En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

adımlarını sıklaştırmak

daha küçük ve çabuk adımlar atarak hızlı yürümek, ivmek, acele etmek.

31 görüntülenme

adını ...-ye çıkarmak

bir kişinin sahip olmadığı niteliklerle tanınmasına yol açmak: Adını deliye çıkardılar.

31 görüntülenme

adres bırakmak (göstermek, vermek)

arandığında bulunabileceği, oturduğu yeri bildirmek: 'Kendisi, soracak olurlarsa Hayrettin Ağa'nın adresini vermesini söyledi.' -M. Yesari.

31 görüntülenme

affını dilemek (istemek)

bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğini nezaketle bildirmek.

31 görüntülenme

sebepsiz ölüm olmaz

herkesin ölümü için bir sebep vardır.

30 görüntülenme

yaş kesen baş keser

çeşit çeşit yararları olan ağacı sadece odun sağlamak için kesen insan canına kıymış gibi büyük bir suç işlemiş olur.

30 görüntülenme

ağırlığı olmak

etkisi büyük olmak: 'Başsavcının yargıçlar arasında belli bir ağırlığı var kuşkusuz.' -A. Kulin.

30 görüntülenme

ağlamayan çocuğa meme vermezler

hakkını aramasını bilmeyen kimsenin işi görülmez.

30 görüntülenme

ağlatan gülmez

başkalarına zulmeden kimsenin kötülüğü yerde kalmaz, kendisine döner, o da ağlar.

30 görüntülenme

ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı

herkesi en çok ilgilendiren kendi derdidir.

30 görüntülenme

aç yanından kaç

aç insan tehlikelidir.

30 görüntülenme

açlıktan ölmek

dayanılmaz derecede acıkmak, çok acıkmak.

30 görüntülenme

açlıktan ölmeyecek kadar

çok az: Açlıktan ölmeyecek kadar yiyor.

30 görüntülenme

ad vermek

adlandırmak.

30 görüntülenme

adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu

insanın değeri zengin olmakla artmaz, asıl olan insanlığıdır.

30 görüntülenme

affınıza sığınarak

'hoşgörünüze güvenerek' anlamında kullanılan bir nezaket sözü: 'Affınıza sığınarak malumatınızı da madamdan aldım.' -A. Ümit.

30 görüntülenme

afiş yutmak

yalana dolana kanmak: Geç baba, geç, artık afiş yutmuyoruz.

30 görüntülenme

ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz

davranışlarına engel olacak hiçbir takıntısı yok.

30 görüntülenme

ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez

belirtileri meydanda olan yaşlılık ve izleri ortada duran üzüntü ne yapılsa gizlenemez.

29 görüntülenme

ağası güçlü olanın kulu asi olur

dişli birine dayanan, güvenen kişi herkese kafa tutar, kabadayıca davranır.

29 görüntülenme

sefa ile yenen cefa ile kazanılır

keyifli keyifli harcadığımız para, çok sıkıntı çekilerek kazanılmıştır.

29 görüntülenme

ağır git ki yol alasın

bir işte başarılı olmak isteyen kimse, ağır ağır ama güvenilir adımlarla yürümelidir.

29 görüntülenme

ağır söylemek

acı, dokunaklı sözler söylemek.

29 görüntülenme

ağlayıp da gözden mi olayım?

meseleyi büyütüp sıkıntıya girmek gereksiz.

29 görüntülenme

ağrısız baş mezarda gerek

herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter.

29 görüntülenme

açık düşmek

1) herhangi bir sebeple bir filodan veya istenilen yerden uzakta kalmak; 2) sp. yağlı güreşte yenilgi sebebi olan sırtı veya yanı toprağa değmek.

29 görüntülenme

açıklık kazanmak

bir konu aydınlanmak, anlaşılır duruma gelmek.

29 görüntülenme

açılan solar, ağlayan güler

hiçbir durum olduğu gibi kalmaz, gün gelir tersine döner.

29 görüntülenme

açın karnı doyar, gözü doymaz

tutkulu olduğu konuda insan doyumsuzdur, yetinmek bilmez.

29 görüntülenme

babamın adı Hıdır, elimden gelen budur

gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter.

29 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

aklı başından gitmek

çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

95 görüntülenme

(davayı) nakzen görmek

huk. Yargıtay tarafından bozulan bir karar üzerine bozma sebeplerini de göz önünde tutarak davaya yeniden bakmak.

95 görüntülenme

bir eli yağda bir eli balda (olmak)

varlık ve bolluk içinde (olmak): 'Onlara göre bir eli yağda bir eli balda olan babam için dünyalık hiç bir sıkıntı ve tasa olmamak lazımdı.' -K. Bilbaşar.

95 görüntülenme

bir elini bırakıp ötekini öpmek

aşırı saygı göstermek.

95 görüntülenme

kusur etmek

yanlışlık yapmak: 'Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?' -A. M. Dranas.

95 görüntülenme

içi vık vık (fık fık, pır pır) etmek

sabırsızca, tedirgin davranmak.

