En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

dinsizin hakkından imansız gelir

acımasız olan kişiyi, kendisinden daha acımasız biri yola getirir.

35 görüntülenme

ağır kazan geç kaynar

1) kalın kafalı insan bir konuyu zor anlar; 2) tembel olan işi geç yapar.

35 görüntülenme

ağırlığı olmak

etkisi büyük olmak: 'Başsavcının yargıçlar arasında belli bir ağırlığı var kuşkusuz.' -A. Kulin.

35 görüntülenme

ağlamayan çocuğa meme vermezler

hakkını aramasını bilmeyen kimsenin işi görülmez.

35 görüntülenme

şeytanla ortak buğday eken samanını alır

ortağı kurnaz, düzenbaz olanın eline kârdan bir şey geçmez.

35 görüntülenme

aç tavuk kendini arpa (buğday) ambarında sanır

insanlar, yokluğunu, yoksulluğunu çektikleri şeyler için olmayacak hayaller, düşler kurar.

35 görüntülenme

ağzına taş almak

söze karışmayıp susmak.

35 görüntülenme

açıklar livası olmak

alay işsiz ve kazançsız kalmak.

35 görüntülenme

açıklığa kavuşturmak

bir konu veya sorunu aydınlatmak, kapalılıktan kurtarmak, anlaşılır duruma getirmek.

35 görüntülenme

açıktan almak

1) den. açıktan geçmek; 2) mec. bir tehlikenin uzağından geçmek.

35 görüntülenme

babamın adı Hıdır, elimden gelen budur

gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter.

35 görüntülenme

ad çekmeye girmek

1) kuraya tabi olmak: 'Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Başkan Vekili ad çekmeye girmezler.' -Anayasa. 2) sp. oyunun başlangıcında, alan seçimi, başlama atışı veya karşılama hakkı için öncelik sağlamak amacıyla kura çekmek.

35 görüntülenme

adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil

konuğumuzdan veya yanımıza bir iş için gelen kimseden yüksünmemeliyiz çünkü onlar yanımızda sürekli olarak kalmazlar.

35 görüntülenme

âdet yerini bulsun diye

'gerekli görüldüğü için değil, yalnız alışılmış olduğu için' anlamında kullanılan bir söz.

35 görüntülenme

afi kesmek (satmak, yapmak)

birine karşı gösteriş yapmak: 'Yanındaki kıza afi yapmak için onun önüne, dilenciye sadaka verir gibi bahşiş fırlatan bir züppeyi, bıraksalar öldürecekti.' -H. Taner.

35 görüntülenme

afyonu patlamak

ayılmak, kendine gelmek.

35 görüntülenme

ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz

davranışlarına engel olacak hiçbir takıntısı yok.

35 görüntülenme

ağaç ne kadar uzasa göğe ermez

insan ne kadar yükselirse yükselsin bir yerde durur.

35 görüntülenme

ağaç yaprağıyla gürler (güzeldir)

insan önemli işleri akrabası, yakınları, yandaşlarından güç alarak daha kolay yapar.

35 görüntülenme

ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz

işveren işçisi ile birlikte çalışmazsa işçi işe var gücüyle sarılmaz.

35 görüntülenme

ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez

belirtileri meydanda olan yaşlılık ve izleri ortada duran üzüntü ne yapılsa gizlenemez.

34 görüntülenme

sebepsiz ölüm olmaz

herkesin ölümü için bir sebep vardır.

34 görüntülenme

yaş kesen baş keser

çeşit çeşit yararları olan ağacı sadece odun sağlamak için kesen insan canına kıymış gibi büyük bir suç işlemiş olur.

34 görüntülenme

ağası güçlü olanın kulu asi olur

dişli birine dayanan, güvenen kişi herkese kafa tutar, kabadayıca davranır.

34 görüntülenme

ağır basmak

ağırlık olarak fazla gelmek.

34 görüntülenme

ağır otur ki bey (ağa, molla) desinler

ağırbaşlı ol ki büyüğümüz diye sana saygı göstersinler.

34 görüntülenme

ağır oturmak

ağırbaşlı olmak.

34 görüntülenme

ağız değiştirmek

önce söylediğini başka türlü anlatmak: 'Gelgelelim Akif, Berlin'e gidip de oradaki kahveleri gördüğü vakit ağız değiştirmek zorunda kalır.' -S. Birsel.

34 görüntülenme

ağız yemese, yüz utanmaz

armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır.

34 görüntülenme

ağızdan ağıza dolaşmak (geçmek)

bir söz herkes arasında söylenilmek: 'Gazeteye yansıyan haber ağızdan ağıza geçerken açıklığını hemen hemen tamamen kaybetmiştir.' -Halikarnas Balıkçısı.

34 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

yüreği yanmak

1) çok acımak: 'Nahit onu yorgun, kederli ve umutsuz, sitem yüklü görmüştü. Yüreği yanmıştı.' -T. Buğra. 2) felakete uğramak.

121 görüntülenme

(bir şeyin) üzerine bir bardak (soğuk) su içmek

alay üstüne bir bardak su içmek.

