En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

âşığa Bağdat sorulmaz

bir şeye çok istekli olan kimse, o şeyi elde etmedeki zorlukları hiçe sayar.

26 görüntülenme

latife latif gerek

şaka yaparken bile incelikten ayrılmamak gerek.

26 görüntülenme

sütsüz koyun meleyen olur

çevresine yararlı olmayan, elinde avucunda bir şey bulunmayan kişi hep acıklı ve üzüntülü konuşur.

26 görüntülenme

göz terazi, el mizan

elle tartıp ağırlığı, gözle bakıp hacmi tahmin edebiliriz.

26 görüntülenme

ağır otur ki bey (ağa, molla) desinler

ağırbaşlı ol ki büyüğümüz diye sana saygı göstersinler.

26 görüntülenme

aşını, eşini, işini bil

sağlık ve mutluluk içinde yaşamak isteyen kişi, yiyeceğine dikkat etmeli, arkadaşını iyi seçmeli ve bir iş sahibi olmalıdır.

26 görüntülenme

aşk olmayınca meşk olmaz

güçlü bir istek olmayınca hiçbir şey elde edilemez.

26 görüntülenme

ağırdan almak

1) bir işi gereken süre içinde bitirmemek, geciktirmek: 'Görüyorsunuz ki bu soyadı konusunda benim ağırdan alışım, bir tembellik değil.' -M. Ş. Esendal. 2) bir işi gönülsüz, isteksiz yapmak: 'Ama üstüme düşüldü mü bende bir gönül tokluğu, bir nazlanma, bir ağırdan alış.' -H. Taner.

26 görüntülenme

ağız açtırmamak

çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak: Yusuf Efendi biçareye ağız açtırmıyordu.

26 görüntülenme

ağız dil vermemek

konuşmamak, susmak.

26 görüntülenme

dört göz bir evlat için

anne ve babanın bütün emek ve didinmesi evlat içindir.

26 görüntülenme

ağız kullanmak

duruma, ortama göre söz söylemek: Ben nasıl ağız kullanıyorsam sen de o yolda konuş.

26 görüntülenme

düşmez kalkmaz bir Allah

insanların talihsizliklere uğraması olağandır.

26 görüntülenme

ağzı burnu yerinde

oldukça güzel, yakışıklı.

26 görüntülenme

ay aydın, hesap belli

anlaşılmayacak bir şey yok, hesap ortada, açık.

26 görüntülenme

el elin aynasıdır

kişi kendi özelliklerini zaman zaman yabancıdan öğrenir.

26 görüntülenme

el mi yaman bey mi yaman? el yaman!

baştaki ne kadar güçlü görünürse görünsün, asıl güç halktadır.

26 görüntülenme

aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış

1) aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez. 2) bir şeye ihtiyaç duyan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir.

26 görüntülenme

açıktan almak

1) den. açıktan geçmek; 2) mec. bir tehlikenin uzağından geçmek.

26 görüntülenme

açılıp saçılmak

1) kadın açık saçık giyinmeye başlamak; 2) kadın eskisine göre ölçüsüz davranışlarda bulunmaya başlamak.

26 görüntülenme

edebi edepsizden öğren

edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursun.

26 görüntülenme

ağzını koklamak

niyetini ve durumunu öğrenmek istemek.

26 görüntülenme

al malın iyisini, çekme kaygısını

malın iyisini alan, onu tasasız kullanır.

26 görüntülenme

ağzının tadını bilmek

1) güzel yemeklerden anlamak; 2) her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak: 'Demek sen artık ağzının tadını bilmiyorsun! Demek senin hiçbir zevkin kalmamış!' -A. Ş. Hisar.

26 görüntülenme

eski çamlar bardak oldu

devir değişti, eski tutumların değeri kalmadı.

26 görüntülenme

adam değilim

'herhangi bir durumun gerçekleşmemesi durumunda, kendisinin insan sayılamayacağı' anlamında kullanılan bir söz.

26 görüntülenme

adı kaldırılmak

anılmaz olmak, silinip gitmek: 'Saatlerce adı dünya yüzünden kaldırılmaya çalışılan Türklüğün talihini düşünürdüm.' -Ö. Seyfettin.

26 görüntülenme

ana ile kız, helva ile koz

anne ile kız, koz helvasının içindeki cevizle helva gibidirler, birbirlerinden kesinlikle ayrılmazlar.

26 görüntülenme

afura tafura gelmemek

1) çalım satmadan hoşlanmamak; 2) böyle bir davranışa karşı tepki göstermek.

26 görüntülenme

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır

Mart ayında hava bir anda soğuyabilir, kış geri gelebilir. Bu nedenle tedbirli olmak gerekir.

25 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

kötek atmak (çekmek)

dövmek, dayak atmak.

92 görüntülenme

papaz olmak

çıkarları ters düştüğü için sürtüşmek.

92 görüntülenme

denk düşmek

1) uygun vakit ve fırsat olmak; 2) rast gelmek.

92 görüntülenme

tırtıl kesmek

bir şeyin yanlarını diş diş kesmek.

92 görüntülenme

sermaye yapmak (etmek)

iş yeri açmak için gereken parayı sağlamak: 'Üç yüz lirayı alırlarsa bunun yüz lirasını çocuğa sermaye yapacaktı.' -H. E. Adıvar.

