En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(bir şeyi) zimmetine geçirmek

emanet edilmiş para veya eşyayı kendine mal etmek.

107 görüntülenme

alaşağı etmek

1) yetkilerini elinden alıp birini yerinden uzaklaştırmak, atmak, kovmak; 2) kapıp yere vurmak; 3) mec. kötülemek, değersiz göstermek: 'Her on yılda bir, geçmişten bu yana süregelen edebiyatı alaşağı ediyoruz.' -T. Uyar.

107 görüntülenme

hesaba çekmek

bir kişiden, bir kuruldan yaptığı işler için açıklama ve savunma istemek: 'Meclis kapanacak ve orada hükûmeti hesaba çekeceklermiş.' -Atatürk.

107 görüntülenme

not etmek

not olarak yazmak, kaydetmek: Bunu not edin de unutmayın.

107 görüntülenme

haleldar etmek

bozmak, sarsmak: 'Haysiyetli bir şahsiyetin şeref hakkı haleldar edilemez.' -M. C. Anday.

107 görüntülenme

peşini bırakmamak

bir kimseyi veya şeyi izlemekten vazgeçmemek: 'Başımın belası! Peşimi hiç bırakmaz.' -S. F. Abasıyanık.

107 görüntülenme

yüzünden akmak

herhangi bir durum yüzünden çok belli olmak.

107 görüntülenme

ağız etmek

yaranmak için kibar konuşmaya çalışmak: 'Kolonya dökmekten, şeker tutmaktan iyi gözükeceğim diye ağız etmekten yoruldu.' -L. Tekin.

107 görüntülenme

alaya bozmak

alay niteliği vermek.

107 görüntülenme

arkadan söylemek

kendisi bulunmadığı bir yerde bir kimseyi çekiştirmek, dedikodusunu yapmak.

107 görüntülenme

hâli (hâlleri) duman olmak

argo kötü duruma düşmek: 'Anası da artık eskisi gibi çamaşıra falan gidemediğinden hâlleri dumandı.' -H. Taner.

107 görüntülenme

ağız kalabalığına getirmek

1) birini gereksiz sözlerle şaşırtmak; 2) ilgisiz sözler söyleyerek asıl konudan uzaklaştırmak.

107 görüntülenme

küfelik olmak

çok sarhoş olmak.

107 görüntülenme

ev işletmek

genelev sahibi olmak.

107 görüntülenme

sağlık olsun!

üzücü bir durum veya bir zarar karşısında avunma sözü olarak söylenen bir söz: Sürahi kırıldı diye üzülme, sağlık olsun!

107 görüntülenme

şansı yaver gitmek

talihli olmak, bahtı açık olmak: 'Şansı yaver gittiği takdirde orta boylu, uzun saçlı esmerine kavuşabilecekti.' -A. Kulin.

107 görüntülenme

ağızda dağılmak

genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.

107 görüntülenme

(bir yeri) komşu kapısı yapmak

sık gidilen yer hâline getirmek.

107 görüntülenme

omuz silkmek

aldırmamak, önem vermemek: 'Seni hizmetime alacağım, dedim. Âdeta omuz silkerek: -Pekâlâ, dedi.' -F. R. Atay.

107 görüntülenme

(birinin) yüzünü kızartmak

bir kimsenin utanmasına sebep olmak, birini utanacak duruma düşürmek.

107 görüntülenme

alet olmak

bilerek veya bilmeyerek kötü bir işe aracılık etmek, vasıta olmak: 'Mustafa Kemal'de tek olmayan şey, 'alet olmak' zaafı idi.' -F. R. Atay.

107 görüntülenme

(bir olayın) arası soğumak

aradan zaman geçerek önemini yitirmek.

107 görüntülenme

(biriyle) alıp verememek

anlaşamamak, çekememek, geçinememek: Onunla alıp veremediğiniz nedir, ne alıp veremiyorsunuz?

107 görüntülenme

yüzüne kan gelmek

sağlığı yerine gelmek, benzinin solgunluğu geçmek.

107 görüntülenme

ağza alınmaz (alınmayacak)

söylenmesi ayıp, çirkin (söz, küfür): 'Bu ağza alınmaz söz üzerine karşıdakiler birden alevlendiler.' -O. C. Kaygılı.

107 görüntülenme

(biriyle) arası olmamak

geçinememek.

107 görüntülenme

(birinin) ağzından lokmasını almak

birinin hakkı olan şeyi ondan almak.

107 görüntülenme

(birinin) ağzını bağlamak

bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak: 'Ortağım burada kocama basmış büyüyü, basmış büyüyü. Dilini, ağzını bağlamış adamcağızın.' -R. N. Güntekin.

107 görüntülenme

çıt (çıtını) çıkarmamak

1) ses çıkarmamak: 'İşte bak, hücre kapısını çıt çıkarmadan araladı, yine bir şey diyecek.' -A. İlhan. 2) hiç konuşmamak.

107 görüntülenme

kitabı kapamak

herhangi bir konu ile ilgiyi kesmek.

107 görüntülenme