En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

bir göz ağlarken öbür göz gülmez

keder veya sıkıntı varken dostlar, akrabalar eğlenmemelidir.

25 görüntülenme

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur

Sağlıklı düşünebilmek ve verimli çalışabilmek için önce bedenen sağlıklı olmak gerekir.

25 görüntülenme

artık mal göz çıkarmaz

ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mutlaka bir gün gelir lazım olur.

25 görüntülenme

selden gelen suya gider

kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.

25 görüntülenme

asıl azmaz, bal kokmaz

bir kimse veya nesne, ne denli biçim değiştirirse değiştirsin aslını yitirmez, soyluluğunu korur.

25 görüntülenme

kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz

hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez.

25 görüntülenme

asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı

asil insanla beraber bulunmak her şartta faydalıdır, en iyi şartları önüne getirse bile kötü ve bayağı insandan kaçmak gerekir.

25 görüntülenme

kaçan balık büyük olur

elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür.

25 görüntülenme

Erken kalkan yol alır

Bir işe ne kadar erken başlanırsa, o kadar çabuk ve iyi sonuç alınır.

25 görüntülenme

aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir

güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüzü kıpırdayamayacak duruma getirir.

25 görüntülenme

kadı kızında bile kusur olur

üzerinde durulmaya değmeyecek kadar küçük bir kusurdur.

25 görüntülenme

ağır ol!

1) 'ciddi, ağırbaşlı, soğukkanlı, sabırlı ol!' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'acele etme, yavaş ol!' anlamında kullanılan bir söz.

25 görüntülenme

âşığa Bağdat uzak (ırak) değil (gelmez)

bir şeyi elde etmek için aşırı istekli olan kimseye, bu uğurda katlanacağı fedakârlıklar güç gelmez.

25 görüntülenme

doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar

doğru olmakla birlikte başkalarının işine gelmeyen sözleri söyleyenlerin sevilmediğini anlatan bir söz.

25 görüntülenme

yem istemez, su istemez

elde tutulması hiçbir külfet getirmez.

25 görüntülenme

aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır

bir işten yararlanmak isteyen gerekli araçları hazırlamalıdır.

25 görüntülenme

sinek küçüktür ama mide bulandırır

önemsiz, küçük gibi görünen bir şey kötü ve olumsuz bir izlenim yaratır.

25 görüntülenme

borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır

borç zamanında ödenmezse borçluluk duygusu gevşer, hastalık uzun süreli olursa ölüme yol açar.

25 görüntülenme

sokma akıl sekiz adım gider

hep başkalarının verdiği akılla hareket eden kimse, bir yere kadar başarılı olur, daha sonra ne yapacağını bilemez.

25 görüntülenme

kardeş kardeşin ne öldüğünü ister, ne onduğunu

kardeş, kardeşe zarar gelmesini istemez ama onun kendisinden üstün durumda olmasını da kıskanır.

25 görüntülenme

boşa kodum dolmadı, doluya kodum almadı

içinden çıkılmayan güç bir durum karşısında söylenen bir söz.

25 görüntülenme

dünya tükenir, yalan tükenmez

dünyada çok sayıda yalancı vardır, bunları huylarından vazgeçirmek de imkânsızdır.

25 görüntülenme

düş uykudan sonra olur (gelir)

bir işin temeli gerçekleşmedikçe ayrıntılarına sıra gelmez.

25 görüntülenme

şaşı, çakır demektense kör de, kurtul

üstü kapalı laflar etme, açık konuş, ne diyeceksen de.

25 görüntülenme

avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar

öyle kadınlar vardır ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirir; öyle kadınlar da vardır ki ailenin düzenini, mutluluğunu bozarlar.

25 görüntülenme

her dağın derdi kendine göre

herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır.

25 görüntülenme

el eliyle yılan tutan, yarısını yalan tutar

kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.

25 görüntülenme

el ile gelen düğün bayram

herkese birden gelen sıkıntı ve felakete katlanmak, yalnızca bir kişiye gelene katlanmaktan daha kolaydır.

25 görüntülenme

akıl (göz) var, izan (mantık, yakın) var

1) herhangi bir şey bilgiye ve mantığa dayalı olarak yapılmalıdır; 2) her şey ortadadır.

25 görüntülenme

çalma elin kapısını, çalarlar kapını

kimseye kötülük yapma yoksa onlar da sana aynı kötülüğü yaparlar.

25 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(bir işte) methali olmak

bir işe karışmış bulunmak, bir işte parmağı olmak.

92 görüntülenme

başının gözünün sadakası

başa gelecek bir belayı savmak veya önlemek için yapılan bağış, özveri: 'Bir herif çıksa da şunu başımdan alsa... Başım gözüm sadakası üç beş parça eşya, beş, on kuruş da para veririm.' -R. N. Güntekin.

92 görüntülenme

arif olan anlar (anlasın)

herkesin anlayacağı kadar açık söylenmeyen bir sözün gerçek anlamını kavrayanlar için söylenen bir söz.

92 görüntülenme

can atmak

şiddetle arzu etmek, çok istemek: 'O zaman herkes böyle bir tecride can atardı.' -K. Korcan.

92 görüntülenme

aldığı abdest ürküttüğü kurbağaya değmemek

sağladığı yarar, verdiği zararı karşılamamak.

