En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ağız yer, yüz utanır

armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır.

33 görüntülenme

dünya Süleyman'a bile kalmamış

insan ne kadar zengin olursa olsun bu dünyadan göçüp gidecektir, bu nedenle dünyaya bel bağlamamalıdır.

33 görüntülenme

ağlama ölü için ağla diri için

ölüp giden aslında dünyanın bütün dert ve sıkıntılarından kurtulmuştur onun adına üzülmek yersizdir, esas dünyada kalan ve onun sıkıntısını çekenler için üzülmek gerekir.

33 görüntülenme

ağlar gözden, sahte sözden kendini sakın

kendini acındıranlardan kork.

33 görüntülenme

ağlayıp da gözden mi olayım?

meseleyi büyütüp sıkıntıya girmek gereksiz.

33 görüntülenme

ağza (ağızlara) düşmek

dedikodu konusu olmak.

33 görüntülenme

eğreti kuyruk tez kopar

temeli olmayan işlere güvenilmez.

33 görüntülenme

canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır

güzel yaşamak isteyen kişi, bu yaşayışın yükünü çekmeyi göze almalı ve gerekli kaynakları elinin altında bulundurmalıdır.

33 görüntülenme

talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar

amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.

33 görüntülenme

cin tutana bir muska yeter

çok kızmış birisini yatıştırmak için akıllı bir kimsenin sözlü veya yazılı öğüdü etkili olur.

33 görüntülenme

aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış

1) aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez. 2) bir şeye ihtiyaç duyan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir.

33 görüntülenme

açıklık getirmek

bir konu veya sorunu anlaşılır duruma getirmek.

33 görüntülenme

açın gözü ekmek teknesinde olur

kişinin tek düşüncesi, yaşaması için gerekli olan şeyi elde etmektir.

33 görüntülenme

adam olacak çocuk bokundan belli olur

bir kimsenin yeni başladığı işte usta olup olamayacağı ilk davranışlarından anlaşılır.

33 görüntülenme

adam olana bir söz yeter

anlayışlı olan kimse için bir şeyin bir kez söylenmesi yeterli olur.

33 görüntülenme

adam olana çok bile

layık olmadığı, hak etmediği hâlde kişinin beklentisi daha fazla olduğu durumlarda kullanılan bir söz.

33 görüntülenme

aday göstermek

bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek, namzet göstermek: 'Siyasi parti grupları Başkanlık için aday gösteremezler.' -Anayasa.

33 görüntülenme

altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz

değerli kişi veya nesneler, ne türlü uygunsuz koşullar içinde bulunurlarsa bulunsunlar değerlerini ve niteliklerini yitirmezler.

33 görüntülenme

ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salar

yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur.

33 görüntülenme

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır

Mart ayında hava bir anda soğuyabilir, kış geri gelebilir. Bu nedenle tedbirli olmak gerekir.

32 görüntülenme

gözlüye gizli yoktur

görmesini bilen kişiden hiçbir şey gizlenemez.

32 görüntülenme

gördün deli, savul geri!

dengesiz kimselerden uzak durmak gerekir.

32 görüntülenme

küheylan at, çul içinde de bellidir

cevherli insan, kılık kıyafeti düzgün olmasa da değerini yitirmez.

32 görüntülenme

serçeden korkan darı ekmez

tehlikeleri gözde büyüterek işe girişmekte çekingen davrananlar amaçlarına ulaşamazlar.

32 görüntülenme

ağır ol!

1) 'ciddi, ağırbaşlı, soğukkanlı, sabırlı ol!' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'acele etme, yavaş ol!' anlamında kullanılan bir söz.

32 görüntülenme

göz terazi, el mizan

elle tartıp ağırlığı, gözle bakıp hacmi tahmin edebiliriz.

32 görüntülenme

ağır taş batman döver

ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez.

32 görüntülenme

borç yiğidin kamçısıdır

borç, kişiyi daha çok çalışmaya zorlar.

32 görüntülenme

ağız dil vermemek

konuşmamak, susmak.

32 görüntülenme

borçlunun duacısı alacaklısıdır

borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır.

32 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

göz dikmek

bir şeyi ele geçirmek isteğine kapılmak: 'Bizim canımıza, malımıza hangi devlet göz dikmişti?' -Y. K. Karaosmanoğlu.

120 görüntülenme

deve nalbanda bakar gibi

alay hiç görmediği, bilmediği bir şeye bakar gibi.

120 görüntülenme

gaf yapmak

bilmeden yersiz bir davranışta bulunmak veya başkasını incitecek söz söylemek, pot kırmak, çam devirmek.

120 görüntülenme

ömrüne ömür katmak

sevinmesine, mutlu olmasına sebep olmak.

120 görüntülenme

yakışık almamak

yerinde olmamak, uygun düşmemek: 'Onu gece yarısı sokağın ortasına atıvermek yakışık almazdı.' -R. N. Güntekin.

