En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

adam olacak çocuk bokundan belli olur

bir kimsenin yeni başladığı işte usta olup olamayacağı ilk davranışlarından anlaşılır.

33 görüntülenme

adam olana çok bile

layık olmadığı, hak etmediği hâlde kişinin beklentisi daha fazla olduğu durumlarda kullanılan bir söz.

33 görüntülenme

aday göstermek

bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek, namzet göstermek: 'Siyasi parti grupları Başkanlık için aday gösteremezler.' -Anayasa.

33 görüntülenme

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır

Mart ayında hava bir anda soğuyabilir, kış geri gelebilir. Bu nedenle tedbirli olmak gerekir.

32 görüntülenme

ağır gelmek

1) gücüne gitmek, onuruna dokunmak: 'Bu vazife bana çok ağır geliyor.' -N. F. Kısakürek. 2) yapılması güç gelmek.

32 görüntülenme

ağır ol!

1) 'ciddi, ağırbaşlı, soğukkanlı, sabırlı ol!' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'acele etme, yavaş ol!' anlamında kullanılan bir söz.

32 görüntülenme

göz terazi, el mizan

elle tartıp ağırlığı, gözle bakıp hacmi tahmin edebiliriz.

32 görüntülenme

ağır taş batman döver

ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez.

32 görüntülenme

borçlunun duacısı alacaklısıdır

borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır.

32 görüntülenme

ağız kullanmak

duruma, ortama göre söz söylemek: Ben nasıl ağız kullanıyorsam sen de o yolda konuş.

32 görüntülenme

durdu durdu, turnayı gözünden vurdu

uzun süre bekledi ancak sonunda isteğini elde etti.

32 görüntülenme

ağızda dağılmak

genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.

32 görüntülenme

boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre (huyumca) huy bulmadım

bir kimse, beden yapısı, zenginlik vb. konularda kendisine uyanı bulabilir ama huyu kendisine uyan bir kimseyi kolay kolay bulamaz.

32 görüntülenme

bozacının şahidi şıracı

aynı düşüncede ve aynı yapıda olan insanlar birbirlerini korurlar, kollarlar.

32 görüntülenme

bu abdestle daha çok namaz kılınır

bir tutum veya davranışın etkisi sürekli olur.

32 görüntülenme

ağzı dili (ağzı) kurumak

1) susuz kalmak; 2) konuşamaz duruma gelmek: 'Ağzım dilim kurudu, kız yalvara yalvara' -Halk türküsü.

32 görüntülenme

ağzı dili bağlanmak

herhangi bir sebeple konuşamaz olmak.

32 görüntülenme

ağzı dolu dolu konuşmak

heyecanlı söz söylemek: 'Birkaç kişiyle, garip bir lisanla ağzı dolu dolu konuşmaya başladı.' -S. F. Abasıyanık.

32 görüntülenme

yürük ata kamçı olmaz

işini ivedilik ve yeterlilikle yapan kişiyi sıkıştırmak gerekmez.

32 görüntülenme

kaza geliyorum demez

kaza, beklenmedik zamanda, ansızın olur.

32 görüntülenme

ağzı süt kokmak

çok genç ve toy olmak: 'Yazmaya başladığım günden bu yana ağzı süt kokan bir yazar olmaktan korkmuşumdur.' -T. Uyar.

32 görüntülenme

canımı sokakta bulmadım

tehlikeye veya herhangi bir sıkıntıya katlanmaya niyetim yok.

32 görüntülenme

ağzına geleni söylemek

1) nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek; 2) gelişigüzel, saçma sapan konuşmak.

32 görüntülenme

el terazi, göz mizan

elle tartıp ağırlığı, gözle bakıp hacmi tahmin edebiliriz.

32 görüntülenme

ağzından bal damlamak (akmak)

çok tatlı konuşmak: 'Öyle zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın.' -A. İlhan.

32 görüntülenme

al giyen alınır

1) göz alıcı giysi giyen güzele hemen istekli çıkar; 2) bir işin yapılışıyla uzaktan bile olsa ilgisi bulunan kimse, o iş üzerindeki eleştirileri üzerine alır.

32 görüntülenme

al malın iyisini, çekme kaygısını

malın iyisini alan, onu tasasız kullanır.

32 görüntülenme

ad koymak

adlandırmak.

32 görüntülenme

âlimden zalim doğar

topluma yaptıklarıyla daima yararlı olmuş bir bilginin çocuğu da öyle olacak diye bir kural yoktur.

32 görüntülenme

adamın adı çıkacağına canı çıksın

insanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.

32 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(bir şeyi) bir köşeye atmak

gerektiğinde kullanılmak için bir yere koymak.

119 görüntülenme

kötek atmak (çekmek)

dövmek, dayak atmak.

119 görüntülenme

(bir şeyi) gözü gibi sakınmak (saklamak veya esirgemek)

bir şeye aşırı ilgi göstermek, önemle bakıp korumak: 'Doğru, hakları vardı, koskoca sandalıyla da beraber gömemezdiler ama çok sevdiği, gözü gibi esirgediği ağlarıyla gömebilirlerdi.' -S. F. Abasıyanık.

119 görüntülenme

(bir şeyi) hesaptan düşmek

hesaptan, borçtan, alacaktan indirmek, çıkarmak.

