görüntülenme

koz vermek

imkân tanımak, elverişli durum sağlamak.

121 görüntülenme

hacamat etmek

1) hacamat yoluyla kan almak; 2) argo hafifçe yaralamak.

121 görüntülenme