92 görüntülenme

anladımsa arap olayım

tkz. 'hiçbir şey anlamadım' anlamında kullanılan bir söz.

92 görüntülenme

olduğu kadar

1) kabul edilebilir düzeyde; 2) beklenilenin altında.

92 görüntülenme

bülbül gibi söylemek

hiçbir şey saklamadan bildiklerini söylemek, itiraf etmek: 'Mahkemeye havale edeceğim, orada bülbül gibi söylersin.' -Ö. Seyfettin.

92 görüntülenme

(birinin) kirli çamaşırlarını ortaya dökmek

birinin ayıp, kusur veya suçlarını açıklamak, söylemek.

92 görüntülenme

adam olana çok bile

layık olmadığı, hak etmediği hâlde kişinin beklentisi daha fazla olduğu durumlarda kullanılan bir söz.

92 görüntülenme

dosyası kabarmak (kabarık olmak)

yaptığı yanlış işleri çoğalmak.

92 görüntülenme

dilinden düşürmemek

sürekli olarak aynı kişiden veya şeyden söz etmek, sık sık anmak: 'Dilinden hiç düşürmediği cümleleri hep birer bilmece gibi şeylerdi.' -A. Ş. Hisar.

92 görüntülenme

elinden kurtulmak

birinden kaçmayı başarmak: 'Birtakım bahanelerle elimden kurtulacağını mı sanıyorsun?' -A. M. Dranas.

92 görüntülenme

bir hoş olmak

1) şaşırmak; 2) hüzünlenmek.

92 görüntülenme

bir iğne bir iplik olmak

iğne ipliğe dönmek.

92 görüntülenme

haber salmak (yollamak)

haber göndermek: 'Ben bu sevdadan vazgeçmez iken / Gizli gizli haber salıp durmasın' -Halk türküsü.

92 görüntülenme

karşılık vermek

1) küçük büyüğüne karşı gelmek; 2) cevap vermek, yanıt vermek: 'Haşarı oğlan bu ağzı bozuk kadına şöyle karşılık veriyordu.' -O. C. Kaygılı.

92 görüntülenme

koz vermek

imkân tanımak, elverişli durum sağlamak.

92 görüntülenme

yer öpmek

esk. bir büyüğün önüne eğilmek.

92 görüntülenme

sabrı taşmak (tükenmek)

artık katlanamaz, dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak: 'Sabrı tükenmiş olanlardan birkaçı, birden söze başlamak istedilerse de reis izin vermedi.' -M. Ş. Esendal.

92 görüntülenme

haz vermek

hoşlanmasını sağlamak: 'Göze bu kadar samimi ve sıcak haz veren bir mahluk çok zamandır görmemiştim.' -H. E. Adıvar.

92 görüntülenme

içi geçmek

1) istemeden kısa bir süre uyuyuvermek: 'Hanife kadın hastalandı, şimdi o gelinceye kadar işlerini ben yapıyorum, çamaşır yıkadım da yorulmuşum, şöyle içim geçmiş.' -R. H. Karay. 2) bir işe yaramaz duruma gelmek: 'Islak duvarların, rüzgâr vurdukça çatırdayan çatıların altında insanların içi geçti.' -L. Tekin. 3) yaşlılıktan, güçsüzlükten isteksiz olmak, hiçbir şeye ilgi duymamak; 4) kavun, karpuz vb. yenmeyecek biçimde içi bozulmuş olmak.

92 görüntülenme

(bir işi) tatlıya bağlamak

kavgalı bir işi gönül hoşluğuyla bitirmek: 'Hayır kardeşim, istemez diye tatlıya bağladım.' -O. V. Kanık.

92 görüntülenme

hazırlıksız yakalanmak

ani gelişen bir olayla beklenmedik bir biçimde karşılaşmak: 'Hazırlıksız yakalandığım için bir an ne yanıt vereceğimi bilememiştim.' -A. Ümit.

92 görüntülenme

içli dışlı olmak

karşılıklı olarak candan ve içten davranmak, teklifsiz görüşmek: 'Toprakla insan hiçbir edebiyatta böylesine içli dışlı değildir.' -C. Meriç.

92 görüntülenme

(bir şey) elden gitmek

bir şeyi yitirmek, o şeyden yoksun kalmak: 'Kahramanlıktı yurdun meyve veren tek dalı / O da elden giderse nereye başvurmalı?' -F. N. Çamlıbel.

92 görüntülenme

durumdan ders çıkarmak

içinde bulunulan şartları değerlendirerek yanlış adım atmamak.

92 görüntülenme

nabzını yoklamak

1) niyetini, düşüncesini, eğilimini anlamaya çalışmak: 'Milletin sesini işitmek, nabzını yoklamak, meselesini ve durumunu kaynakta öğrenmek istiyordu.' -T. Buğra. 2) düşünce, niyet ve eğilimi anlamak için ön araştırma yapmak.

92 görüntülenme

hem ziyaret hem ticaret

'biriyle görüşmeye giden kimsenin, bu gidişten yararlanarak başka bir işi de yapması durumunda söylenen bir söz' anlamında kullanılan bir söz.

92 görüntülenme

el etmek

1) bir kimseyi el işaretiyle çağırmak: 'Hemen ablasına bulunduğu yerden el etti.' -N. Cumalı. 2) uzaktan el sallamak.

92 görüntülenme