119 görüntülenme

açlıktan nefesi kokmak

yoksulluk içinde bulunmak.

119 görüntülenme

akla (akıllara) durgunluk vermek

hayranlık uyandırmak: 'Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin akıllara durgunluk veren bir fetihle Osmanlı mülkü hâline getirdiği İstanbul dünyanın en güzel, en harikulade şehridir.' -B. Akyavaş.

119 görüntülenme

(bir şeyin) altında kalmak

1) ezilmek: 'Bir şey değil, karşıdan bir otomobil filan gelir de altında kalırım diye korktum.' -B. Felek. 2) mec. karşılığını verememek.

119 görüntülenme

(birine) yük olmak

1) bir kimse, sıkıntılı bir işini başkasına yaptırmak: 'Onların hepsinde sanki bulundukları yere yük oluyorlarmış gibi utangaç ve ürkek bir hâl vardır.' -B. R. Eyuboğlu. 2) kendisi için başkasına para harcatmak, masraf yaptırmak: 'Bunları gazetelere verebilirsem amcama yük olmaktan kurtulacağıma emindim.' -H. E. Adıvar.

119 görüntülenme

eli para görmek

eline para geçmek: 'Elli yaşlarına doğru pazarcılık yapmaya başladı; eli para gördü, yüzü güldü.' -Ü. Dökmen.

119 görüntülenme

uğur getirmek

iyilik, şans, talih, bereket getirmek: 'Emeti ile evlenmek, Satılmış'a uğur getirmişti.' -E. E. Talu.

119 görüntülenme

anladımsa arap olayım

tkz. 'hiçbir şey anlamadım' anlamında kullanılan bir söz.

119 görüntülenme

ölü gibi

1) hiç kımıldamadan: 'Arkadaşlarım ölü gibi uyuklarken, ben sabahlara kadar dans ediyordum.' -R. N. Güntekin. 2) kımıldamayan, hareketsiz.

119 görüntülenme

(birinin) kucağına oturmak

1) dizlerinin üstüne oturmak; 2) argo yaltaklanmak; 3) argo birinin amaçlarına alet olmak.

119 görüntülenme

fenalık etmek

kötülük etmek, kötülükte bulunmak: 'Bilmeyerek sütnineciğime ve kendime büyük bir fenalık etmiştim.' -R. N. Güntekin.

119 görüntülenme

(birini) avucunun içinde tutmak

ona istediğini yaptıracak güçte olmak.

119 görüntülenme

bir elle verdiğini öbür elle almak

yapar göründüğü bir iyiliği, sağladığı bir çıkarla ödetmek.

119 görüntülenme

(bir şeyin) gözünü çıkarmak

1) beceriksizce davranmak, zarara uğratmak; 2) tkz. iyisi dururken en kötüsünü seçmek.

119 görüntülenme

(birini bir şeye) gark etmek

1) batırmak, boğmak; 2) mec. birine bir şeyi bol bol vermek: 'Bu hayrı ile milletimizi nura gark edeceğine herkes kani idi.' -Y. K. Beyatlı.

119 görüntülenme

bir iğne bir iplik olmak

iğne ipliğe dönmek.

119 görüntülenme

fertik çekmek (fertiği kırmak)

kaçmak: 'Kampana vurup tren kalkacağı esnada 'fertik!' diye bağırırlardı ki 'fertiği kırmak' tabiri buradan kalmadır.' -S. M. Alus.

119 görüntülenme

çan çalmak

herkese bildirmek.

119 görüntülenme

hayrete (hayretlere) düşmek

şaşakalmak, şaşırmak: 'Vaktiyle Göksel bile bu soğukkanlılığım karşısında hayrete düşmüştü.' -N. Hikmet.

119 görüntülenme

(birini) el üstünde tutmak

bir kimseye çok saygı ve sevgi göstermek: 'Ama azdır sanatçılara saygı gösterenler, onları el üstünde tutmak isteyenler.' -S. Birsel.

119 görüntülenme

kusur etmek

yanlışlık yapmak: 'Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?' -A. M. Dranas.

119 görüntülenme

çarşaf gibi

dalgasız, dümdüz ve durgun (deniz, göl).

119 görüntülenme

sabrı taşmak (tükenmek)

artık katlanamaz, dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak: 'Sabrı tükenmiş olanlardan birkaçı, birden söze başlamak istedilerse de reis izin vermedi.' -M. Ş. Esendal.

119 görüntülenme

haz vermek

hoşlanmasını sağlamak: 'Göze bu kadar samimi ve sıcak haz veren bir mahluk çok zamandır görmemiştim.' -H. E. Adıvar.

119 görüntülenme

(bir şeyle) başa çıkmak

bir şeye gücü yetmek: 'Varsın kıraç olsun tarlam / Taşlarını ayıklayacağım / Kazmayı sallayacağım / Karar vermişim / Toprakla başa çıkacağım' -O. V. Kanık.

119 görüntülenme

yeter ki

ancak, şu şartla: 'Yeter ki biri ona iyice bakmış, oturup onunla konuşmuş olsun!' -M. Ş. Esendal.

119 görüntülenme

(bir işin) ilerisine gitmek

bir işin sonuna kadar gitmek.

119 görüntülenme