120 görüntülenme

uç vermek

1) çıban baş vermek; 2) bitki bitmek, sürmek; 3) mec. ortaya çıkmak: 'Orta Çağ hurafeleri ve kafası, okullarda uç verdi.' -A. Boysan. 4) mec. gelişme, büyüme başlangıcı göstermek: 'Günbegün artmada dert ile gamım / Uç verdi yaralar sıralandı gel' -Bayburtlu Zihni.

120 görüntülenme

gününü görmek

1) kötü bir sonla karşılaşmak, cezaya çarptırılmak; 2) çocuklarının iyi, mutlu günlerini görmek; 3) aybaşı görmek.

120 görüntülenme

a'dan z'ye (kadar)

baştan aşağı, tamamen, tamamıyla, bütünüyle: Evini a'dan z'ye değiştirdi.

119 görüntülenme

(bir şeye) hayat vermek

canlılık vermek, canlandırmak.

119 görüntülenme

tepesi atmak

birdenbire öfkeye kapılmak, öfkelenmek: 'O sırada babalığını anımsıyordu kötü bir düşü anımsarcasına ve kızgınlıktan tepesi atıyordu.' -M. Uyguner.

119 görüntülenme

fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp

'yoksulluk utanılacak bir şey değildir, çalışmamak en büyük ayıptır' anlamında kullanılan bir söz.

119 görüntülenme

(birinin) gemisi şapa oturmak

iş, düzelemeyecek kadar bozulmak.

119 görüntülenme

(bir şeye şu veya bu) nazarıyla bakmak

ona öyle imiş gibi, o gözle bakmak: Ona düşman nazarıyla bakıyor.

119 görüntülenme

abesle iştigal etmek (uğraşmak)

yersiz, yararsız işlerle vakit öldürmek: 'Yazarlarımızın çoğu yalnızca kendi ürünlerinin ne amaçla üretildiğini sayıp dökerek bir anlamda abesle iştigal ediyorlar.' -T. Uyar.

119 görüntülenme

(bir şeye) yatkın bulmak

uygun görmek: 'Bugün birçoğumuzun romana yatkın bulmayacağı anlatımları pek rahat kullanmıştır.' -S. İleri.

119 görüntülenme

fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (kıçına) kabak bağlamış

1) 'yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış' anlamında kullanılan bir söz.

119 görüntülenme

fareler cirit atmak (oynamak)

bir yerde hiç insan bulunmamak, o yer çok ıssız olmak.

119 görüntülenme

(bir şeyi) bir köşeye atmak

gerektiğinde kullanılmak için bir yere koymak.

119 görüntülenme

akıl danışmak

bir konuda birinin görüşünü sormak: 'O cinayeti işlemeden evvel gelip bize akıl mı danıştın?' -P. Safa.

119 görüntülenme

kötek atmak (çekmek)

dövmek, dayak atmak.

119 görüntülenme

(bir şeyi) gözü gibi sakınmak (saklamak veya esirgemek)

bir şeye aşırı ilgi göstermek, önemle bakıp korumak: 'Doğru, hakları vardı, koskoca sandalıyla da beraber gömemezdiler ama çok sevdiği, gözü gibi esirgediği ağlarıyla gömebilirlerdi.' -S. F. Abasıyanık.

119 görüntülenme

damdan düşer gibi

birdenbire ve yersiz olarak: 'Damdan düşer gibi birdenbire söyleyecek, açacak olursam itiraz eder.' -M. Yesari.

119 görüntülenme

ayağa kalkmak

1) ayakları üzerinde durmak, dikilmek: 'Yeniden ayağa kalkıyorum, pencereye kadar gidiyorum.' -A. Ümit. 2) hasta iyi olmak, iyileşmek; 3) saygı göstermek için oturma durumundan ayaküzeri durumuna geçmek; 4) harekete geçmek: 'O gün yer yerinden oynadı, bütün İstanbul'a ayağa kalkmıştı.' -H. Topuz. 5) isyan etmek; 6) mec. telaşlanmak, telaşa kapılmak, heyecanlanmak: 'Bütün kahve halkı ayağa kalkıyor.' -B. R. Eyuboğlu.

119 görüntülenme

(bir şeyi) hesaptan düşmek

hesaptan, borçtan, alacaktan indirmek, çıkarmak.

119 görüntülenme

denk düşmek

1) uygun vakit ve fırsat olmak; 2) rast gelmek.

119 görüntülenme

boza olmak

hlk. utanmak, bozum olmak.

119 görüntülenme

cin ifrit olmak (kesilmek)

son derece kızmak, öfkelenmek: 'O mirasın ağırlığı altında ezilip susacaklarına, bir de ülkemizde insan haklarının avukatı kesilmiyorlar mı cin ifrit oluyorum.' -A. İlhan.

119 görüntülenme

eli ekmek tutmak

geçimini kendi emeğiyle sağlayacak duruma gelmek: 'İşi var, eli ekmek tutuyor. İyi çocuktur.' -M. Ş. Esendal.

119 görüntülenme

havsalası almamak

aklı kabul edememek: 'Bir genç kızın evinden başka bir yerde sabahlamasını havsalası almıyormuş.' -A. İlhan.

119 görüntülenme

karaya ayak basmak

1) deniz, göl vb.nden karaya çıkmak; 2) deniz taşıtından karaya çıkmak.

119 görüntülenme