92 görüntülenme

sinirleri boşanmak

sinirlenip kendini tutamayarak gülmek, ağlamak veya bağırmak: 'Şimdi soğukkanlı olan amcam, benim ise sinirlerim boşanmak üzere.' -A. Ümit.

92 görüntülenme

ağzı açık (bir karış açık) kalmak

çok şaşırmak, şaşakalmak: 'Başımı kaldırıp yukarı bakınca şaşkınlıktan ağzım açık kalıyor.' -A. Ümit.

92 görüntülenme

birbirine girmek

1) karışmak; 2) iplik vb. dolaşmak, çözülmeyecek duruma gelmek; 3) mec. kavga etmek, dövüşmek: 'Bunun için sabır, sükûnet, soğukkanlılık gerek hâlbuki biz birbirimize giriyoruz.' -H. R. Gürpınar.

92 görüntülenme

gaflet basmak

1) dalgın, dikkatsiz bir durumda bulunmak; 2) uykusu gelmek.

92 görüntülenme

canı çekilmek

1) vücudun herhangi bir organının canlılığı azalır gibi olmak; 2) içi ezilmek.

92 görüntülenme

pes etmek

1) yenilgiyi kabul etmek, pes demek: 'Evliliği sırasında altı düşük daha yapacak sonunda pes edecekti.' -A. Kulin. 2) yenileceğini anlayıp sırtının yere gelmesini istemeyen pehlivan, yenildiğini kabul anlamına ya 'pes ediyorum' demek veya hasmının kispetine eliyle vurarak işaret vermek; 3) birinin aşırı kurnazlığı karşısında ancak bu kadar olur inancına varmak.

92 görüntülenme

zabıt tutmak

tutanak düzenlemek: 'Şimdi bir zabıt daha tutsam görev başında memura hakaretten, sülaleni yakarım senin.' -Ç. Altan.

92 görüntülenme

(bir şey birinin) zihnini bulandırmak

kuşkuya düşürmek.

92 görüntülenme

(birine) işi düşmek

birinin yardımına gereksinim duymak: 'Ara sıra işim düşerek kalem odasına girdikçe ona nazik ve kibar bir arkadaş muamelesi ediyordum.' -R. N. Güntekin.

92 görüntülenme

projeksiyon tutmak

bir konuyu aydınlatmak, açıklığa kavuşturmak.

92 görüntülenme

(bir şeyden) el ayak (etek) çekmek

uzaklaşmak, kaybolmak: 'Tarzının, yönteminin piyasadan el ayak çekmek zorunda kalacağını açık seçik kavrıyorsunuz.' -S. İleri. 'Bazı meddahlar da Karagöz oynatmış, şahbaz, hayalbaz veya hayalî isimleriyle yaşadıktan sonra temaşa hayatımızdan el etek çekmişlerdir.' -S. Ayverdi.

92 görüntülenme

kesenize bereket

maddi katkısı görülen bir kimseye 'çok kazan, kazancın bol olsun' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

92 görüntülenme

altın leğene kan kusmak

varlık içinde hastalık veya sıkıntı çekerek yaşamak.

92 görüntülenme

(bir şeye) haciz koymak

borçlunun malına el koymak: 'Ya parayı verirsiniz ya da haciz korum.' -B. Felek.

91 görüntülenme

inan olsun

'bana inanınız' anlamında kullanılan bir söz: İnan olsun, ben bunu biliyordum.

91 görüntülenme

(bir şeye, kimseye) yazık etmek

boş yere zarar vermek: Kumaşa yazık etti. Çocuğa yazık ettiniz.

91 görüntülenme

saymakla bitmemek (tükenmemek)

pek çok olmak.

91 görüntülenme

daldan dala konmak

sık sık iş, konu veya düşünce değiştirmek: 'Çalı kuşu gibi daldan dala konan kararsız bir çocuktu.' -H. R. Gürpınar.

91 görüntülenme

falakaya çekmek (yatırmak veya vurmak veya yıkmak)

falakaya bağlayarak dövmek.

91 görüntülenme

(birinin) gırtlağına sarılmak

peşini bırakmamak, musallat olmak: 'Şimdiye kadar bana iki paralık faydan dokundu mu ki her gün alacaklı gibi gırtlağıma sarılıyorsun!' -R. N. Güntekin.

91 görüntülenme

çöpe gitmek

yapılan iş boşa gitmek.

91 görüntülenme

altüst etmek

1) alt yüzünü üst yüzüne getirmek; 2) çok karışık duruma getirmek, düzenini bozmak: 'Ama tutkunluklarımız yapraklara benzer, en hafif bir rüzgâr altüst edebilir onları.' -C. Meriç. 3) yıkmak, harap etmek: Deprem köyü altüst etti. 4) huzursuz etmek, rahatsızlık vermek: 'Kalbini altüst eden yeni durumu orada öğrendi.' -H. E. Adıvar.

91 görüntülenme

diz çökmek

1) dizlerini yere koyarak oturmak: 'Beni dinleyin deyip hemen önümüze diz çöktü.' -S. M. Alus. 2) dize gelmek.

91 görüntülenme

defterini dürmek

1) öldürmek: 'Bir gün senin defterini dürerler bir eyyam gelir.' -Yunus Emre. 2) işine son vermek, işten çıkarmak; 3) başarısını kıskanarak yükselmesine engel olmak.

91 görüntülenme

önde gelmek

önemli durumda olmak.

91 görüntülenme