En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

fırsat vermek

bir işi yapmak için uygun, elverişli şartı sağlamak: 'Bu çeşit yazılara cevap vermek hasma fırsat vermek olur.' -B. Felek.

107 görüntülenme

içi titremek

1) özen göstermek; 2) çok üşümek; 3) duygulanmak.

107 görüntülenme

kıtlıktan çıkmış gibi yemek

doymak bilmezcesine yemek.

107 görüntülenme

sıram sıram dizilmek

sıra veya sıralar oluşturacak biçimde yan yana, arka arkaya gelmek.

107 görüntülenme

yediği önünde, yemediği ardında

bolluk, refah içinde yaşayanlar için kullanılan bir söz.

107 görüntülenme

çehre almak

tavır takınmak: 'Benimle yalnız kalınca yine bir nöbet ağlayıp sızlayacaklarını hissettiğim için çatkın bir çehre almıştım.' -R. N. Güntekin.

107 görüntülenme

(bir şey) çok gelmek

1) gereğinden fazla olmak: 'Mahkeme masrafı çok geldiği için bu isteklerini gerçekleştiremediler.' -Ü. Dökmen. 2) çekilmez ve katlanılmaz olmak.

107 görüntülenme

el bebek gül bebek

nazlı, şımarık bir biçimde: 'Varlıklı, görgülü bir ailenin el bebek gül bebek yetiştirilmiş çocuğusunuz.' -H. Taner.

107 görüntülenme

nabız almak

nabzını saymak.

107 görüntülenme

saçı uzun aklı kısa

esk. kadınları aşağılamak için kullanılan bir söz: 'Ona oğluna olduğu kadar güvenmiyor. Kız çocuğu bu, ne kadar okusa da saçı uzun aklı kısa olur, der.' -E. Bener.

107 görüntülenme

yürürlükte kalmak

bir kanun veya karar geçerli olmaya devam etmek.

107 görüntülenme

(birinin) suçundan geçmek

suçunu bağışlamak.

107 görüntülenme

ortama uymak

çevreye uyum sağlamak.

107 görüntülenme

hakaret saymak

bir sözü veya davranışı hakaret olarak kabul etmek.

107 görüntülenme

(işi) tavına getirmek

işi en uygun duruma getirmek.

107 görüntülenme

Agop'un kazı gibi bakmak

aptal aptal bakmak.

107 görüntülenme

kuş kadar canı olmak

küçük, cılız, güçsüz bir yaratık olmak: 'Kaç gündür helak oluyor fukara, biraz dinlensin; kuş kadar canı var, temelli eriyip bitecek!' -A. İlhan.

107 görüntülenme

esir düşmek

tutsak olmak: 'Beyhude ölmektense esir düşüp yaşamayı tercih ettikleri için teslim oldular.' -Y. K. Beyatlı.

107 görüntülenme

(bir işin) yolunu yapmak

bir işin istediği gibi olması için uygun zemin hazırlamak.

107 görüntülenme

kaldırım çiğnemek

şehirde yaşayarak görgüsü artmak.

107 görüntülenme

eski kimliğine bürünmek

önceki düşüncelerine dönmek: 'Unutmak istediğim eski kimliğime bürünüvermiştim.' -O. Pamuk.

107 görüntülenme

sırtında yumurta küfesi olmamak

eski düşünce ve yönünü kolayca değiştirmek veya sözünden caymakta sakınca görmemek: 'Çelişki içinde konuşur ve sırtında yumurta küfesi olmadığından dün ak dediğine bugün rahatlıkla kara diyebilir.' -H. Taner.

107 görüntülenme

tosun gibi

tıknazca ve gürbüz.

107 görüntülenme

ele gelmek

1) tutulabilmek; 2) bebek kucağa alınacak kadar büyümüş olmak.

107 görüntülenme

ele vermek

1) suçlu bir kimseyi haber verip yakalatmak, ihbar etmek: 'O adamlar kim ise haber vermeli, dikkat etsinler, kendilerini sakın ele vermesinler.' -H. E. Adıvar. 2) herhangi kötü bir şey yapanın yaptığını herkese bildirmek; 3) ortaya çıkarmak.

107 görüntülenme

yüz yüze bakmak

arada hatır gönül meselesi olduğu için karşılıklı ilişkiyi korumak zorunda bulunmak.

107 görüntülenme

turşu olmak

1) yiyecek bozulmak, ekşimek; 2) mec. güçsüzleşmek, bitkinleşmek.

107 görüntülenme

(birinin) üstüne yıkmak

1) kendisinin de sorumlu olduğu bir işin ağırlığını başkalarına yüklemek: 'Tek tük torunlar doğmaya, yetişmeye başlamış, kendi havalarında olan genç babalar, cahil anneler bu çocukların bütün yükünü onunla karısının üstüne yıkmışlar.' -R. N. Güntekin. 2) kendi suçunu başkasına yüklemek.

107 görüntülenme

(her şeye) baş sallamak

karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek.

107 görüntülenme

yüze vurmak

yüzüne vurmak: 'Fakat politikada kabahatleri yüze vurmak yoktu.' -N. Cumalı.

107 görüntülenme