95 görüntülenme

bir yastığa baş koymak

evli bulunmak.

95 görüntülenme

(bir işin) ipleri birinin elinde olmak

o işi el altından yönetmek.

95 görüntülenme

eşek derisi gibi

1) derisi çok kalın; 2) mec. duygusu az, duygusuz.

95 görüntülenme

feleğin çemberinden geçmek

hayatta acı tatlı günler görmüş geçirmiş olmak, olgunlaşmış, deneyim kazanmış olmak: 'Oyuna bir de kalender, feleğin çemberinden geçmiş ihtiyar komiser koyacaksınız.' -H. Taner.

95 görüntülenme

ağız değiştirmek

önce söylediğini başka türlü anlatmak: 'Gelgelelim Akif, Berlin'e gidip de oradaki kahveleri gördüğü vakit ağız değiştirmek zorunda kalır.' -S. Birsel.

95 görüntülenme

göz gezdirmek

1) derinlemesine incelemeden okumak: 'Masanın üstünde bir başka gazete var. Biraz evvel ona göz gezdirdiğim zaman birbiri ardı sıra üç havadis görmüştüm.' -R. N. Güntekin. 2) bir yeri, bir şeyi çabucak incelemek.

95 görüntülenme

gözleri dönmek

aşırı ateşten veya can çekişirken gözlerin renkli bölümü kapakların altında kalarak görünmemek.

95 görüntülenme

(bir şey birine) alay gibi gelmek

inanılacak gibi olmamak.

95 görüntülenme

ömrüne ömür katmak

sevinmesine, mutlu olmasına sebep olmak.

95 görüntülenme

(birine) felfelek sokmak

birini kuşkuya düşürmek: 'Sen beni bekle, bir gün seni alırım diye kıza bir felfelek sokmuş.' -R. N. Güntekin.

94 görüntülenme

el elde baş başta

elde bulunan her şeyin tükendiğini anlatan bir söz: 'Balya'da beş on lira kazanmıştı. Onları da yedik, el elde baş başta.' -R. N. Güntekin.

94 görüntülenme

façası olmak

havalı, gösterişli olmak.

94 görüntülenme

ateşe vursa duman vermez

pek cimri olanlar için söylenen bir söz.

94 görüntülenme

huyu huyuna suyu suyuna (uygun)

iki kişinin her yönden birbirine uygunluğunu anlatmak için kullanılan bir söz.

94 görüntülenme

misli menendi yok

benzeri, eşi yok: 'Bu sonbahar sabahında Gülhane Parkı'nın misli menendi yoktur.' -S. F. Abasıyanık.

94 görüntülenme

(bir şeye) merak sarmak (duymak, salmak)

bir şeyi edinme, yapma veya onunla uğraşma isteğine kapılmak, bir şeye eğilim duymak: 'Bu adama, her gördüğüm vakit, merhamet ve korku ile karışık bir merak duyuyordum.' -R. N. Güntekin. 'Miralay beyimiz, emekli olduktan sonra komisyonculuğa kalkan veya cins tavuk yetiştirmeye merak salan soydan değildir.' -H. Taner.

94 görüntülenme

falso çıkmak

bozuk olmak: 'Yüzde beş yüz kâr beklediği bu işlerin alt tarafı falso çıkınca apışmış kalmıştı.' -E. E. Talu.

94 görüntülenme

gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz

birinin uygunsuz özellikleri sayılırken bunların öteden beri bilindiğini anlatmak için söylenen bir söz.

94 görüntülenme

gına gelmek

usanmak, bıkmak: Siyasetten, eleştiriden gına gelmişti.

94 görüntülenme

bok yemek

kaba yakışıksız bir iş yapmak: 'Merak etme kızım, bok yiyor o herif, dedi.' -A. Kutlu.

94 görüntülenme

baş etmek

1) gücü yetmek: 'Ben onlarla baş etmeye çalışıyordum ki Hasan'ın kapısı birden açıldı.' -E. Bener. 2) başarı kazanmak.

94 görüntülenme

farz olmak

yapılması kaçınılmaz olmak: Bunun üzerine, işe bir son vermek farz oldu.

94 görüntülenme

ayağa kalkmak

1) ayakları üzerinde durmak, dikilmek: 'Yeniden ayağa kalkıyorum, pencereye kadar gidiyorum.' -A. Ümit. 2) hasta iyi olmak, iyileşmek; 3) saygı göstermek için oturma durumundan ayaküzeri durumuna geçmek; 4) harekete geçmek: 'O gün yer yerinden oynadı, bütün İstanbul'a ayağa kalkmıştı.' -H. Topuz. 5) isyan etmek; 6) mec. telaşlanmak, telaşa kapılmak, heyecanlanmak: 'Bütün kahve halkı ayağa kalkıyor.' -B. R. Eyuboğlu.

94 görüntülenme

güneş batmak

gün sonunda, güneş ufukta kaybolmak: 'Akşam iyice yaklaşmış, güneş batmaya yüz tutmuştu.' -O. C. Kaygılı.

94 görüntülenme