121 görüntülenme

elinin altında olmak

1) her zaman kolayca alınıp yararlanılabilecek yerde ve yakınlıkta (olmak): 'Elinin altındaki asker pek azdı.' -Ö. Seyfettin. 2) hazırda bulundurmak: 'Bütün belgelerin elimin altında olduğunu söylüyordum.' -M. İzgü.

121 görüntülenme

görüş birliği sağlamak

aynı görüş ve düşüncede birleşmek.

121 görüntülenme

ekmeğinden etmek

işinden çıkarmak, işinden atmak.

121 görüntülenme

çatıyı almak

çatıya ulaşmak.

121 görüntülenme

(bir işi) pamuk ipliğiyle bağlamak

etkisi az sürecek bir çare ile geçiştirmek.

121 görüntülenme

göz kulak olmak

1) görme, işitme yoluyla bilgi edinmeye çalışmak; 2) mec. gözetmek, korumak, bakmak: 'Öbürü göğsünden ağır yaralı iki erin geriye alınmalarına göz kulak oluyordu.' -A. İlhan.

121 görüntülenme

(birinin) yakasını bırakmamak

bezdirecek kadar üstüne düşmek, rahat vermemek, ısrar etmek: 'Kendimi unutturup kaybettirmeye çalıştığım burada da Başkan, yakamı bırakmadı.' -R. N. Güntekin.

121 görüntülenme

sinir küpü olmak

aşırı derecede sinirli olmak.

121 görüntülenme

gaflet basmak

1) dalgın, dikkatsiz bir durumda bulunmak; 2) uykusu gelmek.

121 görüntülenme

(bir şey birine) alay gibi gelmek

inanılacak gibi olmamak.

121 görüntülenme

bis yapmak

seyirci, beğenilen bir konserin sonunda tempolu biçimde alkışlayarak sanatçıyı veya sanatçıları bir eser seslendirmesi için yeniden sahneye çağırmak.

121 görüntülenme

dili alışmak

çok kullandığı bir söze alışmak: 'Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış.' -S. F. Abasıyanık.

121 görüntülenme

kesenize bereket

maddi katkısı görülen bir kimseye 'çok kazan, kazancın bol olsun' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

121 görüntülenme

faaliyet göstermek

1) çalışmak; 2) işler durumda olmak, etkinlik göstermek: 'Casusların en çok faaliyet gösterdikleri liman da burasıydı.' -F. F. Tülbentçi.

121 görüntülenme

(bir şeye) haciz koymak

borçlunun malına el koymak: 'Ya parayı verirsiniz ya da haciz korum.' -B. Felek.

120 görüntülenme

el elde baş başta

elde bulunan her şeyin tükendiğini anlatan bir söz: 'Balya'da beş on lira kazanmıştı. Onları da yedik, el elde baş başta.' -R. N. Güntekin.

120 görüntülenme

gemiyi tutmak

den. gemiyi belirli bir yerde bir süre bekletmek, çalışmadan durmak.

120 görüntülenme

(bir şeye) imza atmak

imzalamak: 'Önüne bir tomar parşömen çeken ağa, yeni öğrendiği imzasını atmaya başladı.' -O. Kemal.

120 görüntülenme

hatır (hatırını) saymak

gerekli saygıyı göstermek.

120 görüntülenme

ateşe vursa duman vermez

pek cimri olanlar için söylenen bir söz.

120 görüntülenme

misli menendi yok

benzeri, eşi yok: 'Bu sonbahar sabahında Gülhane Parkı'nın misli menendi yoktur.' -S. F. Abasıyanık.

120 görüntülenme

dişinden tırnağından artırmak

yiyecek giderlerini kısarak para biriktirmek: 'Susuz Yaz adlı öykü kitabımı, oyunlarımı hep böyle dişimden tırnağımdan artırarak bastırdım.' -N. Cumalı.

120 görüntülenme

dişinin kovuğuna bile gitmemek

yiyecek çok az gelmek.

120 görüntülenme

yapma (yapma yahu)

şaşılacak durumlarda 'öyle mi, doğru mu, gerçek mi?' gibi anlamlar bildiren bir söz: Onca yolu iki saatte almışlar. -Yapma!

120 görüntülenme

önde gelmek

önemli durumda olmak.

120 görüntülenme

ocağı batmak

yuvası yıkılmak veya soyu tükenmek.

120 görüntülenme

ele almak

1) bir şey üzerinde çalışmaya başlamak: 'Sözlerini bambaşka bir anlayışla ele almış ve kendi kendine sormuştu.' -T. Buğra. 2) bir konuyu görüşmek; 3) bir konuyu incelemek, araştırmak: 'Kamu düzeniyle ilgili bu konuların yanında toplum ve aile sorunları da ele alınıyordu.' -M. And. 4) herhangi bir şeyi iş edinmek: 'Fakat dediğim gibi ben yüzsüzlüğü ele almıştım.' -R. N. Güntekin.

120 görüntülenme

boş vermek

argo aldırmamak: 'Aldırmayacaksın, boş vereceksin, güleceksin.' -N. F. Kısakürek.

120 görüntülenme